Tum insanlığın alması gereken buyuk ders
İmparatorlugun vatandaşları olarak bizlerin B ü y ü c ü -K ra lla r doneminden alabilecegimiz en büyük ders, gücün s ın ırs ız o lm a m a s ı g e r e k tiğ id ir . Bu ne­ d e n le b ir im p a ra to r ta ç g iy d iğ in d e T a n rıla rın b ir ra h ib i o n u n k u la ğ ın a şunu fıs ıld a r: Ölüm lü olduğunu unutm a. Öleceğini unutma. Ç ü n kü ö ld ü ğ ü m ü z d e , h a y a tta k i e y le m le rim iz i ya rg ıla ya n G ölge Tanrı A n ib a l ile y ü z le ş ir iz ve ö lü m ­ lü gü cü n h e rhan gi b ir şe kild e kötüye k u lla n ılm a s ı, Cehennemde sonsuzlukla sonuklasacaktır.
Reklam
Hıristiyanlığın kendini bastırması
Hıristiyanlık, başından beri, özünde ve temelinde, yaşamın yaşamdan duyduğu tiksinti ve bıkkınlıktı; bir "başka" ya da "daha iyi" yaşama duyulan inanç altında yalnızca örtüyor, yalnızca gizliyor, yalnızca süslüyordu kendini. "Dünya"dan nefret etme, duygulanımları lanetleme, güzellikten ve tensellikten huyulan korku, bu dünyaya daha iyi kara çalmak için uydurulmuş bir öbür dünya, aslında hiçliğe, sona, kalıbı dinlendirmeye yönelik, "Sabbatların Sabbatı"na doğru bir istek - tüm bunlar da, Hıristiyanlığın y a l n ı z c a ahlaksal değerleri geçerli kalmaya yönelik mutlak istenci gibi; bir "batma istenci"nin olası tüm biçimlerinin içinde her zaman en tehlikeli ve en tekinsiz biçimi gibi; en azından en derin hastalığın, yorgunluğun, bezginliğin, bitkinliğin, yaşam yoksulluğunun bir işareti gibi geliyordu bana; - çünkü ahlakın (özellikle de Hıristiyan, yani mutlak ahlakın) karşısında yaşamın, özünde ahlakdışı bir şey o l d u ğ u için, sürekli olarak ve kaçınılmaz bir biçimde haksız çıkması g e r e k i r ; - yaşamın, sonunda, aşağılanmanın ve sonsuz hayır'ın ağırlığı altında ezilerek, arzulanmaya-değmez, kendinde değersiz olarak duyumsanması g e r e k i r. Ahlakın kendisi - nasıl? Ahlak "yaşamın olumsuzlanması isteği" gizli bir yok etme içgüdüsü, bir bozulma, küçültme, kara çalma ilkesi, sonun başlangıcı olmamalı mıydı? Ve, bunun sonucunda, tehlikelerin tehlikesi?... İşte, içgüdüm, yaşamın sözcüsü bir içgüdü olarak ahlaka k a r ş ı çıkmıştı bu tartışma götürür kitapla; ve yaşama ilişkin temel bir karşı öğreti ve karşı değerlendirme icat etmişti, saf sanatsal, H ı r i s t i y a n l ı k k k a r ş ı t ı bir öğreti. Nasıl adlandırılmalı onu? Bir filolog ve sözcüklerin adamı olarak, biraz da özgür davranarak -kim biliyordu ki Deccal'in doğru adını?- Yunanlı bir tanrının adıyla
Sayfa 8 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Felsefe
B a z e n a n ı l a r a e n ç o k y a k ı ş a n e l b i s e, b i r k a ç d a m l a g ö z y a ş ı d ı r u n u t m a...
Sayfa 15 - Scala Yayıncılık·Kitabı okudu
Şiir
Y e t i ş m e k i ç i n g e ç k a l ı r ı m h e p s a n a.
Sevmeye Dair
B u y a v r u y u a l ı p d ı ş a r ı d a b i r y e r e a t a r s a m b e l k i G e o r g e ' u n h a b e r i o l m a z b e n d e t a v ş a n l a r ı m a r a h a t l ı k l a b a k a b i l i r i m b ö y l e c e, Körling karısı öfkeyle cevap verdi: "s e n t a v ş a n l a r d a n b a ş k a b i r ş e y d ü ş ü n m e z m i s i n?" K ü ç ü k b i r a r a z i m i z o l a c a k diye sabırla anlatmaya başladı yine Leni, "b i r e v i m i z b a h ç e m i z y o n c a t a r l a m ı z d a o l a c a k, t a v ş a n l a r i ç i n l a z ı m y o n c a t a r l a s ı be n b i r ç u v a l a l ı p y o n c a i l e d o l d u r a c a ğ ı m s o n r a d a t a v ş a n l a r a v e r e c e ğ i m t o p l a d ı ğ ı m y o n c a l a r ı n h e p s i n i." "s e n n i y e k a f a n ı t a v ş a n l a r a t a k t ı n b ö y l e" diye sordu kız. Leni bu soruya yanıt vermek için bir süre düşündü sonra ağır hareketlerle yanaştı kıza, artık vücutları birbirine değiyordu, "B e n g ü z e l ş e y l e r i o k ş a m a y ı s e v e r i m d e."
Reklam
Reklam