Dostoyevski bir keresinde şöyle demişti: "Beni korkutan tek bir şey var: Acılarıma değmemek."
… ama hep aynıydı: aynı acı, aynı keder, aynı iç sıkıntısı…
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Mağarayı andıran oyuğun tutsağı, ben, dünyanın gölgesinin karşısında yalnızım. Ocak ayı, öğleden sonra. Ama soğuk, havanın derinlerinde duruyor. Her yerde, her şeyi ölümsüz bir gülümsemeyle örten, ama tırnakla kırılıverecek kadar incecik bir güneş tabakası. Ben kimim ve ışıkla yaprakların oyununa katılmaktan başka ne yapabilirim? İçinde sigaramın tükendiği bu güneş ışını olmak, bu hoşluk, havadan solunan bu dingin tutku olmak. Kendime erişmeye çalışırsam, bunu ışığın derinlerinde başarabilirim. Ve dünyanın gizini ele veren bu hoş tadı hissetmeye, tadını çıkarmaya çalışırsam, evrenin derinlerinde kendimi bulurum. Kendimi, yani beni görüntüden kurtaran bu en uç noktadaki coşkuyu. Birazdan, başka şeyler ve insanlar beni yeniden ele geçirecekler. Ama şu dakikayı zamanın dokusundan kesip ayırmama izin veriniz, başkalarının sayfaların arasına bir çiçek bırakması gibi. Onlar, aşkın kendilerine hafifçe dokunuverdiği bir gezintiyi sayfaların arasına hapsederler. Ve ben de geziniyorum, ama beni bir Tanrı okşuyor. Yaşam kısadır ve zaman yitirmek günahtır. Bütün gün boyunca zaman yitiriyorum ve ötekiler çok çalışkan olduğumu söylüyorlar. Bugün mola verdim ve kalbim başını alıp kendisiyle tanışmaya gidiyor. Yine bir iç sıkıntısıyla boğulursam, bu, cıva zerreleri gibi parmaklarımın arasından kayan o elle tutulamayan anı hissettiğim içindir. Dünyadan ayrılmak isteyenleri bırakınız. Ben hiç yakınmıyorum, çünkü doğuşumu seyrediyorum. Bu dünyada mutluyum çünkü bu dünya benim krallığım. Geçip giden bulut ve solan an. Kendi ölümüm kendimde. Kitap, sevilen bir sayfaya açılır. Bugün, dünyanın kitabının açıldığı sayfa ne kadar da yavan. Acı çektiğim doğru mu, acı çekiyor olduğum doğru değil mi; ve çekilen bu acı başımı döndürüyor çünkü bu acı, bu güneş ve bu gölgelerdir, bu sıcak ve havanın
Sayfa 17
Felsefe-Düşünce
Sana şifa lazım ise, acı ilaç iç. Dostun sözü acıdır.
Risale-i Nur
Spoi
“Mercedes,” diye tekrarladı Monte Cristo, “Mercedes! Tamam o zaman! Evet, haklısınız, bu ismi telaffuz etmek hâlâ hoşuma gidiyor ve işte uzun süredir ilk defa dudaklarımın arasından net bir şekilde çıkarak yankılanıyor. Ah! Mercedes, isminizi melankolik iç çekişlerle, kederli inlemelerle, umutsuz hırıltılarla telaffuz ettim, isminizi, soğuktan donarken, zindanımda samanın üzerine çömelirken, sıcaktan kavrulurken, hücremin döşemeleri üzerinde yuvarlanırken telaffuz ettim. Mercedes, intikamımı almam gerek çünkü on yıl boyunca acı çektim, on dört yıl boyunca ağladım, lanet okudum; şimdi size şunu söyleyeyim Mercedes, intikamımı almam gerek!”
Sayfa 439 - Edmond Dantès·Kitabı okuyor
Alıntı
-Acı çekme olarak gösterilen kendine acıma. Öncelikle görülmesi gereken budur. Bu faşist kişiliğin bir parçasıdır, ama belli bir ideolojiye atfedilmemelidir, çünkü bu kişilik tipi, güç uygulanan her yerde bulunur ve kendisini demokratik olma kadar komünist olma tavrının ardında da gizleyebilir. Dikkat etmemiz gereken, kişinin politik yönelimi değil, insani bir varlık olarak kendi kendisine karşı ne kadar dürüst olduğudur. -Yorulmak bilmeden çoğaltılan dış düsmanlar. Bu, insanın kendi iç hayaletlerinden kaçmasının ve toplumun içindeki, kendine ihanetin yaygınlığından kaynaklanan örtük nefret eğilimini körükleme ve kendi çıkarına kullanma girişiminin bir belirtisidir.
Sayfa 188 - Çitlembik Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı