Vaktiyle köylünün biri hacca gitmiş. Tabi dönüşte eşe dosta, hısım akrabaya hediye getirmek adetten...
Herkese miktarınca hediyeler aldıktan sonra, köyün ağasını da hatırlamış. Hediye konusunda uzun müddet karar verememişse de "Ağamız, başımızın tacıdır, efendimizdir, ona götüreceğim hediye kendime alacağımdan aşağı olmamalıdır." diye düşünerek hacılar adetince bir şişe zemzem doldurup bir faniye yetecek kefenlik bez kestirmiş. Dönüşte yol yordamınca, hediyelerini sunmak için ağanın eşiğine yüz sürmüş. Gelin görün ki ağanın kahyası bu durumdan hoşlanmayarak hediyeleri adamın suratına fırlatmış:
-Be adam! Hiç böyle hediye olur mu?! Ben böyle bir hediyeyi şimdi ağaya nasıl takdim ederim?
Köylü tüm temiz kalpliliğiyle ısrar etmiş:
-Canım kahya, elçiye zeval olmaz; sen hemen bunları odasına götür. Ben bunları bin bir emekle ta Hicaz'dan getirdim.
Biraz tartışmadan sonra kahya razı olmuş ve elinde hediye bohçası ile ağanın huzuruna girip meramını şöylece arz etmiş:
-Ağam! Sersemin biri Hicaz'dan size kefenlik bez ile gasil suyunuza katılmak üzere zemzem getirmiş.
Şimdi ölür müsünüz; öldürür müsünüz?! İki Dirhem Bir Çekirdekİskender Pala
Kendini sunan güzel bir kadını reddedebilecek... erkek tanıyor musunuz? Hala böyle erkekler varsa, onların yaradılışlarından gelen bir eksiklik var demektir.
Kendini sunan güzel bir kadını reddedebilecek... erkek tanıyor musunuz? Hala böyle erkekler varsa, onların yaradılışlarından gelen bir eksiklik var demektir.