Ehtimal ki, dünyanın gələcək ağaları ilə aramızdakı fərq, bizimlə Neandertallların arasındakı fərqdən daha çox olacaq; biz də, Neandertallar da ən azından insanıq, amma bizim varislərimiz tanrı kimi olacaq.
Biliriz ki bir çocuk kimi zaman daha çok kimi zaman daha az seçik bir sinirce evresinden geçmeksizin uygar gelişimini başarıyla tamamlayamaz. Bunun nedeni daha sonra işe yaramaz olacak olan birçok içgüdüsel istemin çocuğun ussal düşünce işlemleri tarafından bastırılamaması, ama arkasında bir kural olarak endişe güdüsü yatan baskı edimleri yoluyla terbiye edilmesinin zorunlu olmasıdır. Bu çocuk sinircelerinin çoğu büyüme sırasında kendiliğinden yenilir, ve özellikle çocukluk saplantı sinirceleri bu yazgıyı paylaşırlar. Arta kalanları daha da sonra ruhçözümsel sağaltımın ortadan kaldırması gerekir. Tam olarak aynı yolda varsayabiliriz ki, bir bütün olarak insanlık çağlara yayılan gelişiminde sinircelere andırımlı olan evrelere düşer, ve hiç kuşkusuz aynı nedenlerle, çünkü bilgisizlik ve entellektüel zayıflık zamanlarında insanın topluluk yaşamı için zorunlu olan içgüdüsel vazgeçmeler ancak arı sevecenlik kuvvetleri yoluyla yerine getirilebilmişlerdi. Tarih-öncesi zamanlarda yer alan baskıya andırımlı bu süreçlerin tortuları uzun dönemler boyunca uygarlığa bağlı kaldılar. Din böylece insanlığın evrensel saplantı sinircesi oldu, ve tıpkı çocukların saplantı sinirceleri gibi...
Komşunuzu öldürmemeniz için biricik neden Tanrının bunu yasaklamış ve sizi onun için bu ya da öteki yaşamda ağır bir cezaya çarptıracak olmasıysa, o zaman bir Tanrının olmadığını ve cezasından korkmanız gerekmediğini öğrenince, hiç kuşkusuz duraksamadan komşunuzu öldüreceksiniz ve bunu yapmanızın önüne ancak dünyasal zor geçebilir. Öyleyse ya bu tehlikeli kitleler en sert baskılar yoluyla tüm entellektüel uyanış fırsatlarından dikkatle uzakta tutulmalı, ya da kültür ve din arasındaki ilişki temel bir düzeltmeden geçmelidir.