Nedir peki yaşantılarımız? İçlerinde yer alanlardan daha çok, bizim onların içine koyduklarımızdır! Yoksa hatta şöyle mi demeli? İçlerinde hiçbir şey yok mu? Yaşantılamak uydurmak mıdır?
Sayfa 96 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Duyularımızın alışkanlıkları bizi bir duyum yalanı ve aldanması ağının içine hapsetti: Yine bu alışkanlıklar tüm yargılarımızın ve "bilgilerimizin" de temelini oluştururlar, – gerçek dünyaya bir kaçış, kayarak ya da sürünerek ulaşacak yollar kesinlikle yoktur! Kendi ağımızın içindeyiz, örümcekleriz biz; bu ağın içinde ne yakalarsak yakalayalım, zaten kendi ağımızda yakalanabilenden başka bir şeyi asla yakalayamayız.
Sayfa 92 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Yaşamak, -tanımı icabı- ona girişmeden öğrenilemez. Bu girişimin elbette bir bedeli olacaktır. Görebilene ödüldür o bedel ve boyutu da geometrik olarak küçülür.
Jung, bütün yaşamı boyunca Tanrı’ya güçlü şekilde inanmış ve dini bir tutumu yeniden kazanmanın herkes için nihai zorluk olduğunu ısrarla vurgulamıştır. Ama Jung dogmayı ve değişmez dini görüşleri kabul etmiyor, Tanrı’yı anlamanın kiliseye gitmekle ya da belirli bir inanca bağlanmakla hiçbir ilgisi olmadığını söylüyordu. Ona göre, Tanrı’nın, yarattıklarına ayna olması ve bu yarattıklarını açımlayıp geliştirmeye yardımcı olması için insana gereksinmesi vardır. Ama Tanrı baştan sona tek sorumlu değildir, bu iki yönlü bir süreç olup, insan da ortak yaradandır.