8/10
·290 syf.··
2025 20. kitabı
Öncelikle pek saygın yazarımız Fyodor'un hayatına dair anektodlar vermekte fayda var. I.Nikolay'ın baskıcı rejimine muhalif Patraşevski grubu üyesi olduğu için tutuklandıktan sonra cezası sürgüne ve zorunlu askerliğe çevriliyor. Sibiryadan dönüşüyle cezası da son buluyor. Merhale; iki anlamı varmış. İlki: Aşama, derece, evre. İkincisiyse; varılması istenen noktaya kadar aşılması gereken yerlerin her biri, konak, menzil. Müşahhas; somut. Müessir; etkili, sonuçlu. İttisal; bitişme, değme, dokunma Himmet; çaba, çalışma. Bu yukardaki kelimeler de tarihimizde çok önemli yer tutmuş Hasan Ali Yücel'in önsözünden. Bilmekte fayda var. Konuyu ve hikayeyi özetlemek yerine bu sefer doğrudan bazı kavramları açıklamaya girişeceğim: Alabros; kısa ve dik kesilmiş, fırça gibi (erkek saçı). Parmaklarıyla kravatına fiske vurmak; Ruslar arasında bu hareket, birisinin içmiş olduğuna işarettir. İçtiğime delalet bu hareketi kullanacağım, içersem ve kravatım olursa. Bundan sonra bu kravata bi fiske bile vurulmayacak, bu da içmezsem. Lukullus; ziyafet sofralarının zenginliğiyle meşhur Romalı bir soylu. Halil İbrahim sofrasından sonra meşhur bir sofra sahibi olarak; Paşa abi. Şaka şaka Lukullus. Alicenap; yüce gönüllü, cömert. Alicenap bundan sonra ancak apartman isimlerinde vs çıkar gibi geliyor karşımıza. Hüsar; hafif süvari sınıfının üyesi diye tanımlanan hussar kelimesinin Türkçe'ye uyarlanmış hâli olduğunu düşündüğüm kelime. Spitz; bir tür köpek cinsi. Takdis analığı; evlenecek gençler evden kiliseye giderken, ebeveyni tarafından ikonla takdis edilirler. Anne baba olmayınca, bu işi itibarlı kimseler yapar. Kalaç; pide hamurundan yapılan bir tür ekmek. Nuh nebiden kalma; modası geçmiş, köhneye çekilmiş eşyalar için kullanılan ifade, cümle içinde birilerinden duysam memnun olurum
Stepançikovo KöyüFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20194,915 okunma
Puan vermedi·72 syf.··
2024 61. kitabı
·
12 saatte okudu
·
Okunma: 13 Nisan 2024 01:43
Dehşet aldığın zaman, İbrahim Hakkı gibi "Mevlâ görelim neyler, neylerse güzel eyler" de, pencerelerden seyret, içlerine girme. Bir insan, hayatında yalnızca şu sözü uygulayabilse rahat eder Allah'ın izniyle. Allah'a bırak. O ne yaparsa doğrudur, en güzelidir. Uzaktan bak, izle, ses etme. Eden ettiğini bulur. Sen ben o. Hepimiz. Seyret. Kurcalama. Vs vs vs. Uzar gider. Ama çok özünü Erzurumlu İbrahim Hakkı hazretleri söylemiş, bizim vazifemiz uygulamak... Neyse. Bu sözün ardından öyle oldu böyle gitti demek olmaz. Vallahi kafamın içinde dönen senaryo şu: Dünya evet oyun. Biz faniyiz. Bazılarımız fena değil ama bazılarımız şeytanötesi. Bu kadar kötülüğe insanın gücü nasıl yeter diye düşünüyorum ben. Gerisi berisi bu. Üstad diyor ki gözünü kapayan yalnız kendine gece yapar. Ben de diyorum ki birilerini kandırdığını sanan yalnız kendini aldatır. Babamın bir duası var benim için. Her zaman karşına çıkacak herkes senin için inşallah benim düşündüğüm gibi düşünür der. Bazen böyle oturup düşünüyorum da, bazı insanların iyiliği fazla geliyor bana karşı, beni niye bu kadar sevdi diyorum. Bazı kötü insanların da ışık hızıyla(bu dünyada yıllar da ışık hızıdır) gördüğüm pislikleri oluyor. İşte bu baba duası. Eminim. Yani baba hep suç bende değil. Senin duan olağanüstü hâl korumasında tutuyor beni.;) Bir üstadın bir babamın sözlerinin altına mühür vuruyorum. O kadar. 23. Söz her söz gibi her ders gibi kıymetli benim için. Açıklama yapmaya gerek yok belki ama Risale-i Nur Kuran'dan besleniyor her ilmi kitap gibi, o yüzden Kur'an'dan sızandan beslenmek bu kadar tatlı geliyor. Yoksa hiçbir kitabı, kitabı hâkimin yerine koyduğumuz için değil. Her asrın bir müfessiri, bir tefsiri vardır. Bana göre benim içine büyüdüğüm asrın tefsiri hakikisi Risale-i Nur'dur. Başkasına göre başka
Bediüzzaman
Yirmiüçüncü SözBediüzzaman Said Nursî · Sözler Neşriyat · 2005714 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Gülhane'nin Ferdinatörü'ne sevgiler.
Puan vermedi·350 syf.··
2022 316. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 15 Kasım 2022 00:26
Hayatım bir Ferdi Tayfur şarkısı olsaydı kesinlikle bu olurdu dediğim tek bir şarkı yok. Ama birini seçmek zorunda olsaydım: Durun ümitlerim etmeyin duruuuun!! Bu şarkı çaldığı an kadere talihe darılıyorum tabir buysa. Bu kitabı evvelce yarım bırakmıştım. Çok büyük ihtimalle de bir daha okumayacaktım. Büyük hata olurdu; çünkü güzel kitap. Senaryo içinde senaryo. Kesinlikle bir ara aşırı kaptırdım bunu iyi hatırlıyorum. Neredeyse sınava geç kalacaktım. Bu benim için yeter. Neyse ki "yarım bırakmak mı asla!" tarafım harekete geçti. Hâlâ yaşayan bir efsaneyken okumak istedim. Gidince kıymete binecek bir ses değil çünkü. Heeey! Kimin önce gideceğini tabii ki Allah bilir. Öyle bir şey değil söylediğim. Çok vefalı değilim. Ama öyle büyük vefasız da değilim. Buna canlı cansız herkesi, her şeyi dahil edebilirim. Benim olan güzeldir, benim sevdiğim en güzelidir. Yani. Ferdi Tayfur güzel söyler dedimse bunu kimse değiştiremez. Bunu mu dinliyorsun diyenlere kalpten "gülümsüyorum". Büyük eksiktesiniz gençlik ve benim elimden bir şey gelmez. Neyse. Çok severim çünkü benim ergenliğimdir en başta. Ezberime geçen ilk şarkı onun yaktı benisidir. Sonraki. Dön artık dön. Bunları unutmam mümkün değil çünkü yazarak ezberledim. Biliyorum inanılmaz. Bi 6. Sınıf öğrencisi neden Ferdi Tayfur şarkısı ezberler. Onu söylemem. O kadar da değil. Teybe koyduğum kasete ambargo koyan ablama inat sevmişimdir. Evdeki imparator sevdasına inat!! İbrâhim Tatlıses müthiş bir ses evet . Kabul. Ama Ferdi TAYFUR başka. Çünkü o benim rağmenlerce "seçtiğimdir." Ben babamın sevdiklerini severim hep. Ama bu sefer ona sevdirdiğime inanıyorum bir şeyi. Gençliğimi veriiiin almayın yıllaaaaaar dediğim zaman içinin erimesini seveyim. Hiç öyle bir şey yok. Ben hep genç kalırım belki bablir. Onun gibi yapmaya
Edebiyat
Şekerci ÇırağıFerdi Tayfur · Kora Yayın · 200360 okunma
8/10
·284 syf.··
2021 89. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 05 Aralık 2021 00:00
bu kitabı okumamdaki en büyük etken çevremdeki herkesin murat menteş’i dublörün dilemması ile tanıyıp hakkında yorumlar yaparken benim bu konuda hiçbir fikrimin olmamasıydı. kitap dedikleri kadar şaşırtıcı, yok artık, süper, inanılmaz kelimelerinin anlamlarını bana TDK’den sonra ikinci kere gösterdi. kitabın konusuna gelince; ne yok ki arkadaş. aşk, ihanet, kimsesizler yurdunda büyümüş bir çocuğun o tecrübelerle hayata karşı tutunduğu tavır ve acıları. ama konuyu daraltmak gerekirse;  nuh tufan adındaki kimsesizler yurdunda büyüyen ve albino olduğu için kimse tarafından evlat edinilmeyen konservatuar öğrencisinin para kazanmak için yapmaya çalıştığı işler ve bu işler sonucunda kendi başına açtığı belalardır. '' hatip güzel söylemişti:'' inananlar için her çağda bir nuh'un gemisi vardır..,, amenna. acaba yüzümüzdeki bu tuhaf maskelerle, bizi kurtaracak bir gemiye binebilecek miydik?,, allah vergisi yetenek ve kaabiliyetiyle çıkan bir roman.. eserin kıymeti de burdan doğuyor. hem belirli kişi ve çevreyi almış, hem de hayâli, yaratılmış kişilerin hayatı gibi bir sağlam roman akımı. murat menteş 'in anlatımı demir leblebi.. her cümlesi, her bölümüyle kafa yorulmuş, üstünde nakkaş gibi işlenilmiş ve asıl önemlisi anlayıp tadına varmak için de yine bir nakkaş gibi incelikle çalışıp düşünülmesi, sindire sindire duyulması gereken bir üslup.. kişiler, bırakın temel kişinin ruh hâletlerinin çeşitli nüanslarını, yaşayışın her hareketine verilen mânâ ve inceliği , öteki plandakiler bile hep kendi hayatlarını yaşayan, sağlam ve oturmuş; karakteri belli ve canlı tipler.. hele hele nuh tufan.. hem insan, hem maskeli bir figür.. franz kafka 'nın yarı tanrısal figürleri ya da dorian gray'in portresi'ndekine benzer maskenin, geçici boyaların, aldatmacanın son bulması gibi.. isimleri
Edebiyat
Dublörün DilemmasıMurat Menteş · İletişim Yayınevi · 200517,7bin okunma
İnceleme değil özettir
Puan vermedi·248 syf.··
Beğendi
·
2020 18. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 26 Mayıs 2020 00:34
·
Kitabımızın bölümleri şu şekilde: 1. Bölüm İnsanın kendisi ile ilişki.  2.bölüm insan Allah ilişkisi . 3. bölüm insan eşya evren ilişkisi. 4. bölüm insan insan ilişkisi 5. bölüm insani ilişkilerde 10 altın kural. 6. bölüm Kur'an'da diyalog. 1. Bölüm İNSANIN KENDİSİ  İLE İLİŞKİSİ  Insan kendini tanımadan başkaları ile tanışmaya kalkışınca ortaya çok büyük hatalar çıktığını söylüyor hocamız.  Bu yüzden önce kendinizi tanımanız gerektiğine vurgu yapıyor.  Burada da kendimize dönüp 'Ben kimim?' sorusunun sormamız gerektiğini söylüyor. Bu soru sayesinde merak edip kendimize döndüğümüz zaman Bediüzzaman'ın dediği gibi 'merak ilmin hocasıdır' düsturu ile kendimizi tanımamıza yardımcı olacak başlıklar sıralanıyor: 1.Bak(unzur) 2.Oku (ikra) 
Din
İnsanî İlişkilerde İlahî ÖlçüMuhammed Emin Yıldırım · Siyer Yayınları · 20202,475 okunma
Ağıtlara Ve Sürgünlere Kâğıt Kalem Yetmez
10/10
·463 syf.·
2018 50. kitabı
İncelememiz, Esra Kurt kardeşimizin yaptığı ( #30997659 ) Mehmet Uzun etkinliği vesilesiyle yazılacaktır. Kendisine bu vesileyle teşekkür ediyorum. Böyle güzel bir etkinliği yapan yoğun duygulara sahip kendisi incelememizi okumasın. (Bu şaka tabi) :) Bazı kitaplarda olduğu gibi biz de yazımızda bir teşekkür yazısı yazmayı kendilerine karşı minnet duyduğumuz saygıdeğer insanlara bir borç biliriz. Bu yüzden, bana kitabı hediye eden çok kıymetli Havva Öztin Akarsu ablama teşekkür eder, hürmetlerimi bildiririm. Kendisi bana doğum günü hediyesi olarak -aslında başka bir zaman gönderecekken bu âna denk geldi- kitabı hediye etti. Bu yüzden unutulmayan simalardan olacak zihnimde ve gönlümde. İncelemeyi yazdıran aslında bizim düşüncelerimiz değildir. Yazarın kendisi ve kalitesidir. Bir inceleme yazarken veya inceleme yazarken biz, güzelleştirmeyi kendimizden çok yazara mâl etmeliyiz. Buna sebep olarak şöyle denilebilir: Kitap nitelikliyse biz okuyucular o kitabın hakkında inceleme yaza yaza-öve öve bitirmeme coşkunluğu taşar içimizde. Bunun tersi bir durum ise bilgilendirmek amaçlı kısa yazılar olur. Nasıl ki hoşlanmadığımız veya tadını beğenmediğimiz yemeği yerken kısa kesip kalkarız ya... işte öyle bir şey bu duyguyu tam ifade eder. Bu bağlamda yazarımızı tanıtan naçizane birkaç kelam etmek -zihnimizle kalemimiz arasında mekik dokumak- okuduğumuz eserin hakkı olacaktır. Biraz bahsedelim o halde... Mehmed Uzun Siverek doğumlu bir yazardır. Burayı biraz daha açacağım. Çünkü Siverek günümüzde Urfa vilayetine bağlı bir meskendir. Eski zamanlarda Diyarbakır'ın vilayetiyken sınır değiştirmiştir. Bu yüzden Mehmed Uzun da Diyarbakırlı olmuş oluyor. Zaten anlaşılacağı üzere de mezarı Diyarbakır Mardinkapı
Edebiyat
Dicle'nin SürgünleriMehmed Uzun · İthaki Yayınları · 20142,249 okunma