Çoğu solcu, zayıf (kadın), yenilmiş (Kızılderili), tiksindirici (homoseksüel) türünden imajlara sahip grupların sorunlarıyla yoğun bir özdeşleşme yaşar. Solcuların kendileri bu grupların aşağı olduğunu hisseder. Bunu asla kendilerine itiraf edemeseler de, onların sorunlarıyla özdeşleşmeleri, kesinlikle bu grupları aşağı görmelerindendir. (Kadınların, Kızılderililerin vb. aşağı olduğunu ileri sürmek istemiyoruz; sadece solcu psikolojisi hakkında bir noktaya açıklık getiriyoruz.)
Biri, kendisi -veya bağlı bulunduğu grup- hakkında söylenen her şeyi kötü anlarsa, onun aşağılık duygusuna sahip olduğuna veya kendisine az değer verdiğine kanaat getiririz. Bu eğilim, hakkını savunduğu azınlığa mensup olsun ya da olmasın, azınlık hakları savunucularında görülür. Onlar, azınlıkları tanımlamakta kullanılan kelimeler ve azınlıklar hakkında söylenen her şey konusunda olağanüstü hassastırlar. "Negrd', "doğulu", "sakat" ya da "piliç" terimleri bir Afrikalı, bir Asyalı, bir engelli ya da bir kadın için, özünde küçültücü bir anlam taşımıyordu. "Karı" ve "piliç", yalnızca "herif"in, "çaylak" veya "parlak"ın dişi karşılıklarıydı. Eylemciler, bu terimlere olumsuz anlamları kendileri yakıştırdılar.
Sanayi devrimi ve sonuçları, insan soyu için bir felaket oldu. Bu sonuçlar, "gelişmiş" ülkelerde yaşayan bizlerin yaşamdan beklentilerini oldukça arttırırken toplumun dengesini bozdu, yaşamı anlamsızlaştırdı, insanoğlunu aşağılamalara maruz bıraktı, -3. Dünya' da fiziksel de olan- geniş çaplı psikolojik acılara yol açtı ve doğal dünyayı ağır zararlara uğrattı. Teknolojik ilerleyişin devamı, durumu daha da kötüleştirecek; insanoğlunu daha büyük aşağılamalara maruz bırakıp, doğal yaşamda daha fazla hasara sebep olacak; büyük olasılıkla daha fazla toplumsal bozulmaya ve psikolojik acıya yol açacak; belki de "gelişmiş" ülkelerde bile fiziksel acıların artmasına neden olacak.
Önyargısız bir araştırmacı olarak gözün tarihini ve en düşük yaratıklardaki biçimlerini inceleyen ve gözün adım adım oluşumunu baştan sona gösteren biri, şu büyük sonuca varmak zorundadır: Görmek, gözün oluşumundaki amaç değildir, tam tersine tesadüfler bu aygıtı bir araya getirdiğinde ortaya çıkmıştır. Böyle tek bir örnek: Ve "amaçlar" gözümüzden çapaklar gibi düşerler!
Sayfa 97 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu