Ey kör insanlar! Biraz olsun yerinizden kıpırdayın! Bu görkemli evreni seyredin, o muazzam düzeni ve kudreti görün! Bugün harabe olan nice yapılar, bir zamanlar sizden çok daha ileri toplumların yaşam alanıydı. Bunlara bakın, ibret alın!
Sayfa 57·Kitabı okudu
Din
Her bir taşı binbir çeşit sanatkar eliyle kutsal bir mahiyet almış ve bir gün yer altına geçse, eski Yunan medeniyeri yıkıntılarından bin kere daha çok değerli bir harabe alemi bırakacak olan Paris şehri içinde şimdi eski neşesini kısmen kaybetmiş, alnı hafifçe kırışık bir halk yaşıyor. Bunu görmek ve hissetmek için hiç de fazla dikkatli olmaya gerek yok.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
1623'ten beri devletin en büyük sorunu, Şah Abbas'ın Revan (Erivan) ve Bagdad işgalleriydi. Revan, İran ipek kervanlarının Bagdad-Hind ticâret yolu üzerinde, Osmanlı ekonomisinin can damarları idi. Pâdişah seferine tüm yeniçeri ordusunun katılması kanûndu, fakat birçok yeniçeri oturak ve korucu adıyla İstanbul'da kalırdı. Sultan Murad, buna izin vermedi, bir ihtiyar yeniçeri oturak kalmak istedi, sultan boynunu vurdurdu. Sefer yolunda zorba olarak bilinen kimseleri bulup acımaksızın katlediyordu. Konya'ya uğrayıp Mevlânâ türbesini ziyaret etti, kurbanlar kestirdi; bölgede Hıristiyan zimmîlerin cizyesini türbeye vakfetti. IV. Murad, özellikle, Celâlîler döneminde (1596-1607) “hâlî ve harâbe" (ahâliden yoksun, harâbe) haline gelen Anadolu'yu kalkındırmak için önlemler aldı: Çoğu İstanbul'a kaçıp sığınmış olanların eski vatanlarına sürülmesini emretti. Revan seferinde Sultan Murad çok sert davrandı. Herkes Sultan Murad'ın acımasız idamlarından dehşet içindeydi. Kimseye güler yüz göstermez, armağan vermezdi. Sefere katılanlardan Sivas beylerbeyi Ali Paşa ve başka paşaların başları kesilerek idam olundu. Vakanüvis'e göre bu seferde birçok beyin başı gitmiş, eşyaları hazinece zabt olunmuştur. Sultan Murad sipahi zorbalarından da kimi bulduysa idam etti. Kaleleri almak için 25 büyük top denizden Trabzon'a getirilmişti. Revan Kalesi önüne varış dört ay sürdü. Gürcüler pâdişahın ordusuna harac ve zahire yardımı gönderdiler. Revan kuşatması kalenin teslim alınmasıyla noktalandı (8 Ağustos 1635). Kaleyi, 12.000 İranlı tüfekli asker savunuyormuş (İranlılar yivli tüfek kullanan Kazaklardan yardımcı ücretli asker kullanıyorlardı); kaleye 12.000 asker konularak dönüşe geçildi. Revan fethinden sonra Sultan Murad, Tebriz'e kadar bölgeyi yağma ve tâlan ettirdi. Padişahın alayla girdiği
Sayfa 222 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Tarih
“Bu dünya bir harabe handır, baharı dahi yalancı bahardır ve yaşadım desen de yalandır. Zira insan burada yaşamaz da yaşlanır burada. O vakit neyine gam çekelim, neyine üzülelim? Hem sahip olan kaybettiğine üzülür, malik olan terk ettiğine üzülür, ait olan gittiğine üzülür. Biz sahip değiliz, malik değiliz, ait değiliz ki gam çekelim. O vakit “Hû” diyelim de her kulak işitsin sahibini. “
Sayfa 203·Kitabı okuyor
Alıntı
Yetimdir şu gönlüm, Bundandır tüm sessizliğim, Bir harabe yığınıyım... Deprem anında yere serilirim.. Bu vakitsiz bir yıkımdır... Enkazın altında ölen kimdir? Yoksa, yoksa bu ben miyim? Kendimi dahi tanıyamıyorum.
Sayfa 22·Kitabı okudu
Şiir
Ardında küllenmiş bir harabe vardı; önünde leziz bir hayal...