İnsan, anne karnına düştüğü andan itibaren, hatırlayamadığı ama aynı zamanda özlemini hiç dindiremediği ahiretin hasretiyle yanıp tutuşur. İnsanın yalnızlığı tercih ya da başına gelen bir talihsizlik değildir, buradaki asıl kimliğidir. Ölümün her an ensemizde olduğu fani dünyada, her şey elimizden kayıp giderken, ruhumuzda baki kalan tek hakikat vardır. Kendi yalnızlığımız ve bu ıssızlığın ortasında her daim diri, bizi asıl vatanımıza bağlayan, ebedi olana aşktır.
Muhammed Alperen Varol İlahi Aşkİnsanın bu dünyadaki hikâyesi, ait olamama hissiyle başlar. Her ne kadar kalabalıklar içinde kendimize bir düzen inşa etsek de ruhumuzun derinliklerinde dinmeyen sızının adıdır gurbet. Dünya nihayetinde bir sürgün yeridir. Ayak bastığımız toprak, soluduğumuz hava, asıl vatanımız olan ahiretin illüzyonudur. Sürgünde olan birinin, ıssızlıktan ve yalnızlıktan azade kalması mümkün müdür?
Muhammed Alperen Varol EdebiyatHemm, niyet ve azim* derecesinde olan hayır düşünceler, kul için hayır kabul edilir ve hayır defterine hasenat olarak yazılır.
Kötü düşüncelerden ise, niyet, akd ve azim derecesinde olanlardan kul mesul tutulur ve bu derecede olanlar kötü niyet ve isyanda ısrar olarak kabul edilir.
___________________________
* [Niyet, akd, azim tanımları için bkz. (#305987472); hemm için bkz. (#305987293)] Sayfa 505 - Semerkand Yayıncılık, 2. Baskı, Aralık 2003 (Çev: Yakup Çiçek ve Dilaver Selvi)·Kitabı okudu