Geçenlerde 7 yaşındaki yeğenimle gönül işleri hakkında konuşuyorduk. Kendisi, fikirlerine çok önem verdiğim ve her zaman başvurduğum biridir. Neyse, bıcır bıcır konuşup bazı zor konularda beni biraz aydınlattıktan sonra, sınıfta bir çocuğun ona aşık olduğunu söyledi cıvıldayarak. Dedim, “Peki bunu nasıl anladın?” “Arda beni çizgi film izlemeye çağırdı, bu aşk değildir de nedir?” demesin mi? Sorarım sana, bu aşk değildir de nedir Osman?
Bu huylarını ilk kim fark etmişti bilinmez ama dünya kurulalı beri Arkanyalıların hep delik olan ceplerinde kapkara bir akrep taşıdıkları söylenirdi. Boş mezar bulsa içine girecekleri, kasaba dolmuşunda rastlaştıkları tanıdıklarının yol parasını vermemek için devamlı uyuyormuş numarası yaptıkları, kahvehanede çay içerken bardağın yanındaki üç şekerden birini kaşla göz arasında ceplerine indirdikleri, bir şey yiyip içmedikleri için çelimsiz oldukları, anasının gözü seyyar satıcılara taş çıkartacak maharetle bir malı onda bir fiyatına satın aldıkları, paralarına kıyıp sigara almak yerine onun bunun sigarasını otlandıkları, fazla su parası vermemek için haftada bir yıkandıkları, elektrik sarfiyatı olmasın diye zifiri karanlıkta oturdukları, olur da Tanrı misafiri birine bir bardak su vermek zorunda kalmışlarsa gözlerini o gece ömrü billah uyku tutmadığına bin yemin edilirdi.