Bir bayan hasta, psikiyatrist doktora gelecek olsa, şöyle der büyük ihtimalle: "Doktor bey, benim bazı sorunlarım var." Birkaç yüzyıl öncesinde ise, sözüne hiç şüphesiz: "Doktor bey, kendime bazı şeyleri dert ediyorum," diyerek başlardı.
...
Burada
kişinin duyguları, sahip olduğu şeye dönüşmüş bir ve bir sorun olmuştur. "Sorun" herhangi bir soyutlamadır. Sorun bir nesne olmadığı için, benim ona sahip olmam düşünülemez. Buna karşılık, sorun bana sahip olabilir. Başka bir deyişle, ben kendimi bir "sorun" haline dönüştürdüğüm için, yarattığım bu benim dışındaki nesne, beni belirlemeye, bana sahip olmaya başlamıştır. Bu tür bir konuşma, toplumdaki gizli ve bilince çıkmamış yabancılaşmanın açığa vurulmasını sağlamaktadır.