Budizm
Puan vermedi·%82 (92/112 syf.)
Kitapta beni en rahatsız eden şey, çevirmenin "ne ... ne de ..." bağlacının kullanımını bilmemesi. Bu bağlaç kullanılırken cümle yapıca olumlu olmalı. Cümleleri hep olumsuz yapmış. Kitaptaki bazı sorunlar da bazı batı kaynaklı kelimelerin yanlış veya aslına uygun (?) yazılmış olması. Lotus kelimesinin Lotos yazılması gibi. (Alm.) Diamant Sutra yazacağına Elmas Sutra yazılabilirdi. Literatürde Elmas Sutra olarak biliniyor zaten. Bazı yerde asıllarını yazıp bazı yerlerinde Türkçeleştirmeye çalışmış. Çevirmende bir tutarlılık göremedim bu anlamda. Yazar Helwig Schmidt-Glintzer ilk kez tanıştığım bir Sinolog. Daha farklı Sinologlardan da farklı okumalar yaptım bu zamana kadar. Bu eserin ihtivasının çok geniş bir yelpazede olduğunu belirtmekle beraber çok yüzeysel kaldığını düşünüyorum. Koskoca Budizm 112 sayfada anlatılması zor. Ha, eğer anlatılacaksa Pali Kanondan (Sutra Abhidharma ve Vinaya) daha çok bahsedilmeliydi diye düşünüyorum. Ayrıca kitapta Uygurlardan ve Toharlardan hiç mi hiç bahsedilmemiş. Çok büyük bir eksiklik olduğunu düşünüyorum. Budizm hakkında genel bir bilgi edinmek isteyenlere bile yetersiz kalacak bir kaynak olmuş. Puanım 3 maalesef.
Din
BudizmHelwig Schmidt Glintzer · Runik Kitap · 202112 okunma
Calvino’yu anlayamamak…
Puan vermedi·128 syf.··
2026 37. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 19:40
Bir yazarı okumakta ve anlamakta hiç bu kadar zorlandığımı hatırlamıyorum. Palomar’dan sonra bu okuduğum ikinci kitabı oldu, belki de yanlış kitaplardan başladım bilemiyorum. Görünmez Kentler’i de almış olduğum için okuyacağım, oradan da bir şey alamazsam sanırım tekrar okumayacağım bir yazar. Şöyle bir his veriyor bana, ben çok şey biliyorum, bak böyle dolambaçlı cümleleri nasıl da kuruyorum, sen bunları anlamasan da olur ama anlayabilmelisin diyen bir yazar… Seveni çok, kıymetli de bir isim, gömmek benim haddim değil ama ben Calvino ile çok istememe rağmen anlaşabilmiş değilim. Epey tecrübeli bir okur olduğum için de bunun suçluluğunu duymuyorum. Üzülüyorum diyebilirim. Bu kitabını kurgu okumayı seven Tarot meraklılarının özellikle seveceğini ve daha iyi anlayacağını düşünüyorum. Kolektif bilinçdışının bir temsili olarak tarot kartlarını kullanıyor ve onlar üzerinden hikayeler anlatıyor. Fikir şahane ama gel gör ki hikayelerin içine girmek kolay değil. Belki minicik olarak siyah-beyaz verilen kart görselleri renkli ve daha büyük olabilseydi (ki böyle bir tasarımı koskoca YKY neden yapmadı anlamak zor) durum farklı olabilirdi.
Edebiyat & Roman
Kesişen Yazgılar ŞatosuItalo Calvino · Yapı Kredi Yayınları · 2020590 okunma
Reklam
8/10
·416 syf.··
2026 59. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 17:52
Yukio Mişima'nın kalemiyle Denizi Yitiren Denizci kitabında tanışmıştım. Açıkçası o kitabı okumaktan pek hoşlanmamıştım. Bu yüzden ilk kitabını sevmediğim yazarlara ikinci bir şans vermek bana her zaman biraz zor gelir. Olumsuz düşüncelerime rağmen Bereket Denizi dörtlemesine başladım. Tabii bunda Ölmeden Önce Okumanız Gereken 1001 Kitap listesinde yer almasının da büyük etkisi var. Bahar Karları'na gelecek olursam, beni büyüleyen bir kitap olmadı ama sevdim. Roman, 1912 yılında Japonya'nın geleneksel aristokrat yapısının modernleşmeyle sarsıldığı bir dönemde geçiyor. Hikâyenin merkezinde genç aristokrat Kiyoaki Matsugae ile çocukluk arkadaşı Satoko Ayakura var. Mişima onların hikâyesini anlatırken bir yandan da Japon aristokrasisinin çöküşünü ve Batılılaşmanın yükselişini gözler önüne seriyor. Araştırdığım kadarıyla Mişima, Japonya'nın geleneksel değerlerini kaybetmesinden rahatsızlık duyan bir yazarmış. Romanda da eski aristokrat dünyanın yavaş yavaş yok oluşuna karşı belirgin bir nostalji hissediliyor. Ana karakter Kiyoaki ise hiç sevdiğim bir karakter olmadı. Bencil, kararsız ve fazlasıyla kendini beğenmişti. Karakterinin bu kusurlu yanları da onu kaçınılmaz şekilde yıkıcı bir sona sürüklüyor. Kitap, Meiji döneminin sonundan başlayıp Taishō döneminin ilk yıllarında geçiyor. Biliyormuş gibi yazdığıma bakmayın, ben de araştırdım. :) Mişima'nın dili güzel ve akıcı ama anlattığı şeyler olaylardan çok duygu ve atmosfer üzerine kurulu. Bu yüzden bence biraz sabır istiyor. Zira 400 sayfalık kitabı altı günde bitirdim. Benim için altı gün bayağı uzun bir süre. Şimdi serinin ikinci kitabını merak ediyorum bakalım devamında beni neler bekliyor.
Bahar KarlarıYukio Mişima · Can Yayınları · 2018782 okunma
Puan vermedi·623 syf.··
2026 18. kitabı
Sina Uzun bir maratonun ardından Sina serisinin üçüncü ve son kitabını da bitirmiş bulunuyorum. Benim için bu son cilt, ilk iki kitaptan biraz daha farklı bir kulvardaydı. ​Dürüst olmak gerekirse, bu kitapta ana karakterimiz Sina’ya zaman zaman çok kızdım. Bazı anlardaki şımarık tavırları sabrımı biraz zorlasa da, hikayeyi tamamen sırtlayan ve okuma keyfini zirvede tutan kesinlikle yan karakterler oldu. Hülya ve Taylan ikilisini okumak çok keyifliydi; Özge ise enerjisiyle beni kitap boyunca en çok güldüren, sayfaları neşeyle çevirmemi sağlayan favori karakterim oldu. ​Genel bir değerlendirme yapmam gerekirse; serinin özellikle ilk kitabı benim için çok ayrı ve büyüleyici bir yerdeydi. Son kitap beklentilerimin biraz altında, daha ortalama bir çizgide kalsa da bu yolculuğa çıktığım için hiç pişman değilim. Çünkü bu hikayeyi arkadaşlarımla eş zamanlı okumak, teoriler üretmek ve karakterleri beraber çekiştirmek bu deneyimi bambaşka bir keyfe dönüştürdü.
Sina – EbediyetAslıhan Doğa · Perseus Yayınevi · 2020272 okunma
Saatleri Ayarlama Enstitüsü Müdiriyet-i Umûmiyesi’ne
10/10
·368 syf.··
Beğendi
·
2026 14. kitabı
​Saatleri Ayarlama Enstitüsü Müdiriyet-i Umûmiyesi’ne ​ Sayın Tanpınar, ​Bu mektup, geçmiş zamanın tozlu raflarına terk edilmiş bir özlemin yankısını taşımakta her bir harfim, İstanbul’un tüm ihtişamıyla yansıdığı o tabloların nesneleşmiş anlara atılmış bir çentik, her bir cümlem ise yaşanmamış günlerin çetelesini tuttuğum ruznâmeden alıntıdır. Zamana çentik atmaya başladığım o ilk andan itibaren bu güne değin süren bu gecikmişlik hâli, Mübarek’in çarkları arasında daha da bilenerek dışa vurmaya devam ediyor. ​Eskimiş yüzlerin bir izdüşümü olan bu gecikmişlik beyanı, aklımı kalbimin çekmecesinden çıkardığım o "geniş zaman" algısına ram olduğum şu ezelî ve ebedî saniyeden itibaren nihayete eriyor. Kalemim parmaklarımın esaretinden kurtulup ürkek ve marazlı sözcüklerim, kırık kanatlarıyla Boğaz’ın sisli sularına doğru yola çıkmaya hazırlanırken zarfımı anın geniş ufkuna emanet ediyor, pulunu geleceğin meçhul boşluğuna mühürleyip tüm zamanları içine alan bu müşterek iç döküşü, bu hüzünlü senfoniyi sizinle paylaşıyorum. ​İnsan, fikirlerini büyütüyormuş meğer kendi tenhalığında... Ben de büyüttüm yıllarca söylencelerin ağırlığını omuzlarımda. Tıpkı Nuri Efendi’nin saatlere yüklediği anlamlar gibi suyun derinliğindeyken ağır, yüzeye çıktığında "incir çekirdeğini" dahi doldurmayacak bir hiçlik... Şimdi tüm bu anlamları "sahnemin dışında" bırakıp bu içi boş ama muazzam derecedeki ağırlıktan, dipsizliğin o derin uğultusundan kurtuluyorum nihayet. ​Evvelce zatıalinize arz ettiğim o "sükût provası" meselesi –doğrusu ben bu durumu aristokratik bir inzivada ruh terbiyesi sanıyordum ki yanılmışım– zihnimde, metruk bir mabedin estetiğiyle örülmüş bir girdaba dönüştü. Dayanılmaz hâle gelen bu trajik ciddiyeti, bu yapay mukaddesatı muhafaza edebilmek uğruna kalbime çıkan tüm yolları
Saatleri Ayarlama EnstitüsüAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 201053bin okunma
Puan vermedi·
Yaşamaya Dair Yaşamak şakaya gelmez, büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın bir sincap gibi mesela, yani yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden, yani bütün işin gücün yaşamak olacak. Yaşamak işini ciddiye alacaksın, yani o derecede, ki mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda, yahut kocaman gözlüklerin, beyaz gömleğinle bir laboratuvarda insanlar için ölebileceksin, hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için, hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken, hem de en güzel, en gerçek şeyin yaşamak olduğunu bildiğin halde. Yani, öyle ciddiye alacaksın ki yaşamayı, yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin, hem de öyle zeytinler, ki mesela, düşman çocukları yiyecek, sen görmeyeceksin bile.
Henüz Vakit Varken GülümNazım Hikmet Ran · Yapı Kredi Yayınları · 202227,8bin okunma
Reklam
Reklam