İbrahim Halil Gülben

İbrahim Halil Gülben
@ibrhalgul
Benim tüm çabam kimseye muhtaç olmadan yaşamaktır. İnsanlar hiç bir şeyimi almazlarsa bana çok şey vermiş olurlar ,hiçbir kötülük etmezlerse ,yeterince iyilik yapmış sayılırlar...
Sosyolog
Sosyoloji-Fırat Üniversitesi
134 okur puanı
Ağustos 2017 tarihinde katıldı
Sahip olmak düşüncesine yönlendirilmiş öğrenciler, bir dersi dinlerlerken bir yandan anlatılan şeyler arasındaki mantıklı bağları yakalayarak anlamı kavramaya çalışırlarken, öte yandan da bütün anlatılanları defterlerine not ederek, gelecek sınavda başarılı olmayı amaçlarlar. Ama bu arada, anlatılan şeylerin içeriği üzerine pek düşünmez, ona karşı bir tavır almazlar. Böylelikle öğrendikleri şeyler, onların düşünce dünyasının bir parçası haline gelmediği için, kişisel gelişimlerine ve evrimlerine hiçbir katkıda bulunmazlar. Bu öğrencilerin yaptıkları, duydukları ve hafızalarında sakladıkları teorileri, yeri gelince eksiksiz ve katkısız olarak yinelemekten ibarettir. Konunun içeriği ile öğrenci, birbirlerine yabancıdırlar. Öğrenci, başkaları tarafından varılan (ya onların kendi vardıkları ya da başkalarından alıntı yaptıkları) bazı sonuçların mülkiyetini eline geçirmiş, bu düşüncelere "sahip olmuştur". ​Öğrencilerin tek amacı vardır: "Öğrenilmiş" olanı saklayıp tutabilmek. Bunun için, ya bunları hafızalarına iyice yerleştirmek ya da bazı notlarla, grafiklerle ve çizimlerle kâğıda geçirmek zorundadırlar. Yeni bir şey yaratmalarının veya olağandışı bir şey becermelerinin hiç gereği yoktur. Sahip olucu karakter yapısındaki birisi için, yeni düşünceler ve fikirler, daha önce kafasına yerleştirdiği şeylerin tümünün yeniden gözden geçirilmesine ve yeni sorular sorulmasına yol açacağından, rahatsız edici olacaklardır. Dünyaya bakış açısı ve insanlarla ilişki biçimi, sahip olmak ilkesine göre ayarlanmış bir insan için kolayca sınıflanamayan, böylece de gelişen, değişen ve denetim altına alınamayan her düşünce, huzursuz edici ve korku vericidir.
Sayfa 51
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Boş zamanı değerlendirme araçları olan otomobiller, televizyon, geziler ve benzerlerinin de zorlama tüketimin ana nesneleri olduklarıdır. 'Boş zaman aktivitesi' bence yanlış bir tanımdır, bunu 'boş zaman pasivitesi' olarak düzeltmek gerekir. ​Özetlersek: Tüketim, günümüz aşırı üretim toplumunun belki de en önemli sahip olma biçimidir. Tüketilen şeyin kişiden geri alınması imkânsız olduğu için, bu durum korku duygusunu azaltmaya yarar. Ama her tüketilen şey, tüketildiği andan itibaren, tüketiciyi tatmin edemez hale geldiği için de, insanlar yeniden ve daha fazla tüketime yönelmek zorunda kalırlar. Bu çarkın sonu bir türlü gelmeyince, hep tatminsiz bir çırpınış içinde bocalayan modern tüketiciler, kendilerini şu formülle ifade etmek durumunda kalırlar: 'Ben, sahip olduğum ve tükettiğim şeyler dışında bir hiçim.'
Sayfa 48
​"Mülkiyet: Biliyorum ki ben, Ruhumdan akıp gelmek isteyen düşünceler dışında Hiçbir şeye sahip değilim. Biliyorum ki ben, Tatlı bir sevgiyi, küçük bir sevinci tattığım anlar dışında, Hiçbir şeye sahip değilim."
Sayfa 40
6/10
·198 syf.·
2025 3. kitabı
J. D. Salinger
6.4/10 · 71,1bin okunma