Koca padişah
İkinci Mahmud’un: Pek hâhişi var gönlümün ey serv-i bülendim Yârın gidelim Çamlıcaya cânım efendim Reddetme sakın bu sözümü şâhlevendim Yârın gidelim Çamlıcaya cânım efendim mısraları gönlünün hâhişini hakikaten gösteriyor, onlarda padişahlık sıfatından sıyrılarak çocuklaşan ve samimîleşen bir İstanbul çocuğunu görmek kabil oluyor.
- "Kim halkı bırakıp Allah'a koşarsa Allah'ı bilememiştir."
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Dönem modası fıstık yeşili renkli çarşaflar
Sultan Mahmud devrinde Göksu’da Hızır Ağazade Said Bey’in (Ölümü: 1836) gördüğü penbe yüzlü ve fıstıkî feraceli hanım için söylediği şarkı: ..................................................... Fıstıkı pek başka açmış çeşm-i bâdâmım seni Mâilerle bir içim su olduğun meşhûr iken Fıstıkı pek başka açmış çeşm-i bâdâmın seni O zaman kayıkla yayan sahillerde veya kayıkla derede dolaşan bütün Boğaziçi hanımları için de söylenebilir.
Proust gibi birçok bakımdan klasikler kadar açık ve net yazdığında bile günümüz sanatçısının betimlediği dünya yetkin bir dünya olmadığı gibi tek anlamlı bir dünya da değil. Bilindiği gibi Andromakhe'de Hermione, Pyrros'u seviyordur ve onu öldürmeye Orestes'i gönderdiği zaman hiçbir izleyicinin kuşkusu kalmaz: sevdiği kişiyi başkasına yar etmektense öldürmesindeki bu aşk-nefret belirsizliği temel bir be irsizlik değildir; Pyrros Andromakhe'yi bırakıp Hermione'ye dönse Hermione'nin ona kul köle olacağı bellidir.
Boşuna lale devri denmiyor
Bu devir Vâsıf’ın olgunluk çağına tesadüf eden Sultan Selim zamanıydı. Onun mehtab âlemlerine iştirâk eden ve sarayında himaye gören bu ince İstanbul şairi o şiir, zevk ve mehtab gecelerinden bahsederken kendisi gibi şair olan padişaha yalvarıyor: Çarhın yüzü kandil-i nücûm ile donandı Câm-ı feleğin bezmimize ağzı sulandı Sâz ü sözümüzden gece bülbüller uyandı Sâyende senin eyleyelim cünbüş-i mehtâb diye coşuyor, Boğaz’ın korularında saz ve sözden uyanan bülbülleri hatırlatarak: Lûtfeyle buyur gülşene ey şâh-ı keremkâr diye davet ediyordu.
Bakî'yi Sultan Süleyman etti Selman-ı zaman
Sayfa 342·Kitabı okuyor