Paran olmadığında ne açlığını giderebilirsin ne de yatacak bir döşek bulabilirsin. Paran olmadığ için
seni Fale pui pui ye' ( cezaevi) atarlar ve kâğitlar senden soz eder.
Hep para ödemek zorundasın. Yani yürüdügün yol
için, kulübeni yaptığın yer için, gece yatacağın döşek
için, odanı aydınlatan ışık için para vermen gerekir.
Güvercin avlamak, ırmağa girmek için bile. İnsanların
şarkı söyledikleri, dans edip eglendikleri bir yere mi
gideceksin, ya da kardeşinden bir öğüt mü isteyeceksin,
bunun için de avuç dolusu yuvarlak metal ve ağır kâğıt
vermen gerekir. Her şey için para ödemelisin. Her yerde
bir kardeşin durup sana elini uzatır. Eğer icine bir sey
koymazsan seni aşağılamaya ve azarlamaya hazırdir.
icten bir gülüş ya da dostça bir bakış onu yumuşatmaya
yetmez. Açip ağzını bağırmaya başlar: "Sefil, serseri,
Soyguncu!" Bütün bunlar aşağı yukarı aynı anlama gelir
ve bir insanın yapabileceği en büyük rezilliklerdir, Daha
doğar doğmaz para ödemeye başlarsın. Öldüğünde
öldüğün için ailen para ödemek zorunda kalr. Ayrıca
bedenin toprağa verildiği icin Ne mezarına senin adına
dikilen tas için de para ödemek gerekir.
Avrupada, para vermeden herkesin yararlanabileceği tek bir sey buldum: Hava. Havanın da, yalnızca
unutulduğu
Avrupalinın için parasIz olduğunu sanıyorum. Hani
biri bu dediklerimi duysa, hemen hava için
de yuvarlak metal ve ağır kâğit istemeye kalkar.