Deniz Barış

Okuma saati
İYİ DE, bugünkü okuma saatini zaman çizelgemin neresinden çalayım? Arkadaşlardan mı? Televizyondan mı? Yolculuktan mı? Aileyle beraber geçirilen akşamlardan mı? Ödevlerimden mi? Okuma vaktini nereden bulacağız? Çok önemli mesele. Başlı başına bir mesele. Okuma vakti mesele ediliyorsa, ortada okuma arzusu yok demektir; çünkü aslına bakılırsa, kimsenin hiçbir zaman okumaya vakti yoktur. Ne küçüklerin ne gençlerin ne de büyüklerin. Hayat, okumaya vurulan sürekli bir köstektir. "Okumak? İsterim tabii ki, ama iş, ev, çocuklar, zamanım kalmıyor...” "Okumaya vaktiniz olmasına ne kadar imreniyorum!” Nasıl oluyor da, çalışan, alışveriş yapan, çocuklarını yetiştiren, arabasını süren, üç erkeği seven, dişçiye sık sık giden, evini taşıyan şu kadın okumaya vakit buluyor da, mazbut bir hayat süren mirasyedi bekâr bulamıyor? Okuma vakti her zaman çalınmış vakittir. (Tıpkı yazma vakti veya sevme vakti gibi.) Neyden çalınmış? Yaşama görevinden çalınmış mesela. Şüphesiz onun içindir ki metro —söz konusu görevin bayatlamış sembolü— dünyanın en büyük kütüphanesi oluvermiştin Okuma vakti, sevme vakti gibi, yaşama vaktini genişletir. Zaman çizelgemiz açısından düşünülecek olsaydı, kimse âşık Olmaya kalkışmazdı. Kimin vakti vardır âşık olmaya? Ama kendine sevme vakti tammayan bir âşık gördünüz mü hiç? Okumaya vaktim hiç olmadı, ama hiçbir şey, beni sevdiğim bir romanı bitirmekten alıkoyamadı. Okuma toplumsal zamanın örgütlenmesine bağlı değildir; o, aşk gibi, bir varolma tarzıdır. Mesele okumaya vaktim olup olmadığı değil (kaldı ki bu vakti bana kimse vermez), bir okur olma zevkini kendime tanıyıp tanımamamdır.
Sayfa 93·Kitabı okudu
Edebiyat
Deniz Barış
Ahh evet, az yada çok okur insan günlük yaşantının yoğunluğuna göre. O çok yorgun kadınlar, anneler çocuklarından çalamaz vakti ancak kendi uykusundan çalarak okuma hazzıyla kitap elinde uykuya dalarlar.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
8/10
·445 syf.··
2017 25. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 11 Aralık 2017 11:15
Merhaba 1000k üyeleri... Öncelikle şunu belirtmeliyim ki; benim incelemem içerik hakkında olmaktan ziyade bu kitabın ben de bıraktığı duygulardan ibaret olacaktır.Felsefe mezunu bir hapishane çalışanı olarak bu kitabı okumak benim için çok önemliydi.Kitabı görür görmez kendi işime ve akademik kariyerime çok şey katacağını anladım.Bulabildiğim her fırsatta elime aldım.Bir yandan çalıştığım için düzensiz zaman aralıklarıyla okudum.Buna rağmen çoğu felsefe kitaplarını okurken yaşadığım odaklanamama sorunu olmadı.Kitabın dili gayet anlaşılırdı.Beni öyle güzel yakaladı ki Foucault , kendimi mesleğimi sorgularken buldum.Hapishanenin iç dünyasında yolculuğa çıkmak isteyenler; Michael Foucault gibi 'sadece düşünmekle kalmayıp eyleme geçen ' bir filozofun trenini kaçırmamalılar...Hepinize iyi okumalar :) Not: Gardiyan değilim İnfaz ve Koruma Memuru'yum..Bu konuda herkesle anlaşalım.30 yıla aşkın bu sıfat kullanılıyor..Teşekkürler ...
Felsefe
Hapishanenin DoğuşuMichel Foucault · İmge Kitabevi Yayınları · 20131,381 okunma
Deniz Barış
Umarım suçsuz mahkumlar da olduğunu gözardı etmiyorsunuzdur
sanat eseri üretmiş, satmak için yazılmamış, hayran kaldım
Puan vermedi·243 syf.··
2020 31. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 10 Nisan 2020 21:13
Nasıl başlasam ki, içimdekileri bilen ben, bildiklerimi anlatmak zorunda kalan ben, bildiklerimi anlatabilmek için nasıl yol izleyeceğimi bilmeyen ben. Çünkü ve önce şunun adını koymak gerekiyor. Okuyanlar, eğer kitabı sindirmeden, özümsemeden acele etmeden okudularsa ben ne desem hikâye kalır. Okuyacaklar, kitabı elinize alıp, dümdüz okuyacaksanız ortalarına gelmeden oflarsınız, bu ne anlatıyor dersiniz. Hatta olmamış bu diyenlerden de olabilirsiniz. Öyleyse zorluğunu baştan bileceksin, öyleyse yazarın bu kurmacası hakkında biraz araştırma yapacaksın ve takdir edeceksiniz. Başka türlü olmaz sevgili okur. Yazar röportajların birinde bu romana başlarken “İnsan gördüğü şeylerin toplamı kadar uyanık, görmediği şeylerin sonsuzluğu kadar uykudadır” düşüncesine sahiptim diyor. (Neymiş sahip olduğu düşünce, anladınız mı sahip olduğu düşünceyi, adam bu düşünce ile romana başlamış, bence bu kadarı yeter, başka söze ne hacet) Bu düşünce dışında hiçbir planım, karakterim vb. yoktu diyor. Masaya oturup özene bezene yüzlerce cümle yazıyordum, hiçbirini beğenmiyordum ve sadece o ilk cümleyi arıyordum diyor. Ve bu süreç 8 ay sürmüş. Okurken notlar almaya çalıştım, aldığım notlarda 1000kitap’ın kitapla ilgili özel notlarınız bölümüne yazıyordum, okumam bittiğinde onları Word e aldığımda 3 sayfa tuttuğunu gördüm. Bunu niçin yazıyorum, kitabın içinde kalabilmek için bir uğraş vermek gerekiyor. “bir gölge gibi, masaya doğru yeniden yürüdüm” cümlesiyle başlayan roman “sonra dayımın hikayesini yazabilmek için kalktım ürkek” son cümlesiyle bitiyor. İlk cümle ve son cümle arasında 242 sayfada iç içe geçmiş öyküler yer alıyor. İlk cümle ve son cümle büyük bir çember, bunun içinde bir sürü küçük çemberler… Sonsuzluk hissi vermek için. Bu hissi vermek için çember genişleyebildiği kadar
Edebiyat
Uykuların DoğusuHasan Ali Toptaş · Everest Yayınları · 20201,455 okunma
Deniz Barış
Vavv! okunacaklar listesine aldım. Okurken sizden yardım istemem gerekebilir ama
Mümkün mü
mümkün mü can kardeşim mümkün mü içlenmemek yağmur atmaya başlayınca şöyle inceden inceye bilmem nedir ne vardır koynunda şu akşamın mevsim sonbahar ağaçlar yeşilden sarıya dönmüş saat yedi sularında caddeler cıvıl cıvıl insan mümkün mü can kardeşim mümkün mü içlenmemek dertlerimiz varken tarife sığmaz saadetten nasipsiz insanlar yaşarken mümkün mü 'yârin serv-endamına' şiir söylemek elden ne gelir hem ağlamak kifayet etmez ne kadar cömert olsa gönül bir şeyimiz yok ki verelim sizi ancak mısralarımız teselli edecek şehrin kenar semtlerinde oturan insanlar mümkün mü can kardeşim mümkün mü içlenmemek düşündüğümüz andan itibaren sokaklar dolusu kimsesiz çocuğu evet ben de şairim bahsetmek isterim saadetten ama neyleyim bir türlü dilim varmıyor aç karnına aç karnına türkü söylemeye
Sayfa 71·Kitabı okudu
Şiir
Deniz Barış
Bir ayrılık bir yoksulluk bir ölüm
Yüzünüz için size mektup
- Andığımda bir uyum buluyorum Yüzünüzle bu yüzünüz arasında Ve ilkiyle, bir kafeteryada Gün oluyor nasıl bir şeydi yüzünüz Neye benzer, biraz duraksadıysa Sonra gidip gözlerime bakıyorum Size uzun uzun bakmışlardı bir ara Bana yazılmış mektup mu yüzünüz Açana dek bekletilmiş masanızda Bir şey var, söylemediğim, nasıl söylerim Hep sizin yüzünüzden o yüzünüz olmasa Beyazlar baştan aşağı, gül başınızda Yüzünüz hatırına yine yazın bana
Sayfa 106·Kitabı okudu
Şiir
Deniz Barış
Bu cook güzel. Yüzün yüzünden....