Megasonik Siklon

Jung’u iyi tanıyan insanlar da, adeta iki farklı Jung’un var olduğunu gözlemişlerdir. Bir yanda, kırmızı arabasıyla Zürih’te dolaşan ve kitaplarla kaplı çalışma odasında ruhun sorunlarıyla uğraşan modern, entelektüel Jung vardı. Öte yanda, kendisine Bollingen’deki gölün kıyısında Ortaçağ görünümlü bir masal kulesi yapan ilkel Jung vardı. Boş zamanlarında buraya çekiliyor, doğaya yakın yaşıyor, ahşap ve taş işleriyle uğraşıyor, yemek yapıyor ve kendi çamaşırlarını kendisi elde yıkıyordu. Taşlarla ve suyla oynayarak dışarıda saatlerce oyalanıyordu. Bazı kişiler bunun seçkin bir profesör için son derece aykırı bir davranış olduğunu düşünüyorlardı.
Sayfa 12 - Optimist Yayınları·Kitabı okudu
Biyografi
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Erken çocuklukta oluşan yararsız dünya görüşlerini bilip üstesinden gelmek, insan ruhuna ilişkin bir ömür boyu süren çalışmanın bir parçası olup, Jung’un öğretisinin çok önemli bir kısmını oluşturur.
Sayfa 6 - Optimist Yayınları·Kitabı okudu
Psikoloji
Ruh son derece karmaşık olduğu için, insan doğasını betimlemeye yönelik basit bir formül oluşturmanın olanaksız olduğunu söylüyordu.
Optimist Yayınları·Kitabı okudu
Jung, analitik psikolojinin asla bütünüyle nesnel olamayacağını belirtiyordu, çünkü bireysel ruh her zaman gözlemekte olduğu şeyi etkiler. Birçok insan, bu görüşü benimsediği için Jung’u eleştirmişti, ama belki de tek mesele, Jung’un çağının çok ilerisinde olmasıydı: Kuantum fiziğindeki ilerlemeler, bilim adamlarını şaşırtıcı derecede benzer bir sonuca ulaştırmıştır. Son zamanlarda, Jung’un görüşlerine olan ilgide büyük bir patlama söz konusu, çünkü insanlar ruhun iç dünyası ile “gerçeklik”in dış dünyası arasında net bir bölünme olmadığı fikrini kabullenmeye daha yatkın hale geliyorlar.
Optimist Yayınları·Kitabı okudu
Jung psikenin en az fiziksel dünya kadar “gerçek” olduğunda ısrar eder. Jung, farkında olduğumuz her şeyi beynin algılayıp yorumladığını belirtir; öyle ki, bu anlamda, yaşantıladığımız her şey aslında doğası gereği “psişik”tir ve dış dünya hakkındaki hakikati hiçbir zaman gerçekten bilemeyiz. Yalnızca duyu izlenimlerimize dayalı olarak dünya hakkında varsayımlarda bulunabiliriz; bu da, her birimizin dünyaya kendi benzersiz bakış tarzının olduğu anlamına gelir. Duyu izlenimlerinin oluşturduğu kesintisiz akış, her an her yanımızı öyle kuşatır ki, kendi dışımızda var olan şeylerin gerçek özüne ilişkin pek bir fikir edinemeyiz. Aslında, psike sonuçta tek gerçekliktir. Bu, Jung’un iç keşfin önemini vurgulamasının başlıca nedenlerinden biridir.
Optimist Yayınları·Kitabı okudu