Boş Odalarda Büyüyen Hayatlar
Puan vermedi·128 syf.·
2025 41. kitabı
Bolca altını çizdiğim, alıntı paylaştığım (bir o kadarını da içimde sakladığım), anlamı derin ve etkisi uzun sürecek cümlelerle dolu, unutamayacağım ve içimde ince bir sızı bırakan bir kitap oldu benim için. Kitaba ilk başladığımda, baskıda bir hata olduğunu düşündüm. 9–10 sayfa boyunca bir bütünlük kuramayınca, bunun böyle olmayacağını düşünüp birkaç inceleme okudum. O zaman fark ettim ki kitap, iki ayrı kişiye ait günlüklerden oluşuyormuş:) Sol sayfalar Ekmel Bey’e, sağ sayfalar ise Derya Hanım’a aitmiş. Ben de her ikisinin aynı gününü eş zamanlı okuyarak ilerlemeyi tercih ettim çünkü aynı olayın, iki farklı insanın iç dünyasında nasıl bambaşka yaşandığını görmek, kitabı daha etkileyici kılıyordu. Ayfer Tunç, sade ama sarsıcı diliyle okuru yavaşça sarıyor, sonra hiç beklemediğiniz bir anda içinize dokunuyor. Öyle ki bazı cümlelerde durup nefes almak, bazı satırlarda ise kendinizden bir parçayı yakalamamak mümkün değil. Bu kadar yalın bir anlatımla, bu denli yoğun bir duyguyu aktarabilmesi hayranlık uyandırıcı. Kitap boyunca Suzan’ı hep bir boşluğun içinden tanıyoruz. Derya’nın cümlelerinin arasından süzülen, eksik ama güçlü bir varlık gibi… Geride kalan, susan, kaybeden ama belki de en çok direnen Suzan. Benim gözümde, hatta birçok okurun gözünde, en erdemli ve en ağır yükü taşıyan karakter oydu. Okurken bir noktada onun da sesini doğrudan duyacağımı umut ettim. Bir günlüğüne, bir mektubuna, bir itirafına rastlayacağımı düşündüm ama olmadı maalesef. Belki de onun sessizliği, bu hikâyenin en güçlü cümlesiydi. Bu kitap, insanın yalnızlığına, kırılganlığına ve içinde büyüttüğü boşluklara usulca dokunuyor. Bitirmeden önce, beni en çok etkileyen birkaç cümleyi paylaşmak istiyorum: __"Yıllar boyu yanmaktansa için için, boş odalarla dolu bir
Edebiyat
Suzan DefterAyfer Tunç · Can Yayınları · 202520,3bin okunma
Suzan Defter
7/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2025 47. kitabı
·
34 saatte okudu
·
Okunma: 11 Mart 2025 05:59
Aynı günde 127 sayfa olan bu kitabı iki kez okudum. Çünkü kitabın yazım tarzı klasik yazım ve baskının dışında bir eser... Suzan Defter , Ayfer Tunç’un kaleminden çıkan ve Türk edebiyatında kendine özgü bir yere sahip olan deneysel bir eser. İlk olarak 2003 yılında Taş - Kağıt - Makas adlı öykü kitabında bir öykü olarak yayımlanan bu metin, daha sonra 2011’de Can Yayınları tarafından bağımsız bir kitap olarak okurlarla buluşuyor. 127 sayfalık bu kısa ama yoğun roman, modern zamanların karmaşık insanlık hallerini, aşkı, yalnızlığı ve geçmişi sorgulama çabasını iki farklı günlüğün paralel anlatımıyla işliyor. Suzan Defter   in en çarpıcı yönü, alışılmadık yapısı. Kitap, iki farklı karakterin –Ekmel Bey ve Derya– aynı tarihlerde tuttuğu günlüklerden oluşmakta. Sol sayfalarda Ekmel Bey’in, sağ sayfalarda ise Derya’nın günlüğü yer alıyor. Bu çift taraflı anlatım, ilk anda okuru şaşırtabiliyor; hatta bazıları bunu bir basım hatası sanabilir. Kitabın arka kapağında da belirtildiği üzere, Suzan Defter  12 Eylül darbesinin gölgesinde boğulan bir aşk hikâyesini merkeze alıyor. Ancak bu, yalnızca romantik bir anlatı değildir; aynı zamanda yalnızlık, pişmanlık, aile ilişkilerindeki kırılmalar ve bireyin kendi varoluşunu sorgulama çabası gibi temalarla zenginleşmekte. Ekmel Bey, emekli bir avukat olarak hayatını izole bir şekilde sürdüren, mutsuz bir çocukluk geçirmiş ve sevgisiz bir evlilikten çıkmış bir adamdır. Günlüğüne “Ölüm seninle bir anlaşma yapalım. Şu lanet olası defter dolduğunda bana gel,” diye yazarak yaşamına bir son verme niyetini açıkça ortaya koyar. Öte yandan Derya, abisine takıntılı bir bağlılık
Edebiyat & Roman
Suzan DefterAyfer Tunç · Can Yayınları · 201120,3bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Ah Osman, tuzlu karamelim…
9/10
·504 syf.··
Beğendi
·
2025 19. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 23 Şubat 2025 19:12
“Güzel değil yaşamak. Ya da güzeldi bir zamanlar.” Ah Osman, ağlattın… “İnsan terk edilmenin en ağırına bile alışıyor.” Hem de nasıl alışıyor, sanki hiç var olmamışlar gibi. “Herkes bir şey değilmiş ya da bir şeymiş gibi yapmıyor mu zaten?” Kesinlikle öyle yapıyor, yapıyoruz. Hepimiz, istisnasız. Hangimiz tam anlamıyla kendini gerçekleştirmiş ki? “üniversitedeyken, çok kitap, çok şiir okuduğum yıllarda. O güzel, kaygısız, umut dolu yıllarda. O zamanlar gelecek parlak bir elma şekeriydi benim için, meğer zehirliymiş.” Hepimiz için öyleydi, albenili, janjanlı, parlak mı parlak, kırmızı mı kırmızı, bakanı bir daha baktıran, hayallere daldıran bir elma şekeriydi. Yiyince anladık zehrini. "Şenlik dağıldı bir acı yel kaldı bahçede yalnız." Dağıldı, dağıldın, dağıldık be Osman… İçimde bir kamyon çarpsın coşkusu.. #266135656 Ayfer Tunç kalemini beğendiğim bir yazar, bizden biri gibi, senle ben muhabbet ediyormuşuz gibi hep. Hikayesiyle içine çeker, dizi gibi izletir, müzik gibi dinletir ve hep de ağlatır. Üçlemenin ilk iki kitabını okumadan son kitabını okudum. Zaten oldum olası, seri kitapları sırayla okumayı pek beceremem. Bu bir şey kaybettirdi mi derseniz, hayır. Zaten karakterlerin hepsi çok açıklayıcı bir şekilde anlatılıyor. Akıcı ve sade bir dil, güzel kurgu, acıklı bir hikaye ve herkesin “keşke tanışabilseydim” diyeceği bir Osman. #263546206 Bunu da buraya iliştirip hatırlayalım…
1000Kitap
OsmanAyfer Tunç · Can Yayınları · 20208,3bin okunma
Aziz Bey'in hazin hikâyesi
Puan vermedi·88 syf.·
2025 9. kitabı
Sevgili Ayfer Tunç'tan okuduğum ilk kitap ve sonuncu olmayacak. Daha önce nasıl bu yazarın bir kitabını okumadım, diye o kadar hayıflanıyorum ki... Kitaba dair yeterince yazılmış, çizilmiş. O nedenle uzun bir inceleme yazmak yerine kitabın bende bıraktığı hissiyata kısaca değinmek isterim. Yazarın kalemine hayran oldum. Her bir cümlesini ince ince işlemiş ve Aziz Bey' in iç dünyasını başarılı bir şekilde aktarmış. Kitabın dilini, anlatımını çok beğendim. Hüzünlü bir öykü ve sayfa sayısı az olmasına rağmen oldukça derinlikli bir kitap olduğunu düşünüyorum. Merkezine aşkı alıp bu yönelimi varoluşun ve ümitsizliğin dehlizlerine çekebilen ender kitaplardan. Beni, tanımlayamadığım hislere sürükleyen bir kitap oldu. Kitapla kalın...
1000k
Aziz Bey HadisesiAyfer Tunç · Can Yayınları · 202416,7bin okunma
9/10
·496 syf.··
2024 26. kitabı
Bizim zamanımızda… Böyle miydi canım her şey!!?? Storytel’de Ayfer Tunç ve Deniz Yüce Başarır ikilisini görünce hemen dinlemeye başladım. Kurgu dışı bir anlatı olduğunu anlayınca şaşırdım ancak dinlemeye de devam ettim. İnanılmaz bir kitap! Yazar, 1970’li yılları tek tek, kare kare bize anlatmış. Ben 1980’lerde çocukluğunu yaşamış biri olsam da her anlattığını birebir yaşadım, gözlemledim ve tecrübeledim. O zamanları bilenler “Ne güzel günlerdi be!”, bilmeyenler ise “Vay bee! Ne ilginçmiş!” diyerek okuyacak. Kitapta her şey var derken gerçekten abartmıyorum. Sokakta oynanan oyunlardan okul müfredatına, düğün, cenaze, gelenek - görenekten, komşuluk - akrabalık ilişkilerine her detay düşünülüp açıklanmış. Ama öyle ders verir gibi değil, ansiklopedik bilgi tadında, fotoğrafını çeker gibi. Bayıldım bayıldım bayıldım! Ayfer Tunç’u ayakta alkışlamak istiyorum. Yer yer kahkaha attım, yer yer de hüzünlendim. Sadece iki tane bilmediğim şey ile karşılaştım: Biri hamileliğin kurbağa testi ile tespiti, bir diğeri de buzdolaplarının ilk ismi. Deniz Yüce Başarır, bu nasıl bir okumadır! Telefon operatörünün gece yarısı hat bağlamak için aradığında, o yayvan konuşmasıyla “Hattınız hazır. İstiyor musunuz?” kısmında; bir de aşı yapmak için sınıfa gelenler ile çocukların sonrasında birbirine söylediklerinde gülme krizine girdim. Muhteşem kitap ve muhteşem bir okuma. Sakın kaçırmayın! instagram.com/cityreadersmag
1000Kitap
Bir Maniniz Yoksa Annemler Size GelecekAyfer Tunç · Can Yayınları · 20242,489 okunma
Savaş ve İnsan İlişkileri
9/10
·167 syf.·
2024 19. kitabı
2. Dünya Savaşının Alman halkı üzerindeki etkisini en iyi anlatan yazarın Heinrich Böll olduğunu düşünüyorum. Kitap savaş sonrası yıllarda Almanya'nın ekonomik olarak zorlu yıllarında geçiyor. Kitabın ana konuları savaşa katılan Fred ve eşi Kaete ile olan ilişkisi, hayatın amaçsızlığı, ruhsal buhranlar ve yoksulluk. Savaş görmüş bireylerin ruhsal olarak hiçbir zaman eskisi gibi olamadığını gösteriyor. Kitabı okurken bazı bölümlerde Richard Linklater'ın Before üçlemesini hatırlattı ve yazış tarzı olarak Ayfer Tunç'un Suzan Defter ve Âşıklar Delidir ya da Yazı Tura kitaplarındaki gibi bir bölümde erkeğin bir bölümde kadının gözünden olayları okuyoruz. Çevirmen Behçet Necatigil gerçekten çok iyi çeviri yapmış, sadece bir yerde kullandığı Almanca kelime için dipnot verilebilirdi.
Edebiyat
Ve O Hiçbir Şey DemediHeinrich Böll · Can Yayınları · 2000559 okunma