Yavaş yavaş herkes evin kaybolmuş hayatının orada toplandığına inanmıştı. Orası birikmiş ayrılıkların, üst üste yığılmış ölümlerin, hatıra ve unutulmaların odasıydı. Yaşayanlar bile orada kendi çocukluklarının, ilk gençliklerinin ölümünü seyrediyorlardı.
Babalar çocuklarıyla biraz daha büyüdüklerinde ilgilenirler, meraklı olduklarında, sorular sormaya başladıklarında.
Bu anı boş yere bekledim. Sadece bir soru vardı sorulan: "Nereye gidiyoruz baba?"