- "İştikak: Bir kökten gelme, aynı kökten türeme. İlm-i İştikak: Kök bilimi, köken bilimi. Etimoloji. Prof.Dr. Şinasi Tekin (doğ.1933 ölüm. 16.Eylül.2004) Bir Filolog, Türkolog ve Edebiyatçı Entelektüel.
Eseri: İştikakçının Köşesi-Türk Dilinde Kelimelerin ve Eklerin Hayatı Üzerine Denemeler. 267 sahife ve 15. alt başlık altında birbirinden güzel ve eğlenceli makaleler. İncelememi, 11. başlık, Türk Dünyasında Gazâ ve Cihad kavramları Üzerine Düşünceler -Başlangıcından Osmanlıların Fetret Devrine Kadar- olan bölümden bir alıntıyla bitirmek istiyorum.
- "Eski bir metni okurken, gerek Arap harfi metinleri gerekse İslâmiyet dışı eski Türkçe metinleri okurken öğrencilerimizi adım başında hep lügatlara ve benzeri kaynaklara göndeririz. Bir gün biri benim de lügat karıştırdığımı görünce hayretler içinde kalıp demişti ki: "Aaa, siz de mi? Nasıl olur?" değil mi ya, hoca hiç lügata bakar mı? Ayıp değil mi? [...] Evet, lügata bakılır, lügatsiz hiçbir iş görülmez bizim mesleğimizde. Bir lügatsız "iştikakçı", bir lügatsiz filolog, "Kitapsız" yani "dinsiz, imansız" bir adem oğlu gibidir. Vaktiyle bir âlim lügatın gerekliliğini şöyle ifâde etmişti: "Önemli olan, tehlikeli olan kelimeler, bildiğimiz ya da bildiğimizi sandığımız kelimelerdir. Bunlar için tekrar tekrar, ısrarla ve inatla lügat karıştıracağız. Bilmediklerimiz hiç önemli değildir, çünkü onları zaten istesek de istemesek de lügat kitaplarında veya başka metinlerde arayıp bulacağız" Bir başka güzel lâf da şu: "Lügatla pehlivanlık olmaz!" Bu konuda son bir vecize daha, belki ilgilenenlerin kulağına küpe olur: "Osmanlı Türkçesini bilmek demek, lügat kitaplarına bakma alışkanlığı kazanmış olmak demektir." Bunun ötesi yani "Ben eski metinlerin dilini bilirim!" iddiası boş lâfdır, "herze yimek"tir. [...] Alışmışızdır, zannederiz