• - ''Kürt Açılımı'' diyerek başladınız. Sonra ''Demokratik Açılım'', ''Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi'' diye devam ettiniz. Sorunun Türkiye Cumhuriyeti'nin bütünlüğüne yönelik, etnik kimlikli, silahlı bir isyan olduğunu anlamak istemediniz. 2002'de sıfıra yakın terörle devraldığınız Türkiye'yi 9 yıl sonra, yeniden her gün teröre kurbanlar verdiğimiz, sokaklarında bölünme senaryolarının konuşulduğu bir ülke haline getirmeyi başardınız. Silahı kafanızın üstünde ''Demokles'in Kılıcı'' gibi tutan, amaçları için araç olarak kullanan İmralı canisi ve onun temsilcileriyle pazarlığa oturdunuz. Sırf seçim dönemini terörsüz bir ortamda atlatmak maksadıyla, görevlendirdiğiniz özel temsilcinizle terörist başına hazırladığı protokollerle % 95 mutabık olduğunuzu söylediniz. Olayın, ABD'nin, Türkiye'nin de aralarında bulunduğu bölge ülkelerini kendine göre şekillendirmesini ön gören ''Büyük Ortadoğu Projesi''nin önemli bir parçası olduğunu bilerek bu projenin ''Eş Başkanlığı''nı kabul ettiniz. ''Büyük Kürdistan'' projesini ''Milli Ülkü'' kabul etmiş Mesut Barzani ile sarmaş dolaş oldunuz. Kendi ülkenizdeki bölücü isyanı söndürmek yerine ABD'nin ittirmesiyle Libya ve Suriye'deki isyanları teşvik ve desteklediniz. Göreviniz ülkenin ve milletin birliğini pekiştirmek iken, milleti 36 etnik parçaya bölerek ayrıştırdınız. Ülkede; Türk-Kürt, Sunni-Alevi, laik-antilaik, dindar-dindar olmayan, bizden-sizden ayrımcılığı yarattınız. Birlik beraberliğimizi darmadağın ettiniz. Atatürk'ün kurduğu Cumhuriyet'e, onun ilke ve ideallerine sahip çıkmak yerine, Neo-Osmanlıcılık gibi bir hayalin peşine düştünüz. Dış politikada ''sıfır sorun'' diye yola çıktınız, tam aksine politik hatalarınızla, Türkiye'yi bütün komşularıyla sorunlu bir ülke durumuna düşürdünüz. Habur rezaletiyle Türk Devleti'nin itibarını, Türk Yargısı'nın saygınlığını yerle bir ettiniz. Habur'dan giren teröristlere kahraman muamelesi yapılırken, hayatları pahasına terörle mücadele eden general, subay ve astsubayları sahte belgeler, düzmece davalarla Silivri ve Hasdal'a tıktınız. Milletin göz bebeği Türk Ordusu, devle , millet, düşmanlarınca aşağılanırken, personeli ve aileleri alçakça iftiralara uğrar, onur ve şerefleriyle oynanırken bundan keyif aldınız. Bunları yapan alçaklara destek verdiniz. Ordu- polis- yargı'yı birbirlerine rakip, hasım haline getirdiniz. Anayasa değişikliği ile Türk Yargı'sını ele geçirerek , ona olan saygı ve güvenirliği yok ettiniz. Medyanın büyük bir kısmını, patronlarının ilişkilerini kullanıp ele geçirerek Göbels'in propaganda makinelerine çevirdiniz. Hata üstüne hata yaptınız. Böylece Türk Devleti ve Milleti'ni bugünkü bölünme noktasına getirdiniz. Bundan başka ne bekliyordunuz ki? Ektiğinizi biçiyorsunuz!
  • Hata denen şey yoktur ki zaten... iyi anlayın! Farz ediniz ki hakikaten bir yanlış yaptınız! Oradan yürürüz ve doğruya çıkarız. Hata denen şey, tashih etmek budalalığında bulunanlar için mevcuttur. Bizim için değil. Biz onun varlığını kabul ettiğimiz andan itibaren her türlü hatanın üstündeyiz.
  • "YANLIŞ YAPTINIZ
    FİLENİN SULTANLARI! 🏆🇹🇷

    Evet büyük hata!
    Güçlü kadınları sevmeyen erkeklerin ülkesinde; gülerek, koşarak, atlayarak, sıçrayarak, parmaklarınızın ucuyla sarstınız o küçük dünyalarını birilerinin!
    Türk bayrağından hoşlanmayan, milli olan her şeye düşman bir kesimin canını sıktınız her yanda Türk bayrağını dalgalandırarak!
    Giydiğiniz şort ve atletten rahatsız olmayan milyonlarca erkek ve kadın, bacaklarınızı değil yüreklerinizi seyretti .
    Ve gurur duydu.
    Meşhur Uygur atasözünde olduğu gibi “bir elinizle beşiği, diğer elinizle dünyayı salladınız”
  • "YANLIŞ YAPTINIZ
    FİLENİN SULTANLARI

    Evet büyük hata!
    Güçlü kadınları sevmeyen erkeklerin ülkesinde; gülerek, koşarak, atlayarak, sıçrayarak, parmaklarınızın ucuyla sarstınız o küçük dünyalarını birilerinin!

    Türk bayrağından hoşlanmayan, milli olan her şeye düşman bir kesimin canını sıktınız her yanda Türk bayrağını dalgalandırarak!

    Çocuk doğurma eylemine “soğuk” tavır alan feministleri de, çocuk doğurtup kadınları eve tıkmayı hedefleyen bağnazları da huzursuz ettiniz yeni doğmuş bebeklerinizle sahaya çıkarak!

    Çocuklarıyla işlerini ayrı tutmayı öğütleyen, çocukları fanusta büyütme taraftarı pedagogları, çocuğu olduğu için kendini her şeyden soyutlayan, hayatını çocuğuna göre şekillendiren anneleri de kızdırdınız bence biraz!
    Sporun futbolla, onun da erkeklerle sınırlı olduğunu düşünenleri tedirgin ettiniz!

    Her maçtan sonra olduğu gibi dünya basınına en rahat haliyle İngilizce röportaj veren Eda Kaptan, tercümansız sokağa çıkamayan devlet büyüklerini ve pek çok erkek sporcuyu da rahatsız etti sanki!
    Ama onlara bakmayın biz sizi çok sevdik, çok da onurlandık.

    Giydiğiniz şort ve atletten rahatsız olmayan milyonlarca erkek ve kadın, bacaklarınızı değil yüreklerinizi seyretti dün akşam.

    Ve gurur duydu.

    Gözlerinizdeki ışığı, yüzünüzdeki gülümsemeyi, kollarınızdaki gücü iliklerimize kadar hissettik, eşlik ettik sevincinize.

    Sporda dünya çapında bir başarı kazanıyoruz ve bunu kadınlarımızla yapıyoruz. Pek de sevinilesi değil kimileri için. Yok saymaya çalışmaları normal. Kadın dövülendir, öldürülendir en iyi ihtimalle görmezden gelinen, “sınırları aşmadığı sürece” sevilen ve beğenilendir.

    Ama siz sınırı da aştınız be kızlar!

    Sıradan ailelerin sıradan çocukları olarak, arkasında nüfuzlu birilerinin varlığı ile değil bilek gücüyle yükselen kadınlar olarak sınırı aştınız!

    Beşik çağındaki bebeğiyle Gözde'yi de alıp geldiğiniz için sınırı aştınız!

    Meşhur Uygur atasözünde olduğu gibi “bir elinizle beşiği, diğer elinizle dünyayı salladınız.
    Gurur duyduk....

    Serap Yeşiltuna
  • Hata denen şey yoktur ki zaten...İyi anlayın!Farz ediniz ki hakikaten bir yanlış yaptınız!Oradan yürürüz ve doğruya çıkarız.Hata denen şey,tashih etmek budalalığında bulunanlar için mevcuttur.Bizim için değil...Biz onun varlığını kabuk ettiğimiz andan itibaren her türlü hatanın üstündeyiz.
  • "Hata yaptınız Bay Evans. George'u öldürmek istediğimi sandınız... Çok aptalca davrandınız, çok çok aptalca..."
    Kadın orada bir dakika daha öylesine oturup ölü adama baktı, yoluna çıkan ve onu sevdiği ayırmakla tehdit eden adama.
    Gülümsemesi giderek gülme halini aldı. Her zamankinden çok Madonna'ya benziyordu. Sonra sesini yükseltti ve seslendi.
    " George, George! Ah, hemen buraya gel! Korkarım çok kötü bir kaza oldu... Zavallı Bay Evans..."