Puan vermedi·192 syf.··
2026 13. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 23:38
Neden bu kadar geç okuduğumu bilemediğim bir kitapken beni çok doğru bir zamanda yakaladığını farkettim, tam seyahat sırasında. Bazı kitaplar vardır hayatınızın akışına uyumlu ve sizi yaşadıklarınızla iç içe sürekleyip götürmesini dilersiniz. Bu kitap da onu yaşadığım bir okuma süreci tattırdı bana. “Kişisel Menkıbe” her geçtiğinde kitapta istemsiz içimden sesli okudum. Hayatlarımız belki öyle büyük sinyaller, hedefler, öngörüler barındırmayabilir ama klişe de gelse o yaşanan, şahit olunan, yanından geçilip gidilen küçük şeyler tat verir insana ve devam edebilmesini sağlar yolunda. Kaybolmuş hissetsende, korksanda en kötüden, düşlesende en güzeli; yaşamadan, o adımı atmadan, bulunduğun yeri (fiziksel ya da zihninin içini) terk etmeden bilemezsin başına gelecekleri. Bunu göze almak yolda sadece en iyiyi umut ederek değil korkuyu endişeyi en kötüyü göğüsleyerek sindirerek, her şeyi iç içe bir bütün olarak yaşamaktan geçer. Çünkü insan, yolun sonunda dışarıda aradığı her şeyin aslında kendi içinde olduğunu anlıyor. Evrenin ruhuna dönmek, kendi özüne dönmektir; ne zaman ki o bütünlüğü yakalarsın, işte o an anlarsın ki sen hem 'bir'sin hem de 'hepimiz'sin.
SimyacıPaulo Coelho · Can Yayınları · 2024247bin okunma
8/10
·552 syf.··
2026 49. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 00:18
“Umut kayıp değil, yalnızca yanlış yerde aranıyor..” Ve seri biter.. Final her ne kadar acele gelmiş olsa da çok severek okuduğum bir seri oldu.Yazarın anlatım tarzı, karakterlerin derinliği, içsel sorgulamalar hepsi çok iyiydi.Kurgu harikaydı.Bu kadar uçuk şeylerin bir tek bana aşırı mantıklı geliyor olmasını kesinlikle kabül etmiyorum :D Bence hepimize mantıklı göründüğü anlar vardı.İki puan kırmamın sebebi Goddard (ismini yanlış yazmış olabilirim) karakterinin her yaptığı şeyden yırtmasıydı.Böyle olunca da o karakter benim gözümde gerçekliğini yitiriyor. Yani hadi ama.Bir tane adam yahu.Bir orduyla falan da dolaşmıyor.Bir taneniz de bırakın indirmeyi teşebbüs bile etmediniz ya.Şaşıp kalıyorum.Tamam yine kazanan kötü olsun ama o kadar da kolay olmamalı her şey.Bi diğer sebep ise sonunun çok oldu bittiğe gelmiş olması.Yazar biraz daha uzatabilirdi.Ya da biraz daha yaymayı tercih edebilirdi.Ama öyle olmadı maalesef “Dur bi dakika ne oldu öyle, ay sakın yapma, aa gitti..” falan derken kitap bitiverdi.Olsundu.Çok daha zayıf seriler gördüm onlar bunun yanında solda sıfır kalır. Ne olursa olsun bu seriyi şiddetle tavsiye ediyorum.Mantık çerçevesinden çıkmayan, anlatımı güzel bir bilimkurgu arıyorsanız hiç düşünmeden bu seriyi alın.Pişman olmayacaksınız.
İnceleme
ÇanNeal Shusterman · Juno Kitap · 2025322 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Sadece "özel" insanlar için...
10/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
·
87 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 22:26
Beyninizi zonklatarak, döve döve genişleten ve kendi kendinize geceleri varoluşsal sorular sormanıza neden olan kitap. Birkaç alıntı: • Sen ve ben çoğu kimse gibi değiliz. Dünyada rahatlık aramıyoruz. • İnsan akılla şehvet arasındadır. Bu ikisinden birinin alanında kalanı artık insan diye adlandıramayız. İnsan “gidip-gelen”dir. (Benim tanımlamam) • Amellerimiz ile niyetlerimiz arasındaki boşluğu melekler doldurur. • Yazmaya kalkışanlar mağrur kimselerdir. • Ödev katlanmayı görev ise gözüpekliği gerektirir. • Düşkırıklığı dediğim zaman eskilerin "sukût-u hayâl" dedikleri şeyi kastetmiyorum. Hayal kurmakla başım hiç hoş değildir. Gelecekten beklediği nelerse onları kafada keyfince şekillendirip sonra onlara uymayan durumlarla karşılaşınca hayalleri yıkılan kimselerden değilim. Güvendiğim dağlara kar yağmış falan değil. Derinden bir düşkırıklığı benimkisi. Geçen her gecenin leyle-i kadir, karşılaştığım her kişinin Hızır olmadığını anladığım zaman kırılıyorum. Böylece kırılan bir düş haline dönüştüğümü görüyorum. Evet, bizzat kendim bir düşkırıklığıyım, kırık bir rüyayım ben. Ve hepimiz öyleyiz. • Hepimiz birer düş kırıklığıyız ve kırılmayanda hayır yoktur. • Ne olursa olsun bir ortamda "uyumsuz" bir unsur belirmişse, ortaya bir "uyumsuzluk" çıkmışsa, o noktada anlaşılmaya değer, üzerinde kafa yorma mecburiyeti duyduğumuz bir durum var demektir. • Panik bir dünyada yaşıyoruz. Öyle inanıyorum ki panik karşısında bir şeyler yapmanın yolu paniği önlemeye çalışmaktan geçmez. En doğrusu paniğe hiç katılmamak, yani üretken bir çabaya kendini bağlamaktır. o Ama bu kendini uyuşturmak. Belki de panik elzem! (bu benim yorumum) • Çağımızda sosyalleşme adı altında gerçekleşen sürüleşmeye… • Herkes kendini ikna etsin: Kendi bakış açımın doğru olduğuna birilerini ikna etmek benim
Tahrir Vazifeleriİsmet Özel · Tiyo Yayınları · 20141,479 okunma
Soğuk eller bir kalbi ısıtmaya yeter mi?
10/10
·352 syf.·
2026 74. kitabı
✯Bellisperennis✯ Wuuuuu…Biz ne okuduk böyle meleğimle https://1000kitap.com/huzundalgasi Gerçekten nefes kesici, sürükleyici ve etkileyici bir eserdi. Sayfaları çevirdikçe hikâyenin içine biraz daha çekildik ve kitabı adeta soluksuz okuduk. Bu kitapta daha ilk sayfalarda bir çocuk tanıdım. Kare çerçeveli gözlüklerinin ardına saklanmış, ailesinden yalnızca küçücük bir sevgi kırıntısı bekleyen bir çocuk… Gerektiğinde kardeşlerine siper olan, kendi yaralarını içine gömüp güçlü görünmeye çalışan bir çocuk. Sonra o çocuk büyüyor. Yaşadığı eksiklikler ve kırgınlıklarla insanları gözlerinden değil, ellerinden okumaya çalışıyor. İnsanların sakladığı hikâyeleri, taşıdığı acıları ve görünmeyen yaraları o ellerde arıyor. Ve karşımıza, hayatını insanları anlamaya adamış bir heykeltıraş çıkıyor. Peki seçtiği insan figürlerinde aradığını bulabiliyor mu? Sevgilinin soğuk elleri onun içindeki boşluğu doldurabiliyor mu? Aradığı sıcaklığı gerçekten hissedebiliyor mu? Bunu öğrenmek için kitabı okumanız gerekiyor… Çünkü ben okurken bazı satırlarda kalbimin sıkıştığını hissettim. Özellikle L’nin hikâyesi beni derinden etkiledi. Hatta bir noktada sanki ellerim gerçekten buz kesmiş gibiydi. Bu kitap bazen canımı acıttı, bazen beni gerçeklerle yüzleştirdi, bazen de insanın içinde sakladığı yaraların ne kadar derin olabileceğini hatırlattı. Eğer siz de karakterlerle birlikte üzülmek, düşünmek, sorgulamak ve onların duygularını iliklerinize kadar hissetmek istiyorsanız, Sevgilinin Soğuk Elleri mutlaka okumanız gereken kitaplardan biri. Benim için uzun süre etkisinden çıkamayacağım, kalbimde iz bırakan hikâyelerden biri oldu. Daima sevgiyle ve kitaplarla kalın:) Şimdi söz sırası meleğimde https://1000kitap.com/huzundalgasi Öncelikle bu kitap yolculuğunda bana eşlik etmesine izin verdiği için
Sevgilinin Soğuk ElleriHan Kang · April Yayıncılık · 2025621 okunma
Sahip Olmak ya da Hacklenmek :)
6/10
·256 syf.·
2026 42. kitabı
Eric Fromm’un Sahip Olmak Ya Da Olmak kitabın “Geleneksel öğreti mi ruhsal maneviyat mı” ikilemini, Fromm’un kendi terminolojisine sadık kalarak yazdığı denemelerden oluşuyor. İzleği yol boyunca ontolojik varoluşun temel dinamiklerini ve metodolojisini ortaya koymaya çalışmış. Kavramsal çatışmayı inşa ederken; teolojinin, materyalist kapitalizm eleştirisinin, mistisizminin, felsefi antropolojinin ve dünya edebiyatının kanonik isimlerinden faydalanıyor. İzlediği bu kapsamlı yolda benim ilgimi çeken kısımlar Özelikle teolojik katmanlar oldu. Metnin büyük bölümünün; Hristiyanlığın, Yahudiliğin ve Doğu öğretilerinin arketiplerinden ve mitsel anlatılarından yoğun biçimde beslendiğini görebilirsiniz. Benzer bir varoluşsal potansiyele sahip dinsel dogmaları ve ajitasyon ritüelletini keskin bir dille reddetmiyor. Aksine varoluşun ontolojik temellerinin inançlar üzerine kurulu olduğunu kabul ederek teslim oluyor. Bunun yanında; sıklıkla madde ile ruh arasındaki çatışma üzerinde duruyor. Manevi inaclar ile şahsi çıkarlar arasındaki ayrılmaz iletişimi reddederken hümanizmin psikanalizinde kronolojik veya kavramsal olarak nasıl bir konuma karşılık geldiği üzerinde duruyor. Ona göre; sibernetik insan artık teolojik öğretileri yüzeyde kabul etse de, derinde kendini tanrı ilan ederken farkında olmadan resmi ve gayri resmi birçok dine bağlı hareket ediyor. Açıkçası bu haliyle bir sistem eleştirisi gibi dursa da; putlaştırdığımız birçok kavrama ve toplumsal sorunlara karşı da etkili bir farkındalık oluşturuyor. Kapitalizmin insanı nesneleştirdiği ve "ne kadar mülke sahipsen, o kadar varsın" dediği 20. yüzyılda Fromm, teolojiyi tersyüz ederken, sosyal ilişkilerimiz üzerinden de farklı örneklerle tezini güçlendiriyor. Evet “sahip olduğun kadar varsın” mottosu kesinlikle tersyüz
Alıntı
Sahip Olmak ya da OlmakErich Fromm · Say Yayınları · 20154,777 okunma
Zeze ve Onun Zezeristan Alemine Yolculuk
10/10
·184 syf.··
Beğendi
·
2026 67. kitabı
·
44 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 18:37
Yorum yapmak o kadar zor ki… Dramı, yokluğu ve çocuk saflığını iliklerime kadar hissettim. İnsan kaderini; doğduğu evi, mahallesi, şehri ve ülkesi hamur gibi yoğuruyor. Bir çocuğun gözünden dünyayı ve dünyalıları algılama seminerini nihayete erdirdim. Edebi dili; sade, etkileyici ve şiirsel.. Kısa bir kitaba, minnacık bir çocuğun kocaman kalbi sığmış… “… Hepimiz çocukluğumuzu yitirmiştik. Hepimiz büyüktük; büyük ve hüzünlü…” Sevgili Zeze ve Zezecikler, belki bir gün hepimiz güzel ve tatlı bir dünyaya uyanırız. Sevgiyle kal çocuk…
Duygu ve Düşünce
Şeker PortakalıJosé Mauro de Vasconcelos · Can Yayınları · 2022275,7bin okunma