10/10
·288 syf.··
2025 9. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 16 Kasım 2025 15:06
Serkan Karaismailoğlu’nun muhteşem bir eserini daha bitirdim. Harika hayal gücüyle çizilmiş kitabın aralarındaki resimler, verdiği sayısız örnek ve bilgilerle insanı düşündürten, aslında ne kadar da mükemmel yaratıldığımızı her sayfasında bize hatırlatan harika bir yazarımız. Bu kitap hakkında çok şey yazılırdı ama en iyisi siz okuyun, okutun… Sevgilerimle 1k
Beyinde Ararken Bağırsakta BuldumSerkan Karaismailoğlu · Elma Yayınevi · 20178,7bin okunma
EN ŞAHANE UĞRAŞIMIZ BİZİM - 2
Puan vermedi·240 syf.··
2023 25. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 15 Şubat 2023 14:05
Deneysel ya da teorik bilimle uğraşmayan, onun inceliklerini anlayacak eğitime sahip olmayan, fakat ihtişamını sezmek veya en azından kokusunu almak isteyen benim gibiler için büyük bir hizmette bulunmuş Prof. Kerem Cankoçak. Doğa bilimlerinin pek çok temel kavram ve uğraşlarını sorup cevapladığı bir röportaj yapmış kendisiyle. Olabilecek en basit şekle soktuğu cevaplarının tümüyle anlaşılabilir olduğu söylenemez. Bunun kabahatini Sayın Profesör’e değil, ancak çok özel insanların akıl erdirebileceği “bilim”e yüklememiz gerek. Gerçekten de doğa bilimlerinin “üretici”lerinden olmak her babayiğidin harcı değil. Bu bir yana, onun yalnızca nasıl işlediğini kafamızda açık bir şekilde canlandırabilmek bile çok zor. Bu zor işi, ucundan kıyısından bile, hiçbir zaman yapamayacak olduğunu bilen birisi olarak, bu tür kitapları yalnızca kapkaranlık zihnimde birkaç tane cılız mum yansın, bilim hakkında konuşurken duyduğum haddini aşmak korkusu daha da artsın diye okuyorum. Bu çerçeveyi çizdikten sonra, kitabın aklımda yakıp söndürdüğü belirsiz ışıklardan yakalayabildiklerimi paylaşmak isterim (Peter Whitfield’ın “Batı Biliminde Dönüm Noktaları” isimli kitabı için yazdığım inceleme yazısı için bkz. #186699809) 1- Görmesek de, tutamasak da, her şeyin temelinde madde vardır. Adına “ruh”, “düşünce”, “akıl”, “bilgi”, hatta “ahlâk” dediğimiz kavramlar da aslında birer maddedirler, fizikî temelleri vardır. Yani Pierre-Simon Laplace’ın Napoleon’a söylediği gibi, herhangi bir olayı açıklamak için ruhanî, mistik, üç harfliler, vb. türden varsayımlara ihtiyaç duymuyoruz. Bilimin “henüz” tamamen açıklayamadığı, yanlış açıkladığı veya hiçbir zaman açıklayamayacağı şeyler olsa da, o türden varsayımlara yine de ihtiyaç duymuyoruz. 2- Hiçbir bilimsel kuram mutlak ve
50 Soruda Maddenin EvrimiKerem Cankoçak · Bilim ve Gelecek Kitaplığı · 201989 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
9/10
·424 syf.··
2022 38. kitabı
Kitap fazlasıyla doyurucuydu. Hatta aynı konuları işleyen okuduğum diğer eleştirel düşünce kitapları arasında en sevdiklerimden biri oldu diyebilirim. Sözdebilim örneklerinin her bir iddiasına, bu iddialar ne kadar saçma olursa olsun olabildiğine titiz ve ayrıntılı bir şekilde özet cevaplar verilmiş. Diğer kitaplarda bu o kadar da iyi yapılmıyor; bu iddalara zaten inanmayan veya skeptisizme aşina olan bir okur kitlesi için yazılmış gibi üstün körü geçilip bırakılıyor gibi geliyor bana. Ama astrolojiyi, aşı karşıtlığını, düz dünyayı vs ciddiyetle savunan ve buna gönül vermiş bunca zeki insanın en azından aynı ciddiyetlikte bir eleştiri kitabını hak ettiklerini düşünüyorum. Ve bence bu kitap bunu başarmış. Evrim ağacının kendi sitesindeki yazılar daha ayrıntılı açıkçası ama kitaba direkt o yazıları koymak kitabın orijinalliğini kötü etkilerdi sanırım. İlgimi çekmeyen ve bu kadar üzerinde durulmasının beni bunalttığı bölümler olsa da o bölümlerin üzerinde durulmasını isteyecek sözdebilim inananları muhakkak olacaktır. Evrim ağacının harika astroloji yazılarıyla karşılaştırıldığında kitaptaki astroloji bölümü biraz sönüktü ama yine de okuduğum en güzel astroloji eleştirilerinden biriydi. Tevfik Uyar'ın "astrolojinin bilimle imtihanı" kitabıyla birleştirilse bomba gibi bir şey çıkabilirdi ortaya. Aşı karşıtlığı bölümü de şu anki salgın zamanlarında herkese okutulması gerekiyor, içimin yağlarını eritti resmen. Arsel'in yazdığı sonsözde de kendimden ve çevremden bir çok tanıdık şey gördüm. Kişisel olarak sorunlarımız farklılıklar gösterse de bu konularla ilgilenenler olarak hepimizin ortak olarak yaşadığı izole olma, konuşacak insan bulamama, umutsuzluk vs gibi konulara değinerek okuyanı birazcık da olsa yükseltmeyi çalışmış. Teşekkür ederiz ^^ Daha çok reklamının yapılması
Felsefe-Düşünce
Şüphecinin El KitabıÇağrı Mert Bakırcı · Ginko Bilim Yayınları · 2019209 okunma
8/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2020 299. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 14 Aralık 2020 17:54
Ziya Gökalp hazinesine kaldığımız yerden devam ediyoruz. Bu kitabında daha çok felsefe ve felsefeciler üzerinden ilerlediğini belirtmeliyim. Dilin güzelliğinden, insanlara her konuda fikirlerini belirtmeyi ihmal etmemiş yazarımız. Eski Türklerde Din üzerine yazdığı yazı ise gerçekten takdire şayan. Ayrıca Tevfik Sedat, Demirtaş ve Gökalp gibi takma adlarla felsefe dergisinde yazdığı yazıları içeren bir eser olduğunu da belirtmeliyiz. Ancak bunu Genç Kalemler Dergisi mi yoksa öncülüğünü yaptığı Yeni Mecmua mı yoksa başka bir dergi mi, bilemiyorum dostlar. Bunu araştırdımsada bulamadım. Makalelerde ismi geçen insanlar için de birkaç cümle ayırmışlar ki bu bölümü de çok sevdim. Normalde okur geçersiniz ama merak etseniz çoğunu bulamayacağımız o isimleri de paylaşmak istiyorum: Alkibyades (MÖ. 450-404), Henri Bergson (18558-1941), George Berkley (1685-1753), Rene Descartes (1596-1650), Emile Durkheim (1858-1917), Eflatun – Platon (MÖ. 428-347), Alfred Fouillee (1838-1912), Ebu Hamid Muhammed Gazzali (1058-1111), Jean Marie Guyau (1854-1887), Harald Höffding (1843-1931), William James (1842-1910), Emmanuel Kant (1724-1804), Lucien Levy Bruhl (1857-1939), Marcel Mauss (1872-1950), Ebul Hasan Ali Bin Muhammed Maverdi (974-1058), Stuart Mill (1800-1873), Muhiddin Arabi (1162-1240), Max Müller (1823-1900), Friedrich Nietzsche (1844-1900), Max Simon Nordau (1849-1923), Ernest Renan (1823-1892), Herbert Spencer (1820-1903), Auguste Comte (1798-1857), Hyppolite Taine (1828-1893) ve bu insanların çoğu da yaptıklarıyla fark yapmış insanlar. Böylece güzel bir eseri daha geride bırakmış olduk. Keyifli okumalar güzel dostlar..
Makaleler -2Ziya Gökalp · Kültür Bakanlığı Yayınevi · 198219 okunma
9/10
·120 syf.··
2020 3. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 06 Şubat 2020 13:51
Merhabalar. Bilim kurgunun babalarından sayılan Herbert George Wells'in 1895 yılında ayınlamış efsane romanı Zaman Makinesi Victoria döneminde İngilterede geçmektedir. Zaman gezginimiz bir zaman makinesi yapar ve geleceğin ingilteresi ne gider önceleri tam hayal ettiğimiz gibi bir gelecek sonrasında biraz daha ileri gittiğinde ise çok farklı bir gelecek ve karşılaşır! İnsanlar kendilerini öldürmekten ve doğayı yok etmekten ne kadar zevk alıyor, bu işin sonu Einstein'ın 4. Dünya Savaşı ile ilgili söylediği yere çıkacak! Zaten Einstein'ından bir asır önce H.G. Wells bunu üzerine bu romanı yazdı. Her şeyi yok ediyoruz ama doğanın karşısında o kadar güçsüz ki! Umarım bir an önce herkes akıllanır!.. H.G. Wells tasarladığı dünya o kadar garip ki insan ırkından geriye sadece iki tür olan Eloi ve Marlocklar kalır. Eloiler yer üstünde yaşayan minik ve pek akıllarını kullanmayan bir tür. Morlocklar ise yer altında yaşayan ve vahşi bir türdür. Bu ikisi arasında ki dünyayı, geleceği ve bağlantıları Zaman Gezegen'imiz çözmeye çalışır ve başına binbir türlü olay gelir zaten sade bir şekilde dilimize Celal Üster tarafından çevrilmiş ve dolu dolu bir kitap. Hemen okursunuz. Ha bir de bu kitap 1960'ta George Pal, 1978'de Henning Schellerup ve 2002'de Simon Wells ve Gore Verbinski tarafından üç kere sinemaya uyarlandı. Bunların sadece 1960'da ve 2002'de çekilen filmleri gördüm. İkisi de gerçekten kendi türüne ve dönemine göre harika. 1960'da ki tam eski-filmler havasında bakışlar, duruşlar vs. 2002'deki filmde ise kitaba pek bağlı kalmamış yönetmenler, bayağı bir değişiklik yapmış yönetmenler ama güzel film olmuş. Mutlaka okuyun ve izleyin. İyi okumalar.
Edebiyat
Zaman MakinesiH. G. Wells · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202437,1bin okunma
Labirentindeki İmparator: Dune Mesihi
10/10
·304 syf.··
2020 2. kitabı
Gabriel Garcia Marquez'in diğer kitaplarının gölgesine kalmış bir şaheseri vardır; Labirentindeki General. Bu kitap, Güney Amerika bağımsızlık mücadelesinin en büyük generallerinden Simon Bolivar'ın son aylarını anlatır. Güney Amerika'daki İspanyol hegemonyasını kırıp atan Bolivar'ın omuzları, tek ve güçlü bir Güney Amerika devleti hayaliyle kurulan Büyük Kolombiya'yı taşıyamayacak, Büyük İskender'den dahi çok toprak ele geçirmiş, ve bunu -tarihte nadir görülecek şekilde ele geçirdiği toprakları fethetmek için değil özgürleştirmek için yapmış olan Bolivar git gide bir otokrata dönüşecektir. İşte Labirentindeki General de bu "otokrat" Bolivar'ın son aylarını anlatır. Dune Mesihi de Paul Muad'dib'i "Labirentindeki İmparator" olma yolunda görüyoruz ve öğreniyoruz ki zamanın ve mekanın bağlamadığı, insanlığın tüm bilgisini bir akarsuyu izler gibi görebilse bile insan yine insan. Hasılı bir bilim-kurgu trajedisi okumak istiyorsanız buyrun; sonunda Dune ile büyüyüşüne ve yükselişine şahit olduğunuz "şahinin" yere çakılışına, kanatlarının kırılışına gözyaşları dökeceksiniz...
Dune MesihiFrank Herbert · İthaki Yayınları · 20218,7bin okunma