Sevgili Dost,
Üzüntülerimiz, günlük hayatımızdaki ödevleri bile normal bir şekilde yapmamızı engelliyor. Kederin ağına takılan balıklar, çırpına çırpına ölüyorlar. Mutluluk bir seyahat şekli olması gerekirken, bir türlü ulaşılamayan hayali istasyonlar haline geliyor. Yüzlerimiz, hüznün yüzlerce elbisesinden hangisini seçeceğine bir türlü karar veremiyor. Aynı hava sıcaklığında bir gün üşürken, bir başka gün terleyebiliyoruz. Bir gün kahkahalarla güldüğümüz bir espriye, bir başka gün tebessüm etmekte zorlanıyoruz. Su bazen sıfır derecede donmuyor, bazen kaynamıyor yüz derecede.
O halde, "Bizi mutlu kılan şey şartlardan çok, ruhumuzdur." İstemekle değil, istememekle hür olan ruhumuz.
Sevgili Dost,
Bir zarfı açmak kadar kalbi titreten ne vardır. Zarf mahremiyettir, mahrem olmasa da satırlar. Bir köşeye çekilinir; yalnız okunur mektuplar.
Kitabı okumadan önce filmini seyrettim ve beğendim. Filmin kitapdan uyarlama olduğunu sonradan öğrendim ve hemen kitabını da aldım. Film kitapdan farklı seyrediyor, kitabı daha çok beğendim.
Filmde çok az gösterilse bile mektuplardan oluşan bir kitap ve böyle olmasına rağmen sizi hemen içine çekiyor. Kitabın dili çok akıcı, karakterlerde çok iyi. Savaş ortamının olduğu bir zamanda hiç beklenmedik şekilde bir grup insanın (sonradan yakın arkadaş oluyorlar) kurduğu bir edebiyat derneği ve oraya dahil olan bir yazar üzerine.