Kitap bittiğinde geriye ne kaldı ?
Sadece #305053686
Okunmalı mı keyfe keder… Başkalarının acıları /kötü kaderi vs hep meraklı insanlara /okura çekici gelmiştir değil mi?
Üç Anadolu Efsanesi gerçekten de adı gibi üç ayrı efsaneyi bir arada bulduğum yüce bir kitap oldu benim için. Yaşar Kemal derlemiş toplamış Türk edebiyatının ve halk kültürünün bu üç efsane eserini o destansı işleyişi ile bizlere sunmuş. Kitabın ilk bölümünde KÖROĞLU yer almış ki heyecanla öykünün içinde buluyorsunuz kendinizi. Her ne kadar bir yerlerde izlemiş, duymuş olsanız da. İkinci efsanesi KARACAOĞLAN aşık, sazıyla sözünü halka türkülerle dinlettiriyor ama kendi dramatik öyküsü okuru biraz yasa boğuyor. Üçüncü ve son hikaye ise ALAGEYİK. Burada da geyik avı meraklısı Halil'in ve sevdiğinin başına gelenler ibretlik öyküsü ile son buluyor. Bir kez daha Yaşar Kemal saygı ile anıyorum. Kültürümüze ve edebiyatımıza kattıkları için. Okuyalım ve okutalım... Keyifle okunsun...
Mavi Saçlı Kız kitabını elime aldığımda açıkçası bu kadar beni etkileyeceğini düşünmemiştim. Başta sıradan bir hikâye gibi gelir diye düşünüyordum ama okudukça fikrim tamamen değişti. Hüzünlü ama bir o kadar da samimi ve akıcı bir kitaptı. Elimden düşürmedim, resmen soluksuz bitirdim.
Kitabı bitirdikten sonra da etkisi hemen geçmedi, bir süre kafamda dönüp durdu.
Kitabın konusuna gelecek olursak Burçak bir gün babasının ona verdiği bir defterle günlük yazmaya başlıyor ve yaşadığı şeyleri deftere not alıyor. Zamanla bu defter onun hayatının bir parçası haline geliyor. Burçak, insanlara güvenme konusunda oldukça temkinli biridir. Ailesi ve birkaç arkadaşı dışında kimseye tam olarak güvenmez. Bunun yanında sürekli birine âşık olduğunu düşünür ama zamanla bu kişilerin doğru kişi olmadığını fark eder. Bu yüzden insanlardan çabuk soğur. Bunun sebebi kendisini yeterince sevememesi mi yoksa güven problemleri mi, bunu tam olarak anlamak zor.
Bir tatil sırasında Burçak rahatsızlanır ve günden güne durumu kötüleşir. Şiddetli ağrılar yaşamaya başlar ve hastaneye kaldırılır. İlk başta hastalığı net olarak belirlenemez ve brucella şüphesi üzerinde durulur. Ancak yapılan detaylı tetkikler sonucunda bunun doğru olmadığı anlaşılır ve Burçak’a lösemi teşhisi konur. Kemoterapi uygulanmasına rağmen tedavi başarılı olmaz. Doktorlar bu süreçte ailenin Burçak’ın hayallerini gerçekleştirmesini söyler. Burçak’ın en büyük hayali Amerika’ya gitmektir ve bu hayali gerçekleştirilir. Ancak Burçak, doğum gününe dört gün kala hayatını kaybeder.
Kitapta en dikkat çeken noktalardan biri de şu söz olmuştur:
Bir insanın her zaman mutlu olması çok zor ama küçük şeylerin ne kadar önemsiz olduğunu asla unutmamalı. Hayattaki en önemli şey sağlık ve mutluluktur. Bunların
Mavi Saçlı KızBurçak Çerezcioğlu · Yapı Kredi Yayınları · 201613,7bin okunma
Gelin hep beraber erkeklerden nefret edelim. Erkekler bile faydasını göreceklerdir. Günümüzde insanlarla bir şeyler paylaşmak, bir araya gelebilme cesareti göstermek bile büyük bir cesaret örneğiyken söz konusu karşı cins olduğunda insanın kendi hayatıyla kumar oynaması manasına geliyor. Bu sözlerimi kadınlar çok daha iyi anlayacaklardır ama hiç anlamamalarını, anlamalarını gerektirecek üzücü ve bir o kadar da korkunç toplumsal olaya şahit olmamalarını çok isterdim.
Yazar evrensel bir sorun halşne gelmiş ve gerçekliği kanıtlanmış kişisel gözlemlerinden yola çıkarak başlıktan da anlaşılacağı üzere çarpıcı açıklamalar yapıyor. Ve evet, çarpıcı. İnsanın yüzüne yüzüne çarpan üzücü, acı benim de öyle düşündüğüm üzere toplum bazında tedavisi eşiği geçilmiş hakikatler bunlar.
Sadece ve sadece kadınlara tavsiyemdir.
#305028227
Özlü SözlerKadir Mısıroğlu
2015 yılında Sebil Yayınevi tarafından neşredilen "Özlü Sözler (Akıllı Adamlar İçin)", yakın tarihin ve muhafazakar düşünce dünyasının en nev-i şahsına münhasır figürlerinden biri olan Kadir Mısıroğlu’nun ömürlük birikimini, felsefi ve sosyolojik öğütlerini bir araya getiren kompakt bir külliyat niteliği taşıyor. Eser, Mısıroğlu’nun alışılagelmiş hacimli tarih araştırmalarından farklı olarak, dinamik yapısı ve estetik sunumuyla dikkat çeken, rafine bir vecize kitabı olarak karşımıza çıkıyor. 160 sayfalık bu hacim, okuyucuya son derece akıcı ve tempo kaybı yaşamayan bir okuma deneyimi sunuyor. Öyle ki, sayfalar arasında ilerlerken kendinizi bir kitabı okuyor gibi değil, Kadir Mısıroğlu’nun o meşhur, kendine has hitabetini ve coşkulu ses tonunu kürsüden yeniden dinliyormuş gibi hissediyorsunuz. Sözlü kültürün o canlı ve sarsıcı performansı yazıya büyük bir başarıyla aktarıldığından, eser yoğun muhtevasına rağmen yaklaşık 1 saat gibi kısa bir sürede, tek oturuşta keyifle okunabilecek bir ritme sahiptir. Kitabın asıl gücü ise sunduğu zengin ve keyifli kolajda gizli. Eser yalnızca Mısıroğlu’nun kendi keskin ifadeleriyle sınırlı kalmıyordu, Türk edebiyatının ve tefekkür dünyasının dev isimlerinin hikmetli vecizeleriyle beslenerek köklü bir geleneksel köprü kuruyor. Bu edebi çeşitlilik, yakın dönemin dijital estetiğiyle de taçlandırılmış durumda, sosyal medyada büyük yankı uyandıran, kitleleri peşinden sürükleyen grafik ve görsel tasarımların kitapta basılı birer materyal olarak yer alması, eseri statik bir metin olmaktan çıkarıp çağın ruhuyla entegre, görsel açıdan da son derece doyurucu bir yapıya kavuşturuyor. Bu eserin ve yazarının durduğu yeri anlamak için Türk irfanının zirve
#302978652 ;
Üç türlü insan vardır savaş meydanında okla yaralandığında okun ucunu kırıp savaşmaya devam edenler, oku hemen çıkarıp tedavi olanlar, bu ok nerden geldi nasıl geldi kim attı derken zaman kaybından ölenler. Kahramanımız Saniye bu üçüncülerden. Saniye’ye saplanan ok; toplumun kadına ikiyüzlü bakış açısının dayanılmazlığı ve Saniye’nin o okun ağrısı ile kendi hayal dünyasına çekilmesi hatta o ağrı ile var olması…
Hasan Basri ile bir adam arasında bir diyalog vardı işte kızımı kime vereyim diye soruyor Hasan Basri’ye oda diyor ki kızını eğer onu seven birine verirsen kızına iyi davranır yok Allah’tan korkana verirsen eğer sevmese bile ona iyi davranır. Korkunç değil mi bir adamın merhametine bırakılmak şimdi ben buradan kadınlar ayaklarının üzerinde durmalı edebiyatı yapmayacağım burada hayatın gerçeğinin ne kadar ortada olduğunu görmek korkunç olan kimse çıkıp hayır öyle değil diyemez buna ve saniye annesi tarafından Küçüklüğünden beri kimseye yük olma kızım diye büyütülmüş bir kız ona bu dünyada yer olmadığı içinde hayallerine kaçan bir kız o yüzden saniyenin bir şey kaybettiğini düşünmüyorum ben.. zaman kaybından değil de zamanı kafasına göre yaşayan kadın desek Saniyenin hakkını vermiş oluruz.
Daha önce okuduğum Ayşegül Genç’in kitabına çok benziyordu zaman kavramı olsun maden işçileri üzerinden varoluş kaygısına değinmek olsun ..
Bu yüzden bu kitap vesilesiyle günümüz Türk edebiyatı yazarlarının üslup skalasına baktığımızda zaman ve varoluş temalarının ironik bir biçimde aktarıldığı, Ahmet Hamdi, Şule Gürbüz gibi yazarlardan ziyadesiyle etkilenildiği ve tabii ki bilinç akışının anlatının omurgası olduğu çıkarımında bulunmak zor değil. Özgünlük nerde diye soracak olursak kurgunun inşa edilmesinde diyebiliriz.