“İçimdeki çocuk çok erken dillendi.
İlk masalı dinlediğimde,
İlk türküyü anladığımda,
Suların ve ağaçların sesini ilk duyduğumda,
Geceden ilk korktuğumda yazmaya başladım.
O seslerin büyüsüyle, o hikayelerin ardından hayal hanem akıp gitti.
Yalnızlığın ilk kayıtlarıydı o sesler. Hevesin ilk kayıtları. Acıdan korkuya büyümenin ilk kayıtları.”
Şükrü Erbaş’ın kaleminden, cümleleri bazen kısa bazen uzun ama daima katmanlı. Cümlelerin altında yatan anlamlar, derin ve her okuyanda farklı duygular uyandıracak türden.
Seneler sonra ikinci defa okuduğumda kitabı anlayabildim. Üst üste okunup henem bitirilmeyecek yada üst üste bitirilmemesi gereken bir kitaptan ibaret olduğunu düşünüyorum. Zira her okuduğun bölümün üzerinde düşünmen gerektiğini, ölçüp tartman gerektiğini fikrindeyim. Mutlaka okunması gereken kitaplardan
Edebiyatın emeklediği zamanlar olması hasebi ve yazıldığı dônem dikkate alındığında iyi bir kitaptı diyebilirim. Konusunun aleladeliğini göz ardı edilerek bir "Osmanlı gezintisi" yapmak için okunabilecek bir kitap. Namık Kemal'in İntibah'ına bayılmıştım ve gözlerim dolu dolu olmuştu. Mukayese edecek olursam İntibah birkaç kat daha evladır.
Keyifli okumalar.
İbni Haldun'un söylediği gibi coğrafya kaderdir.sözleriyle başlamak istiyorum.
Her insan yaşadığı coğrafyanın izlerini taşır.adeta insan davranış ve şekilleriyle yaşadığı coğrafyayı temsil eder.
Eser, yazarın hayatını ve yaşadığı dönemi ele alarak o dönemle alakalı bizlere çok fazla bilgi sunuyor. Sovyetlere bir şekilde bağlı kalan yada geçiş dönemindeki Türk coğrafyasında yaşanan olayları roman havasında güzelce ele almış.
İnsanların körü körüne mankurt inanışa sahip olmaları ve bu inanışlar yüzünden haksızlığa uğrayan, insanların fikirlerinin değersiz olduğu ve bu yüzdende bedelini ağır bir şekilde ödediğinden bahsediyor...
Üniversite yıllarında çevremde Sovyetlerin dağılmasıyla bağımsızlığını kazanan devletlerden bir çok arkadaşım oldu.onları hep can kulağıyla dinledim.ayrıca Ahıska dan sürgüne gönderilen insanları taşıyan vagonların haylen daha ahıska'da insanlığın gözü önünde durduğuna canlı şahit oldum.adeta geçmişin acı hikayelerini hafızadan silinmesini istemiyorlar...
Bizler türk coğrafyasında yaşanan bu zulümlere karşı sessiz kalmadan elimizden ne geliyorsa yapmak zorundayız.kitabı okurken de yazarın eserleri ele alırken bu hassasiyetle işlediğini fark ediyorum...
Kitabı, dünyanın en güzel kadını olan ve gönül hanem olarak nitelendirdiğim hanımefendinin tavsiyesi üzerine okudum. Bundan sonrada kitap kütüphanemin baş eserlerinden birisi olacak. Yazarı ve diğer kitaplarınıda yakından takip ediyor olucam....
Bu yerlerde trenler doğudan batıya, batıdan doğuya gider gelir.. gider gelirdi..
Bu yerlerde demiryolunun her iki yanında ıssız, engin, sarı kumlu bozkırların özeği Sarı-Özek, uzar giderdi.
Turkiyedeki sag sol catışmasını detaylica ele alan uzun bir ask kitabi. Kitap asktan cok siyasi olaylardan o donemden bahsediyor. Dônem kitabıydı cok sevemedim ama gene de sürükleyiciydi.
Anna Karenina için benim söyleyecek kelime hanem çok ama çok yetersiz ;(
Sen ne muhteşem bir donanımla yazdın bu şaheseri Kıymetli Lev Tolstoy ...
Ayaktayım ve avuçlarım patlayana kadar alkışlayacağım
Kelimenin tam anlamıyla Anna Karenina da her konu kıvamındaydı ;)
Doğum...
Ölüm...
İhanet...
Sadakat...
Acı...
Mutluluk...
Politika...
Din...
Psikoloji...
Aşk...
Tutku...
Sevgi...
Keder...
Kader...
Ve bana göre en önemlisi boş kuruntu ;(
Anna KareninaLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Yayınları · 202555,7bin okunma