Taş - Kağıt - Makas

7,7/10  (3 Oy) · 
20 okunma  · 
6 beğeni  · 
546 gösterim
Sevgilimin yanındayken kızım yoktu, gerçektim. Karagül'ün yanında ise içim parça parça. Bu oyun fazla uzadı diyordum, ama içimden, sonra kızımla taş-kâğıt-makas oynuyordum: Makas kâğıdı keser. Kâğıt taşı sarar. Taş makası kırar.

Taş-Kâğıt-Makas, daha önce yayınladığımız Kapak Kızı adlı romanı ile büyük ilgi uyandıran Ayfer Tunç'un son öykü kitabı. Tunç, yeni basımını sunduğumuz bu kitabıyla da edebiyat çevrelerinden büyük ilgi görmüştü. Gerek anlatım biçimiyle, gerek öykülerini gözlemlediği çevrelerin genişliği ile ve yarattığı üslûpla Tunç, son dönem öykücülüğümüzün önde gelen isimlerinden. Bu kitapta yer alan Suzan Defter öyküsü ise şimdiden klâsiklerimiz arasına girmiş durumda. Taş-Kâğıt-Makas, Tunç'un her zamanki gibi incelikli, dokunaklı öykülerinden oluşuyor.
(Tanıtım Yazısı'ndan)
  • Baskı Tarihi:
    Haziran 2005
  • Sayfa Sayısı:
    192
  • ISBN:
    9789750705564
  • Yayınevi:
    Can Yayınları
  • Kitabın Türü:

Ayfer Tunç’un modern insanın yalnızlığına dair dört öyküden oluşan kitabı. Her öykü kendi içinde bir acıyı anlatırken yazar olayları hep travmatik bir olay örgüsü üzerine kurmuş, gece yarısı annesini feryatlar içinde ölümünü izleyen ve yalnızlık korkusu yaşayan Süsen(ki Süsen çok güzel bir çiçek adıymış), Bir türlü aile sevgisi görmemiş ve bunu ailesine de yansıtamamış Emir, Fehime’nin Cinsel istismara uğrayan erkek kardeşi Tahir. Suzan Defter ise apayrı bir öykü hatta küçük bir roman iki yalnız insanın birbirine tutunduğu, Goethe’nin söylediği gibi: "insan kendini insanda tanır." sözüne atfen oluşturulmuş iki ayrı yaşamdan soyutlanmış insanın hayata anlam yükleme çabaları ve tüm bu anlam arayışları içinde Suzan’n aşkı, hikayenin gerçek ve güzel yanı.
"Geçmişimiz bizim geleceğimizdir." sözünün çok güzel işlendiği, anne baba sevgisinden mahrum kalmış, paranın konuşulduğu evlerde yetişen çocukların nasıl bir yangına sürüklendiklerinin resmidir Taş-Kağıt-Makas. Aynı evi paylaşıp birbirinden bu kadar uzak olan insanların öyküsü. " - Altı lamba gibiydik, altı ayrı yerinden aydınlatan odayı." cümlesi bu yalnızlığın kelime dökülmüş hali olarak çıkıyor karşımıza. Suzan Defter öyküsünü okurken kafa karışıklığı olmaması adına belirteyim, günlükler iki farklı kişiye ait, aynı tarihlerde kitabın sol sayfaları Ekmel Bey'in, sağ sayfaları ise Derya'nın günlüklerinden oluşuyor. Benim gibi dikkatsiz okurlar bu nasıl cümleler baskı hatası mı yanılgısına düşebilirler tecrübeyle sabittir. Bunca ağır, hüzün ve melankolik öyküler içerisinde güzel şeyler yok muydu? Kitabın kendisi başlı başına güzellikte diyeceğim fakat bu öyküleri bitirdikten sonra ruhuma sinen derin acıyı size anlatmakta cidden zorlanıyorum. Altı çizilen onca satır arasına sıkışmış bezgin ruhların hikayelerini okurken yer yer mutluluğu hissettiğiniz ama yine sizi derin düşüncelere ve ümitsizliğe bırakacak, intihar kokan satırlar, bu denli örselenmiş ruhlara nasıl yardımcı olunur diye düşünmekten alıkoymayacak sizi.

Kitaptan 5 Alıntı

Aslı T. 
22 Tem 00:53 · Kitabı okudu · Beğendi

İnsanın gerçek bir aşk hikayesinin olması ne güzel. Bugün uzun uzun anlattı nasıl yandığını. Dikkat ettim de, vaktiyle sevdiği gencin adını hiç söylemedi, sanki adını anmak istemiyor.
Hayali bir karakterden söz eder gibi, 'sevdiğim' dedi hep. Sevgili çıkıp gidince hayatından belli belirsiz hatlar kalmış geriye. Sevdiğim artık muhayyel bir kişi.
Sevdiğim eski bir söyleyiş, severim. Daha sahici gelir bana, eski zaman aşklarını, eskide kalmış aşkları hatırlatır. Ne kadar unutulmaya çalışılsa da, izi belli bir yara gibi duran aşklar.
Sevdiğim: dün ve daima. Sevgilim: sadece bugün.
Sevdiğim: eşsiz, tek. Sevgilim: sığ, çok.
Sevdiğim: sevdim sahiden. Sevgilim: Emin değilim.

Taş - Kağıt - Makas, Ayfer Tunç (Sayfa 136 - Can Yayınları)Taş - Kağıt - Makas, Ayfer Tunç (Sayfa 136 - Can Yayınları)
seher 
18 May 16:40 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Biz sahici gibi duran ama sahici olmayan bir hayat istedik.

Taş - Kağıt - Makas, Ayfer Tunç (Sayfa 57)Taş - Kağıt - Makas, Ayfer Tunç (Sayfa 57)
Aslı T. 
 21 Tem 01:13 · Kitabı okudu · Beğendi

Böylece sabah dışarı çıkmış olurum. Evi görürüm, çarşıda dolanırım biraz. Vakit geçer.
(İki kelimeli korkunç bir cümle bu: Vakit geçer!)
Bu amaçsızlık, boşluk, başıboşluk, içi boşalmışlık ve bozgun üstüne düşünmek istemiyorum. Bana iyi gelmiyor. Yarın sabah o eve bakmaya gideceğim. Kendi eşyalarımla döşemeye kalksam nasıl olur diye hayal edeceğim. Evin sabahını, öğleden sonrasını, gecesini düşüneceğim. Tatil dönüşü eşyaların duruşu nasıldır? Kar yağarken, yazın en sıcak günlerinde nasıldır? Ev denen şeyin ne çok yüzü var.

Taş - Kağıt - Makas, Ayfer Tunç (Sayfa 99 - Can Yayınları)Taş - Kağıt - Makas, Ayfer Tunç (Sayfa 99 - Can Yayınları)
seher 
18 May 16:39 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Ruhum karanlığı seviyordu sadece, ben de bunları yazıyordum, yazdıklarım kimseyi ilgilendirmiyordu, hepsi bu. Birçokları gibi küstüm. Ama kimlere küs olduğumu da bilmiyordum. Hayat hakkında zaten bir karara varamıyordum, iyi mi kötü mü, gerekli mi değil mi, değer mi değmez mi, o korkunç olaydan sonra kararsızlığım büsbütün arttı. Penceremin açıldığı âlemde yaşadıklarımla bir yandan sığ, kolay ve düşüncesiz bir hayatı tattım, bir yandan da dibe indim, bulanık olanda biraz daha kendimi aradım.

Taş - Kağıt - Makas, Ayfer Tunç (Sayfa 12)Taş - Kağıt - Makas, Ayfer Tunç (Sayfa 12)
seher 
18 May 16:36 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Ama düşmanlık beslemek sanıldığı kadar kolay bir şey değil, hele ortada belli bir sebep yokken. Bir kırgınlık olmalı, bir haksızlık, bir acı ya da en azından elden kaçırılmış bir şey olmalı ki kendimizi avutabilmek için bir düşmanlığa sığınabilelim.

Taş - Kağıt - Makas, Ayfer Tunç (Sayfa 12 - Kaybetme Korkusu)Taş - Kağıt - Makas, Ayfer Tunç (Sayfa 12 - Kaybetme Korkusu)