Beni huzursuz eden o kitap!
8/10
·415 syf.··
Beğendi
·
2026 31. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 21:40
"Bir Dünya ki ister istemez bu akşam ağırlığını sırtımızda duyuyoruz."sf401 Bazen ağrılı zamanlardan geçer insan, benim de o dönemime denk gelen bir kitap oldu. Hayatın zorluğu hep vardı ve hep var olacak gibi. Huzur'un kahramanlarından Mümtaz, roman boyunca kendisini "huzur"a kavuşturacak bir "iç nizam"ı aramaktadır. Eserde hastalık, ölüm, tabiat, kozmik unsurlar, medeniyet, sosyal meseleler, çeşitli ruh halleri ve estetik fikirler iç içe verilir. Çok kapsamlı bir kitap olduğu için, her yazardan bahsediliyor. Yan karakter olan Suat'ın hayatı bana da hayatı sorgulattı. Zaten önemli olan da, bir kitabın sizi başka kitaplara sevk etmesi değil midir? "...Hazin tarafı şu ki, bu cinsi azapları bütün dünya bir asır evvel yaşadı, bitirdi. Georg Wilhelm Friedrich Hegel, Friedrich Nietzsche, Karl Marx, geldiler, geçtiler. Fyodor Dostoyevski suat'tan seksen sene evvel bu azabı çekti." Kendi iç dünyasında kaybolan bir adam.! Nuran ve Mümtaz'ın aşkı nasıl bir son bulacak diye, son sayfalara kadar merakla okudum. Tabii spoiler vermeyeceğim, siz okuyuculara da gizem kalsın. Kitapta o kadar mahur beste geçti ki şu iki hafta boyunca hep dinledim youtu.be/ol4kLAa3tZQ?si=... sizlere de sunuyorum. Ne yazsam eksik kalır, o sebeple okuyunuz diyorum. Ve benim klâsik vedam ile bitirmek istiyorum kitabı; "Elbisem çok eski olsun... Fakat bahçemde en iyi güller yetişsin." Syf 187. Kitap ve sağlıkla kalın
HuzurAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 201921,4bin okunma
Kimlik Kıskacındaki Devletin Somut Reçetesi: Üç Tarz-ı Siyaset
Puan vermedi·75 syf.··
2026 20. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 22:42
Yusuf Akçura’nın 1904 yılında Kazan’da (Rusya) kaleme aldığı 'Üç Tarz-ı Siyaset' makalesinin ve ona muasır gelen eleştirilerin yer aldığı bu kitabı incelemeye geçmeden evvel, eserin telif edildiği döneme dair ufak hatırlatmalar yapmak gerekir. Osmanlı’nın Balkanlar’da isyanlarla kaynadığı, iktisadi iflasın eşiğine gelip varidatını Düyun-u Umumiye’ye kaptırdığı bu süreçte, alternatif siyaset üretmek çok sıkı bir sansür rejimiyle engelleniyordu. Bu istibdat ortamında muhalif Jön Türkler, hukuken Osmanlı’ya tabi olsa da fiilen İngiliz idaresinde olan Kahire’ye sığındılar. Sansür zincirinin kırıldığı ve radikal fikirlerin serbestçe tartışılabildiği Türk Gazetesi’nde neşredilen bu makale, kendisi de bir sürgün olan Akçura’nın Osmanlı’ya dışarıdan bakarak yaptığı rasyonel ve duygusallıktan uzak tahlilin en somut örneğidir. Dolayısıyla bu derleme, yalnızca maziye gömülen imparatorluğun çöküşüne dair bir reçete sunmakla kalmıyor; aynı zamanda günümüz Türk siyasi düşüncesinin de temel taşlarını döşüyor. Akçura, bahsettiğimiz bu üç siyasi akımı faydalı ve uygulanabilirlik açısından inceliyor ve bir siyaset bilimci gibi, “Ben size hayal satmayacağım. ‘Bu fikir tüm insanlığı kurtaracak’ gibi boş ve süslü safsatalarla analiz yapmayacağım,” diyor. Bu doğrultuda sırasıyla her bir fikre, “Hangisi Osmanlı toplumuna daha çok kuvvet kazandırır ve onun bu acımasız dünyada hayatta kalmasını sağlar?” şeklinde yaklaşır. Akçura’ya göre Osmanlı Devleti’nin güçlenmesi; bütün Müslümanların ve Türklerin menfaatine ters değildir. Fakat sadece İslamcılık siyaseti izlemek, Osmanlı Devleti’nin ve Türklerin çıkarlarına tamamen muvafık düşmez. Osmanlı topraklarında yaşayan gayrimüslim tebaayı göz önünde bulundurursak, bu fikrinde pek de yanlış sayılmaz. Türkçülük menfaatine gelince; bu fikir de ne
Üç Tarz-ı siyasetYusuf Akçura · Kaynak Yayınları · 1907154 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
10/10
·320 syf.··
2026 58. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2026 14:10
Tarixin izlerini dasiyan şah eserdir Semerqend ! Oxuyarken sizi zamanin diliminde 11ci yuzilliye aparacaq ,tarixde öz izini qoymuş mühüm şexsiyyetler olan 3 dost Omer Xeyyam ,Nizamúlmúlk ve Hesen Sabbahin dostluğundan ,apardiqlari siyasetden,Səlcuq dövlətini, İsfahanı,Səmərqəndi,İran və Orta Asiyanı,elm, fəlsəfə və siyasi mübarizələri təsvir edecek o kitabdir Semerqend Men ise Alamutun davami olaraq oxudum bu kitabi. Semerqend 4 hisseden ibaretdir, 1ci hisse Omer Xeyyamin heyat ve yaradiciliğindan behs edir(Hadisələr XI əsr İran və Orta Asiyasında baş verir. Əsas qəhrəman məşhur şair, alim və filosof Ömər Xəyyamdır.)Kitabda onun: həyatından, elmə və dinə baxışından,sevgi münasibətlərindən, məşhur "Rübailər"inin yaranmasından bəhs edilir. Burada həmçinin dövrün iki mühüm tarixi şəxsiyyəti olan: Nizamülmülk Həsən Sabbah ilə münasibətləri göstərilir. Bu üç şəxs eyni dövrdə fərqli düşüncə yollarını təmsil edir: Xəyyam — ağıl və azad düşüncə, Nizamülmülk — dövlət və nizam, Həsən Sabbah — ideologiya və fanatizm. 2ci hisse Hesen Sabbahin yaratdigi saxta cennet Xaşxaşilerden 3cu hisse Ómer Xeyyamin elyazmasinin taleyinden (Amerikalı Benjamin Lesage adlı qəhrəman Ömər Xəyyamın itmiş orijinal "Rübailər" əlyazmasını axtarmağa başlayır. Onun axtarışları İran inqilabı dövründən keçərək sonda məşhur RMS Titanic gəmisinə qədər uzanır. Əlyazmanın taleyi insan taleləri ilə iç-içə keçir və tarix, sevgi, itki və zaman mövzuları birləşir.) 4cu hisse 19-cu esrde Benjaminin iranda oldugu muddetde burada geden siyasi çekişmeler, intriqalar ,muharibeler ,Benjaminin iranli xanimla esq macerasi,Ómer Xeyyamin elyazmasini qorumasindan behs edir Kitab sizi heqiqeten keçmise aparacaq ve yaddaşinizda inanilmaz iz qoyacaq bir eserdir ,2ci defe oxumaga deyer kitabdir bele bir eser ucun Amin Maaloufu
SemerkantAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 202574,8bin okunma
Mutlak seveceksin beni, bundan kaçamazsın.
Puan vermedi·308 syf.··
2026 4. kitabı
·
39 günde okudu
·
Okunma: 15 Mayıs 2026 09:37
“Mutlak seveceksin beni, bundan kaçamazsın.” O kadar bilindik bir cümle hâline gelmiştir ki bu cümleyi duyan kişinin aklına direkt Ruh Adam gelir. Başkarakterimiz Selim Pusat’ın; kimliğini, hayatının anlamını yitirmiş olduğu bu durumlar silsilesinde, kendi iç dünyasında öz benliğiyle sürekli çatışmalar hâlinde yaşadığı bir hayat döngüsüne girmiş olması; fiziksel ve mental açıdan bir askerin çöküşünü ele alan etkili bir eser ortaya çıkarmıştır. Askerlik mesleğini hayatının merkezi hâline getirmiş, her durumda askerî nizam çerçevesinde durum değerlendirmesi yapma kabiliyetine sahip birisinin, mesleği elinden alındıktan sonra ruhsal çöküntüye girip tabiri caizse yasak meyveye yönelmesi; evli olduğu hâlde kendisinden 25 yaş küçük olan, eşinin öğrencisi Güntülü’ye gönlünü kaptırması dikkat çekicidir. Elbette gönül bu yaş farkını gözetememiştir; ancak kendisi meslekten men edildiği dönemde mahkeme, hapis ve hücre cezası aldığı zamanlarda itibarı zedelenmiş olmasına rağmen, eşi Ayşe en ufak bir sadakatsizlik göstermemiştir. Hatta Selim Pusat’ın gururunu incitmemek düşüncesiyle, o hapisten çıktıktan sonra bile sürekli tedbirli yaklaşan bir kadına yapılan bu davranış bana göre bir ihanettir. Bir asker olarak yorumlayacak olursam da askerlik mesleği, kamuflajın altına girdikten itibaren gönlünü, beynini ve fikrini ele geçirir. Bu, kendini gerçekten asker hisseden bizler için bir meslek değil, yaşam biçimidir. Bir asker yalnızca göğüs göğüse muharebeyi ya da silahlarla savaşmayı öğrenmez. Bir askeri en çok yıpratan savaş, psikolojik savaştır ve bunun eğitimini de alır. Kitapta kahramanımıza baktığımızda, psikolojik savaşta çoğu kez mağlup olması ve her kriz anında alkole sarılıp zihnini uyuşturması benim gözümde etik değildir. Şahsen bu durumlar silsilesi benim başıma
1000Kitap
Ruh AdamHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 202134bin okunma
8/10
·100 syf.·
2026 32. kitabı
Merhaba sevgili Okur Ahi Aratoğlu’ nun kaleme aldığı lorakitap tarafından yayımlanan #ruhummutlukal adlı eserin yorum ile karşınızdayım. İnsan nasıl mutlu olur? Evlilik kader midir? Hayat neden zor? İç huzuru nasıl yakalayabiliriz? Her şeyi zamana mı bırakmalıyız? Biz niçin yaşıyoruz ve Allah her şeye rağmen kullarını affeder mi? Duaların kabulü için ne yapmalı? Hak yerini bulur mu? gibi toplam 37 sorudan oluşan #kişiselgelişim türündeki bu eser bize aradığımız cevaplarıda veriyor. Severek okudum, türü seven herkese tavsiyedir . Her şeyi zamana bırakmalıyız? Bir nida ile başlayıp bir nida ile son bulan kısa bir rüyadır zaman. Zamanın sahibi Allah (C.C) değil midir? O halde bir olayın hemen çözülmesini beklemek yerine, gerekli çabayı gösterdikten sonra sonucu Allah'a bırakıp sabırla beklemek, yani tevekkül etmek gerekmez mi ? Allah'ın hikmetine güvenerek, hayırlı sonucun ortaya çıkacağına inanarak zamanı yaratan ve her şeyi yöneten Allah'ın takdirine bırakmak lazımdır. Evlilik kader midir? Kader ve kaza, Allah’ın ilim, irade, kudret ve tekvin sıfatlarının zorunlu bir sonucudur. Allah, kullarına hayrı da şerri de serbestçe seçecek şekilde bir irade vermiştir. İnsan, bu iradesiyle hayır ve şerden dilediğini seçebilmekte, kulun seçtiğini de Allah yaratmaktadır. Bundan ötürü kul, iradesini sarf ettiği işlerden sorumludur. Kişi sorumluluktan kurtulmak için “Allah böyle takdir etmiş” diyemez. Dolayısıyla evlilik kişi iradesine bağlı olan kaderdir. Yani kul istemiş Allah da takdir etmiştir. Hak yerini bulur mu? Hak, hukuk, nizam ve her şeyi elinde bulunduran Allah oldukça; o hak bugün olmazsa bile yarın mutlaka yerini bulur. Emeğin, çabanın veya gasbedilen bir hakkın sonucu, Allah'ın adaletiyle er veya geç tecelli eder. Biz niçin yaşıyoruz ve Allah' her şeye rağmen
Ruhum Mutlu KalAhi Aratoğlu · Flora Yayıncılık · 202521 okunma
9/10
·415 syf.··
2026 14. kitabı
Huzur... Adının tam aksine, beni derin bir huzursuzlukla baş başa bırakan o muazzam eser. Kitabı bitirdiğimde hissettiğim ilk şey, Mümtaz’ın İstanbul sokaklarındaki o yorgun ama hayran adımlarına ortak olduğumdu. Tanpınar; Nuran’a duyulan o naif aşkı, İkinci Dünya Savaşı’nın kapıdaki kasveti ve eskiyle yeni arasında sıkışmış ruhumuzu öyle bir anlatmış ki, kendimi 1940’ların İstanbul’unda bir sandalda, eski bir şarkıyı dinlerken buldum. Mümtaz’ın dünyasında birini sevmek, onunla aynı mısrada buluşmak, aynı ezgide hüzünlenmek demek. Kitap okumayan, musiki bilmeyen birinin Mümtaz'ın dünyasında kalıcı bir yer edinmesi imkansız bence . Onun huzuru , sevdiği kadın yani Nuran ile İstanbul’un tarihsel güzellikleri ve Klasik Türk Musikisi içinde kaybolmaktan geçmekte. ( Bu hâl gönlümü mest etti... Nedeni belli Bizim için de bu böyledir kişi eskiyi sevmeli en çok elde yazılmış bir notun kıymetini, sadakatin o sarsılmaz kalelerini... Ruhu bir kitabın sayfasına değmemiş, bir ezginin sızısıyla harmanlanmamış insanla yol yürünmez dünya zaten çok gürültülü biz ancak kitabı yük değil, sığınak görenle dinleniriz. Musiki çaldığında susmayı, inceliklere eğilmeyi bilmeli insan . Öyle ya gönlü dünden beslenmeyenin, bugününe sığamam...) Zamanla Suat’ın o karanlık varlığıyla sarsıldım, Mümtaz’ın estetik arayışıyla teselli buldum. Anladım ki huzur, dışarıda bulacağımız bir şey değil, Tanpınar’ın dediği gibi ancak bir "iç nizamın" meyvesiymiş. Velhasıl kelâm eğer ruhunuzda bir yerlerde o tarifi imkansız huzursuzluğu taşıyorsanız, Mümtaz’ın adımlarına eşlik edin derim. Çünkü bu kitap, bize huzuru değil, huzurun neden bu kadar imkansız olduğunu anlatıyor. Şunu söyleyerek bitireyim bu incelemeyi "Hayat, her an kendisini yenileyen bir mucizedir... "
Edebiyat
HuzurAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 201921,4bin okunma