Sâdi Şirazî 'ye sormuşlar; İnsan nedir? “Yek katre-i hûnest, sâd hezârân endîşe..” “Bir damla kan ve bin bir endişe..” demiş.
Bundan âlâ biyografi düşünemiyorum.
Aslında biz insanlar (ve diğer tüm organizmalar) tüm çabaları sadece moleküler efendilerine yarayan, adeta kendini feda eden köleleriz. Evrimsel biyolojideki bu radikal dönüm noktasını belirginleştirmek için Dawkins eşleyiciler ile araçlar ayrımını ortaya koyar. Eşleyici, kendi kopyalarını üreten bir varlıktır. Araç ise eşleyicinin bunu başarmasını sağlayan mecra. Biz bu araçlarız.
İşbirliğine dayalı yapıların çökme, hatta yıkıcı şiddet döngülerine kapılma eğilimi gösterdiği ampirik olarak defalarca doğrulanmıştır. Davranışsal ekonominin deneysel oyunları, insanların çekincelerle de olsa genelde işbirliği yapmaya istekli olduğunu, ama avantacıların genelde durumu suistimal ederek diğerlerinin işbirliği yapma isteğini azalttığını, böylece bireyin ortak faydaya ortalama katkısının hızla azalıp sonunda sıfırlandığını gösterir.
Son yıllarda yerli halklar hakkında yapılan etnografık araştırmalar da böyle bir tablo ortaya koymaktadır. Atalarımız aile içinde barışçıldı, dışarıdaysa katil ve yağmacı.
Thomas Hobbes gibi insanı kurt olarak niteleyip niteleyemeyeceğimiz hala tartışmalı bir soru olmakla birlikte, insan gruplarının birbirine genellikle son derece düşmanca davrandığı, adli arkeolojik verilere göre çok nettir. Bazı göçebe avcı-toplayıcı kabilelerde doğal ölüm kavramının, bir komşu kabilenin üyelerinin şiddet kullanarak yol açmadığı bir ölümün neredeyse bilinmediği söylenir.