Benim tüm çabam kimseye muhtaç olmadan yaşamaktır. İnsanlar hiç bir şeyimi almazlarsa bana çok şey vermiş olurlar ,hiçbir kötülük etmezlerse ,yeterince iyilik yapmış sayılırlar...
Akşam, Marie beni görmeye geldi, kendisiyle evlenmek isteyip istemediğimi sordu. Benim için fark etmediğini, eğer o istiyorsa evlenebileceğimizi söyledim.
Romandaki karakterlerin verdiği hissiyatlar çok çok güçlüydü. O kadar saf ve bir o kadarda tehlikeli olan bütün yanlışlarına rağmen okuyucunun affedebildiği o karakter "lennie" onu görmeden sevdik ve belki de acıdık.... kitabın son sayfasını kapattıktan sonra çok karmaşık duygular sarıyor insanı... Romanı günümüz yaşam koşullarınada uygun olarak yorumlanabildiğini gördüm bizde hep bir şeylerin peşindeyiz ve bunun için hep dikkat etmek ve başımızı belaya sokmamak zorundayız... Kalıcılığını yitirmeyecek bir roman iyi okumalar...
Crooks söze atıldı hemen: ”Seni korkutmak istemedim Dönecek George tabii ki. Ben kendimden söz ediyordum. Gece burada tek başına bir adam düşün, işte ya kitap okuyor ya da bir şeyler düşünüp öylece oturuyor. Bazen düşüncelerini birine söylemek ister doğru mu yanlış mı diye ama kimsesi yoktur işte. Bir şey görünce bile onu gördüğünden tam emin olamaz gösterecek kimsesi olmadığından. Yanındakine dönüp 'Gördün mü sen de?’ diye soramaz ki. Bilemez ne gördüğünü. Soracak kimsesi yoktur ki. Ben de burada bir şeyler gördüm. Sarhoş da değildim. Uyukluyor muydum onu bilmiyorum . Yanımda biri olsaydı, 'Uyukluyordun' derdi belki bana, ben de o zaman 'Tamam,' derdim kendi kendime 'Öyle bir şey görmemişim.' Ama şimdi hiç bilemiyorum görüp görmediğimi.” Crooks bakışlarını duvara, pencereden dışarıya yöneltmişti.