ebru güllü, bir alıntı ekledi.
30 Kas 13:48 · Kitabı okudu · Beğendi · 6/10 puan

''Hayırlı işler. Menemen yapıyor musunuz?"
"Evet"
"Sucuk falan da koyuyor musunuz içine?"
"İstersen koyarız"
"Hım... Benimki sucuksuz olsun o zaman"

Ey Aşk Nerdesin?, Eray Emre EvrenEy Aşk Nerdesin?, Eray Emre Evren

VII. BÖLÜM
Öykünün Sonu
İvan Nikiforoviç, Anton Prokofyeviç'i görünce:
- Oo, merhaba, köpekleri niye kızdırıyorsunuz? dedi.
Çünkü, kimse Anton Prokofyeviç'le şaka etmeksizin konuşmazdı. Anton Prokofyeviç:
- Hepsi de gebersin! Kim onları kızdırıyor? diye yanıtladı.
- Yalan söylüyorsunuz.
- Vallahi değil! Pyotr Fedoroviç sizin yemeğe gelmenizi istiyor.
- Hım.
- Vallahi! O kadar çok istiyor ki, anlatamam! İvan Nikiforoviç benden niye düşmanından kaçar gibi kaçıyor. Konuşmak veya oturmak için hiç uğramaz oldu, diyor.
İvan Nikiforoviç çenesini okşadı.
- Eğer İvan Nikiforoviç bu kez de gelmezse, neye yoracağımı bilmiyorum; hakkımda bir düşüncesi var galiba! Anton Prokofyeviç, bir zahmet edin (benim için yorulacaksınız ama), İvan Nikiforoviç'i getirin, dedi. Ne dersiniz, İvan Nikiforoviç? Gidelim! Şimdi orada güzel bir toplantı var!
İvan Nikiforoviç, sahanlıkta duran ve boğazı yırtılırcasına öten horoza dikkatle bakmaya başladı.
Gayretli aracı:
- Bilseniz İvan Nikiforoviç, Pyotr Fedoroviç'e ne güzel mersin balığı etleri, ne taze havyarlar göndermişler! diye sözünü sürdürdü.
İvan Nikiforoviç, bu sırada, başını çevirdi ve dikkatle dinlemeye başladı. Bu durum, aracıyı yüreklendirdi:
- Haydi çabucak gidelim, Foma Grigoryeviç de orada.
Sonra, İvan Nikiforoviç'in hiç kıpırdamadan aynı durumda yattığını görünce:
- Ne dersiniz, gidelim mi, gitmeyelim mi? diye sordu.
- İstemiyorum.
Anton Prokofyeviç, inandırıcı sözleriyle bu saygıdeğer insanı tümüyle inandırdığını sanırken kesin bir “istemiyorum” sözü işitince çok şaşırdı.
Hatta, bu biçimde eğlenmeyi sevenler, özellikle yargıç ve polis müdürü başına yanar bir kâğıt koydukları zamanlar bile çok seyrek görünen bir can sıkıntısıyla hemen:
- Neden istemiyorsunuz? diye sordu.
İvan Nikiforoviç biraz burunotu çekti.
- Siz bilirsiniz İvan Nikiforoviç, sizi alıkoyan şeyi bilmiyorum!
Sonunda İvan Nikiforoviç:
- Niçin gideyim? Haydut oradadır!
Bu adı çoğunlukla İvan İvanoviç'ten söz etmek için kullanırdı. Aman Tanrım! Daha geçenlerde..
- Vallahi gelmeyecek! Billahi gelmeyecek! Beni hemen şuracıkta yıldırım çarpsın ki gelmeyecek! İvan Nikiforoviç, haydi gidelim!
Bunları bir saatte on kez ant içmeye hazır olan Anton Prokofyeviç söylüyordu.
- Yalan söylüyorsunuz Anton Prokofyeviç, o oradadır!
- Vallahi, billahi değil! Eğer oradaysa ben şuracıkta öleyim! Kendiniz de bir düşünün, niçin yalan söyleyeyim! Ellerim ayaklarım kurusun ki! Şimdi de inanmıyor musunuz? Buracıkta, önünüzde gebereyim! Ne babam, ne anam, ne de ben cennet yüzü görmeyelim! Hâlâ inanmıyor musunuz?
İvan Nikiforoviç, bu güvencelerden sonra tümüyle rahatladı; kocaman ceketli odacısına şalvarını ve pamuklu ceketini getirmesini buyurdu.
İvan Nikiforoviç'in şalvarını nasıl giydiğini, ona kravatını nasıl bağladıklarını ve sonunda, sol koltuk altı patlamış olan ceketini nasıl giydirdiklerini anlatmanın tümüyle gereksiz olduğu görüşündeyim. İvan Nikiforoviç'in giyinmeyle uğraştığı bütün bu zaman için, Anton Prokofyeviç'in ona Türk burunotu kesesini bir şeyle değişmesi için yaptığı önerilere, görgülü sessizliğini koruyarak tek sözcükle bile yanıt vermemesi takdir edilir.
Bu sırada, toplantıda bulunanlar, İvan Nikiforoviç'in geleceği ve sonunda, genel isteğin yerine gelmesi için bu değerli insanların birbirleriyle barışacağı heyecanlı anı sabırsızlıkla bekliyorlardı. Birçoklarıysa İvan Nikiforoviç'in gelmeyeceğine hemen hemen emindiler. Hatta, polis müdürü İvan Nikiforoviç'in gelmeyeceğine dair, bir gözü kör olan İvan İvanoviç'le bahse tutuşuyordu. Fakat, bir gözü kör İvan İvanoviç, bahse, kendi kör gözüne karşılık, onun da sakat ayağını koymasını istediğinden polis müdürü bahse girmekten vazgeçti. Polis müdürü bu isteğe çok gücendi, toplantıda bulunanlarsa kıs kıs güldüler. Mirgorod'da tören zamanlarında bile, yemeğin yenmiş olması gerektiği ve saat çoktan ikiyi geçtiği halde henüz hiç kimse yemek masasına oturmamıştı.
Anton Prokofyeviç, kapıdan girer girmez, hepsi bir anda onun çevresine toplandılar. Anton Prokofyeviç, bütün sorulara karşılık kararlı bir sesle: “Gelmeyecek” diye bağırdı. O, bu sözü söyler söylemez, elçilikte uğradığı başarısızlıktan dolayı, tam bir azar ve sövgü yağmuru başlayacağı, belki de başına bir yığın fiske yiyeceği an, birdenbire kapı açıldı ve İvan Nikiforoviç içeri girdi.
Eğer, kapıda bir şeytan veya bir hortlak görünmüş olsaydı, bütün toplantıyı, İvan Nikiforoviç'in bu umulmadık gelişinin düşürdüğü kadar büyük bir şaşkınlığa düşüremezdi. Bu sırada Anton Prokofyeviç de, böylece bütün toplulukla eğlendiği için sevinçten kasıklarını tuta tuta gülüyordu.
Bu nasıl olmuştu, bu kadar kısa bir zaman içinde İvan Nikiforoviç'in, bir soyluya yakışan bir biçimde giyinebilmiş olması, herkese, hemen hemen olanaksız göründü. Bu anda, İvan İvanoviç orada yoktu; bir nedenle dışarı çıkmıştı. Bütün bulunanlar, şaşkınlıktan uyanarak, İvan Nikiforoviç'in sağlığıyla ilgilendiler ve şişmanlamış olduğu için sevindiklerini bildirdiler. İvan Nikiforoviç “çok teşekkür ederim” diyerek hepsiyle öpüştü.

Ivan Ivanoviç ile Ivan Nikiforoviç'in Öyküsü, Nikolay Vasilyeviç GogolIvan Ivanoviç ile Ivan Nikiforoviç'in Öyküsü, Nikolay Vasilyeviç Gogol
Simurg / Atlantis / (ELF), bir alıntı ekledi.
 29 Kas 12:40 · İnceledi

Ben, soylu Nikifor oğlu İvan Dovgoçhun'un dilekçesinden dolayı, soylu İvan oğlu İvan Pererepenko ile birlikte Mirgorod Kaza Mahkemesi'nin rızasıyla. Boz renkli domuzun yolsuz küstahlığı gizli tutulduğu halde yabancılardan duyulmuştur. Bu isteyerek yapılan savsaklama ve yüreklendirme mahkemede görüşülmelidir; çünkü domuz aptal bir hayvandır ve kâğıdı kapabilir. Bundan görülüyor ki sık sık söz edilen bu domuz, ancak düşmanım, kendisine soylu adını veren, haydutluk ve suikastlar yapan ve kutsallığa saygı göstermeyen İvan oğlu İvan Pererepenko tarafından sürülmüş olabilir.
Fakat, Mirgorod Mahkemesi kendine özgü olan yandaşlığıyla bunu gizlice onamıştır. Çünkü böyle olmasaydı, domuz kâğıdı kapamazdı; çünkü, Mirgorod Kaza Mahkemesi'nin birçok hademesi vardır. Her zaman sofada bulunan, gözü şaşı ve bir eli çolak olan hademenin domuzu kovacak ve ona vuracak kadar gücünün olduğunu söylemek yeterlidir. Bundan, Mirgorod Mahkemesi'nin yüreklendirmesi ve bu işten oluşacak Yahudi kazancını aralarında paylaşmış oldukları açıkça ortadadır. Adı geçen haydut ve soylu delice suç işlemiştir. Bundan dolayı, ben soylu Nikifor oğlu İvan Dovgoçhun mahkemeye bildiriyorum ki bu boz renkli domuz ve onunla anlaşma içinde olan soylu Pererepenko hakkında, dürüstlükle ve benden yana karar verilmezse, ben soylu Nikifor oğlu İvan Dovgoçhun bu yolsuz yüreklendirmenizi daha yüksek mahkemeye sunacağım.
Mirgorod Kazası soylularından
Nikifor oğlu İvan Dovgoçhun“
Bu dilekçe etkisini gösterdi. Yargıç çoğu iyi insanlar gibi korkak türdendi. Yazmana başvurdu. Fakat, yazmanın dudaklarının arasından, gür bir “hım” sesi çıktı ve yüzünde, ancak bazı şeytanlarda ayağına koşarak gelen kurbanını gördüğü zaman raslanan, ilgisiz ve besbelli iki anlamlı bir anlatım belirdi. Ancak bir çare vardı; o da iki dostu barıştırmaktı. Fakat, yapılan bütün girişimlerin başarılı olamadığı bu işe nasıl başlamalıydı? Bununla birlikte bir kez daha denemeye kalkıştılar; fakat, İvan İvanoviç, açıktan açığa istemediğini söyledi ve hatta çok gücendi. İvan Nikiforoviç, yanıt olarak sırtını çevirdi ve söz söylemek bile istemedi. O zaman, yargılama, çoğunlukla mahkeme üyelerine ün kazandıran olağanüstü bir hızla sürdü. Belge hemen aynı gün içinde, işaretlendi, kaydedildi, sayısı verildi, dosya haline kondu, imzalandı ve dolaba yerleştirildi. Ve bu dolapta, bir yıl, iki yıl, üç yıl yattı, yattı, yattı. Birçok sözlü kız evlendi; Mirgorod'da yeni bir cadde döşendi; Yargıcın bir azı dişi ve iki de yan dişi düştü; İvan İvanoviç'in bahçesinde eskisinden daha çok çocuk koşuşmaya başladı; (nereden peydah olduklarını Tanrı bilir). İvan Nikiforoviç, İvan İvanoviç'in inadına, eskisinden biraz uzak olmakla birlikte yeniden bir kaz kümesi yaptırdı. İvan Nikiforoviç, öyle bir biçemde yapılar yaptırdı ki, bu değerli insanlar, hemen hemen hiçbir zaman birbirlerinin yüzünü göremediler. Davaysa, hâlâ eksiksiz düzeniyle, mürekkep lekeleriyle mermere dönen dolapta yatıyordu.
Bu sırada, bütün Mirgorod için olağanüstü önemli bir olay oldu. Polis müdürü bir balo verdi. Bu toplantıdaki türlü türlü şeyleri ve görkemli şöleni canlandırabilecek fırça ve boya bulamayacağım! Bir saati alıp açın ve içinde neler olduğuna bakın. Karma karışık değil mi? Şimdi gözünüzde canlandırın; polis müdürünün bahçesinde neredeyse o kadar, belki de daha çok tekerlek vardı. Orada ne yaylılar, ne arabalar yoktu! Birinin arkası geniş önü daracık, ötekinin, arkası daracık önü genişti. Kimisi, hem arabaya, hem yaylıya benziyordu, kimisi ne arabaya ne de yaylıya benziyordu. Kimisi büyük bir saman yığınına veya şişman bir tüccar karısına, kimisi üstü başı karmakarışık bir Yahudi'ye veya henüz derisinden tümüyle ayrılmamış bir iskelete benziyordu. Kimi, yandan bakıldığı zaman, tümüyle çubuklu bir boruya benziyor, kimi garip bir biçimde hiçbir şeye benzemiyordu; tam anlamıyla çirkin ve çok garipti. Bu karmakarışık tekerlek ve arabacı yerleri arasından, bir ev penceresini andıran, boyanmış kalın kafesli pencereleri olan kupa arabasına benzeyen bir şeyler yükseliyordu.

Ivan Ivanoviç ile Ivan Nikiforoviç'in Öyküsü, Nikolay Vasilyeviç GogolIvan Ivanoviç ile Ivan Nikiforoviç'in Öyküsü, Nikolay Vasilyeviç Gogol

- Sevgili dostum ve velinimetim, işte, sizi incitmeye çalıştığımı söyleyemezsiniz. Anımsayın: Geçen yıl çatınızı, saptanan ölçüden bir arşın daha yüksek yaptırmış olduğunuz halde size bir sözcük olsun söylemedim. Tam tersine, bunun hiç farkına varmamış gibi davrandım. Emin olun, aziz dostum, şimdi de şey etmezdim… Fakat görevim: Görevim temizliğe uyulmasına dikkat etmektir. Düşünün, büyük caddede birdenbire…
- Sizin büyük caddelerinizin ne olduğunu biliyoruz! Bütün kadınlar gereksiz şeyleri oraya atarlar!
- İvan İvanoviç, beni incittiğinizi söylememe izin verin! Evet, bazen böyle bir şey olur; fakat çoğunlukla yalnızca duvar diplerinde, samanlık veya ambar diplerinde görülür. Fakat, gebe bir domuzun büyük caddede, alanda görünmesi öyle bir iş ki…
- Ne çıkar Pyotr Fedoroviç! Domuzu da Tanrı yaratmıştır!
- Kabul. Sizin çok okumuş bir insan olduğunuzu, bilimsel ve başka türlü şeyler bildiğinizi herkes bilir. Bense, bildiğiniz gibi, hiçbir bilimle uğraşmadım; el yazısına bile ancak otuz yaşlarında başladım. İşte ben, bildiğiniz gibi alaydan yetiştim.
İvan İvanoviç:
- Hım, dedi.
Polis müdürü sözünü sürdürerek:
- Evet, 1801 yılında ben 42. avcı alayının 4. bölüğünde teğmendim. Bölük komutanımız, eğer öğrenmek isterseniz, Yüzbaşı Eremeyef'di, dedi.
Bu sırada, polis müdürü, İvan İvanoviç'in, elinde açık tutarak içindeki burunotunu karıştırdığı tabakasına parmaklarını soktu.
İvan İvanoviç:
- Hım, diye yanıtladı.
Polis müdürü sözünü sürdürdü:
- Fakat benim görevim hükümetin isteklerini yerine getirmektir. İvan İvanoviç, mahkemeden resmi bir belgeyi yok edenlerin, diğer bütün suç işleyenler gibi ceza mahkemesinde cezalandırıldığını biliyor musunuz?
- Evet biliyorum, eğer isterseniz size de öğreteyim. Bu söylediğiniz insanlar içindir; örneğin, belgeyi siz çalmış olsaydınız, öyle olurdu. Fakat domuz hayvandır. Tanrı'nın yaratığı!
- Öyledir, fakat yasa der ki: Hırsızlıkta suçlu… dikkat etmenizi rica ederim, suçlu! Burada, ne soyu, ne cinsi, ne de özelliği söylenmektedir; demek ki hayvan da suçlu olabilir. Siz bilirsiniz, fakat, hayvanın önceden söylemiş olduğum karara göre cezalandırılması için, düzeni bozma suçundan polise teslim edilmesi gerekir.
İvan İvanoviç, soğukkanlılıkla:
- Hayır Pyotr Fedoroviç, bu asla olmayacak, diye karşı çıktı.
- Nasıl isterseniz, yalnızca, ben üstlerimin buyruğuna göre davranmak zorundayım.

Ivan Ivanoviç ile Ivan Nikiforoviç'in Öyküsü, Nikolay Vasilyeviç GogolIvan Ivanoviç ile Ivan Nikiforoviç'in Öyküsü, Nikolay Vasilyeviç Gogol

- Görüyorsunuz, tüfek.
- Nasıl tüfek?
- Kimbilir nasıl! Eğer benim olsaydı, belki de ben onun neden yapılmış olduğunu bilirdim, fakat bu beyindir.
İvan İvanoviç kalktı, tüfeğin her yanına iyice bakmaya başladı ve kadını, tüfekle kılıcı havalandırmaya çıkardığı için azarlamayı unuttu.
Kadın sürdürdü:
- Herhalde demirden olacak.
İvan İvanoviç kendi kendine: “Hım, demirden, ama niçin demirden?” diye söylendi ve ekledi:
- Bu, beyde eskiden beri duruyor muydu?
- Belki de eskiden.
İvan İvanoviç:
- Güzel şey, ben bunu isteyip alacağım. O tüfeği ne yapacak, olmazsa bir şeyle değişirim. Bey evde mi?
- Evde.
- Yatıyor mu?
- Yatıyor.
- Peki öyleyse, ben onu göreceğim.
İvan İvanoviç giyindi, sokaklarda insanlardan çok köpeklere raslandığından kendini korumak için budaklı bastonunu aldı ve çıkıp gitti.
İvan Nikiforoviç'in bahçesi, İvan İvanoviç'inkine bitişik olduğu ve birinden ötekine çitten geçilebildiği halde İvan İvanoviç yolu izledi. Bu sokaktan, tek atlı iki arabanın karşılaştığı zaman kımıldayamadığı ve her ikisinin de arka tekerleklerinden sokağın öbür yanına çekilinceye kadar öylece kaldıkları çok dar bir sokağa sapmak gerekiyordu. Yaya olarak geçenlerinse üstü başı, çiçeklerle süslenmiş gibi, çitin her iki yanında biten kelotlarıyla dolardı. Bu dar sokağın bir yanında, İvan İvanoviç'in samanlığı, öteki yanında İvan Nikiforoviç'in ambar, güvercinlik ve bahçe kapısı vardı. İvan İvanoviç bahçe kapısına yaklaştı ve kapının tokmağını vurdu. İçerden köpeklerin havlamaları duyuldu. Fakat değişik renklerde bir sürü köpek, gelenin yabancı olmadığını görünce kuyruklarını sallaya sallaya çekildiler. İvan İvanoviç, içinde İvan Nikiforoviç'in kendi eliyle beslediği renk renk hint güvercinlerinin gezindiği, karpuz ve kavun kabuklarının, bazı yerlerde atılmış sebzelerin veya kırık bir tekerleğin, bir fıçı çemberinin bulunduğu veya pis gömlekli bir çocuğun yere yatmış olduğu -işte ressamların sevdikleri bir tablo- avludan geçti. Asılı duran giysilerin gölgesi, hemen hemen bütün avluyu kaplıyor ve biraz serinlik veriyordu. Kadın, onu selamla karşıladı ve şaşırarak yerinde kaldı. Evin önündeki sahanlıkta iki meşe sırığı üzerinde duran bir çatı vardı. Bu çatı da, o zamanlarda Ukrayna'da şakaya gelmeyen ve gelip geçeni tepeden tırnağa sıcak bir ter içinde bırakan güneşe karşı iyi bir korunma yöntemi değildi. Her zamanki akşamları gezinme alışkanlığını bozarak bu zamanda sokağa çıkması, İvan İvanoviç'te bu gerekli şeyi elde etme isteğinin ne kadar güçlü olduğunu gösteriyordu.

Ivan Ivanoviç ile Ivan Nikiforoviç'in Öyküsü, Nikolay Vasilyeviç GogolIvan Ivanoviç ile Ivan Nikiforoviç'in Öyküsü, Nikolay Vasilyeviç Gogol

İvan İvanoviç çok dindar adamdır! Her pazar, kürklü kaftanını giyer ve kiliseye gider. O, içeri girdikten sonra çevreye eğilerek selam verir ve genellikle koronun bulunduğu yere çıkıp oldukça güzel bir basla koroya katılır.
İvan İvanoviç, ayin bittikten sonra dilencileri dolaşmadan duramaz. Eğer, yaratılışındaki iyilik onu sürüklemeseydi o, böyle sıkıntılı işlerle uğraşmazdı. Ufak yamalarla yamanmış ve parçalanmış bir giysiyle duran kadınların en sakatını seçerek: “Merhaba zavallıcık, nerelisin sen?” derdi.
- Ben, sabaha karşı çiftlikten geldim. Üç gündür ne bir şey yiyorum, ne de içiyorum. Beni kendi çocuklarım kovdu.
- Vah zavallıcık, peki buraya niye geldin?
- Ne yapayım, belki biri ekmek parası verir diye, erkenden sadaka istemeye geldim.
İvan İvanoviç, her zamanki gibi sürdürerek:
- Hım, galiba ekmek istiyorsun?
- Nasıl istemeyeyim, köpek gibi açım.
İvan İvanoviç alışkanlık edindiği gibi yanıtladı:
- Hım, sen herhalde et de istersin?
- Evet, zatıâliniz ne verirse sevinirim.
- Hım, et ekmekten daha iyi midir?
- Aç bir insan bunu nasıl ayırt etsin? Her şey, vereceğiniz her şey iyidir.
Bu sırada, yaşlı kadın alışkanlıkla elini uzatıyordu.
İvan İvanoviç:
- Haydi yolun açık olsun, hâlâ ne duruyorsun? Seni dövmüyorum ya, dedi.
Buna benzer soruları bir ikisine daha sorduktan sonra ya evine döner, ya bir kadeh votka içmek için komşusu İvan Nikiforoviç'e, yargıca, ya da polis müdürüne uğrardı.
İvan İvanoviç, kendisine bir şey armağan edildiği zaman çok hoşnut olur. Armağanları çok sever.
İvan Nikiforoviç de çok iyi bir adamdır. Onun evi, İvan İvanoviç'in eviyle yan yanadır. Aralarında, dünyada henüz görülmemiş bir dostluk vardır. Hâlâ, mavi kollu, kahverengi bir ceket giyen ve pazar günleri yargıçlarda yemeğe kalan Anton Prokofyeviç Pupopuz, her zaman İvan Nikiforoviç ile İvan İvanoviç'i birbirlerine şeytanın iple bağladığını söyler. Biri neredeyse arkasından öbürü de oraya gider.
İvan Nikiforoviç hiç evlenmemiştir. Onun evlenmiş olduğunu söylerlerse de bu tümüyle uydurmadır. Ben, İvan Nikiforoviç'i çok iyi tanırım ve onun hiçbir zaman evlenme isteğinde bile bulunmadığını söyleyebilirim. Bütün bu dedikodular nereden çıkıyor? Bundan başka, bir de İvan Nikiforoviç'in kuyruklu olarak dünyaya geldiğini söylerler. Fakat bu uyduruş o kadar yersiz, anlamsız ve acımasızcadır ki ben kuyruğun, aydın okuyucularca kuşkusuz bilinen, ancak bazı cadılarda bulunduğu ve böylece erkeklerden çok dişi yaratıklara özgü olduğu gerçeğini kanıtlamaya gerek görmüyorum.

Ivan Ivanoviç ile Ivan Nikiforoviç'in Öyküsü, Nikolay Vasilyeviç GogolIvan Ivanoviç ile Ivan Nikiforoviç'in Öyküsü, Nikolay Vasilyeviç Gogol

I'm gonna make him an offer he can't refuse. (Ona reddemeyeceği bir teklif yapacağım)
-Don Vito Corleone

palëhárma, bir alıntı ekledi.
20 Kas 00:20

"But it is no marvel for a foolish man to be maddened thus
And saddled with sorrow by the sleights of women.
For here on earth was Adam taken in by one,
And Solomon by many such, and Samson likewise;
Delilah dealt him his doom; and David, later still,
Was blinded by Bathsheba, and badly suffered for it.
Since these were troubled by their tricks, it would be true joy
To love them but not believe them, if a lord could,
For these were the finest of former times, most favoured by fortune
Of all under the heavenly kingdom whose hearts were
Abused;
These four all fell to schemes
Of women whom they used."

Sir Gawain ve Yeşil Şövalye, AnonimSir Gawain ve Yeşil Şövalye, Anonim