Hayat yolculuğu uzun ve sıkıcı safhalardan oluşur, adım adım, günbegün, çarpıcı hiçbir şey olmadan geçer, ama insanın belleği yolun o bölümüne damgasını vuran beklenmedik olaylarla doludur.Anlatmaya değer olanlar onlardır.
​"İşte bir aydır bu halkın içinde, bu şehrin her tarafını gezmek şartıyla söylüyorum: İstanbul’da hayat yok. Diyebilirim ki buradaki halk yaşamıyor; gaflet ve miskinlik içinde uyuşmuş yalnız bir bitki gibi yaşıyor. İşin gülünç tarafı, eğer İstanbul halkı hayattan ve eğlenceden mahrum olduğunu bilse, şikâyet etse, insan tahammül eder; halbuki burada herkeste yaşıyoruz ve eğleniyoruz fikri mevcut ki işte beni ağlatacak kadar güldüren de budur!"
Alıntı
Reklam
Şimdi, şu anım öldü. Şu an da öldü. Şu an da. Dün öldü. Yıllarım öldü." İçi korkuyla doldu. Bu düşünceden tedirgin oldu. Yılların elinden kayıp gitmesi ve bunu engelleyememek benliğine öyle dokundu ki, bir hiç gibi hissetti kendini. Bir hiç. Bilgisayarına şu notu düştü: "Her an ölüyor ve hayat her an elinden gidiyorsa, bu yaşam kimindir? İnsanın koruyup kollaya-madığı, sonsuza kadar elinde tutamadığı bir şeye benim diyebilmesi tuhaf, değil mi?"
Deniz ekmek kapısı, deniz hayat, deniz sevgili, deniz zalim, deniz suskun, deniz sevecen, deniz öfkeli.
Sayfa 13·Kitabı okuyor
Alıntı
Beni yerden yere vurmayın yıllar •~~•~
Ne bu şimdi? Ne için bütün bunlar? Olacak şey mi! Böylesine anlamsız ve iğrenç olabilir mi hayat? Hayat bu kadar anlamsız ve iğrençse, o zaman niye ölünüyor; hem de acılar çekerek? Bir yanlışlık vardı bu işte. “Belki de sürdürdüğüm yaşam, sürdürmem gereken ya­şam değildir?” düşüncesi takıldı aklına birden. Ama hemen sonra, “Her zaman gerekeni tam gerektiği gibi yapmış benim gibi biri nasıl olur da sürdürmesi gereken yaşamı sür­düremez?” diye geçirdi içinden ve yaşam-ölüm gizeminin biricik çözümünü, olmayacak bir şeymiş gibi kafasından uzaklaştırdı. “Peki şimdi istediğin nedir? Yaşam... yaşamak?.. Nasıl bir yaşam? Mahkemede mübaşirin, ‘Yargıç geliyor!’ diye bağırdığı zamanki gibi bir yaşam mı?” Birkaç kez içinden, “Yargıç geliyor... Yargıç geliyor...” diye yineledi, sonra öf­keyle bağırdı: “Al işte geldi yargıç! Ama benim ne suçum var? Niçin bütün bunlar?” Ağlamayı kesti, yüzünü divanın arkalığına dönerek hep aynı soruya yanıt aradı: “Bütün bunlar niçin? Bu dehşet niçin?”
Sayfa 71
Reklam
Reklam