Kitap öneri yazısı değildir! Kendi dünyamda anımsamaya çalışacağım cümleler ve biraz da çocuklarıma bırakacağım düşünceler içerir.
(Spoiler içerir!)
6 farklı öykü ile hayalin zirvesinde adım adım dolaşırken, metaforik ve mizahı anlatıma hayran kalmamak elde değil.
1) Neva Bulvarı: bir gün dönümünün farklı zaman dilimlerinde aynı olmayan statü sahibi hayatları barındırırken yazarın ince eleştirilerini, günümüz insanının hâllerinde hâlâ görmek mümkün. Bakmanın aldanışında, görmek için bakarsan, baktığının gerçekliği tezatlığını ele verir de diyebileceğimiz bakmanın ötesinde hayatlar... Yaşanılası bir yer tasviri ile başlayıp umudun yitirildiği bir son anlatımla Neva Bulvar'ı bizim yan sokaktan geçer oluverdi bir anda.
2) Burun: Sınırsız bir hayal gücüyle fiziksel uzvun metaforu kapsamında varolan kibrin, tepeden bakışın ve gereksiz özgüvenin(!) esiri olmanın acınası hayat yolculuğunda, kendi halinde, namuslu insanların burunlarının durduk yere koparılmayacağını dile getirir yazar. Anlatımın muhteşemliği ise, üniforma giymiş bir burunun size selam durmasının şaşkınlığında, önünde düğmelerinizi iliklerken buluyor olmak kendini.
3) Portre: Tanrısal bir yapıtın sessiz şarkısını dinlemek için can atılan portreyi görme istediğinin cezbinde, şeytan gözlü portreye de tanık olabilmek aynı heveste buluşur. Para uğruna hayallerini, yeteneğini göz ardı etmenin hazin sonunu yaşayan bir ressamın dünyasından çıkabilecek anlamlarda 'Baktığın gibi görürsün. Sevgi gözüyle gören bakışlarda kal!' demek en öz anlatım.
4) Palto: Ahlâkî değerlerde işinin ehli olan, fakat etkileşim halinde olduğu çevre tarafından hor görülen, paraya değer vermeyen, ihtiyacı olan -istek değil ihtiyaç- bir palto için verdiği hayat mücadelesinde, kazanmanın tadına bir gün doğum-batımı arasında varacakken,