Benim dönemimde değişik bölge ve zamanlarda ikisi sağ, 10-11 terörist ele geçti. Sağ yakalananı üst makamlara intikal ettiriyoruz. Bu arada bire bir görüşüyorsunuz. Askeri olarak, tabii, onların sorgulanması lazım. "Nereden geldi", "nasıl yapıyorsunuz" gibi. Niye katıldıklarını merak ediyordum. Biri, lise mezunuymuş, "özgürlük için, halk için katıldım," dedi. "Aradığını bulabildin mi" dedim. "Bulamadım, beklediğim gibi özgür olamadım," dedi. "Hıyar, daha nasıl özgür olacaksın, istediğin köye giriyorsun, istediğin yiyecek içecek dağlarda," dedim. Tabii çoğu yakalanınca, "kaçırıldım, tehdit edildim" der. Yalanlarla kendini acındırmaya çalışır. Ora insanının kültürü farklı, daha bir cahillik, bilinçsizlik var. Birini, mesela pilot olmak için götürmüşler, öbürüne kaymakam vekilliği teklif edilmiş. Çoğu da işsizlikten katılıyor, yahut zorla götürülüyorlar..
Sayfa 61 - Metis Yayınları·Kitabı okuyor
Anı
"Genç meslektaşım, güzel kardeşim, ben bir lazımdı etmeden çagliyorsunuz. Beni dinleyiniz,eger ingilizlerle münasebet kurmayip da sırtınızı Osmanlı'ya dayasaydiniz, Osmanlı size silah da verirdi, yiyecek içecek de verirdi ,sırtınıza da urba da. Ama siz ne yaptınız? Osmanliyi sırtından hancerlediniz. Oldu mu ya? "
Sayfa 83·Kitabı okuyor
Filistin
Reklam
Herkes için olmayan alıntı:
Varoluşuma güç katlanır olduğum, Hayat'a duyduğum öfkeyi bastırmakta çaresizlik içine düştüğüm en sivri anlarda kendimdeki geriçekileni gördüm ben. Korkaklığın binbir maskesinden en güçlüsü inan. Kişi, uçyolculuğa çıkamamanın aczini aklıyla süslüyor: Denge, mesellerin en güzeli, masalların en yalancısı Harflerim sıradağlar kuracak daha, içimdeki meraklı daha su içecek şu çeşmeden, asıl: Korkum bana daha da bitişecek.
Sayfa 214
Çay deyip geçmemek lazım
On üçüncü yüzyıldaki Moğol kabilelerinin isyanına, ölümlere ve yıkımlara yol açtığı için değil, Song kültürünün meyvelerinden en değerlisini, çay sanatını da yok ettiği için üzülen Çay Kitabı'nın yazarı Kakuzo Okakura gibi ben de çayın önemsiz bir içecek olmadığını biliyorum.
Haçlı savaşçısını münakaşa ile susturmak yolunu tutarak dedi ki: - Ey Nasranî! İçine düştüğün karanlık ve cahillik sana acımayı gerektirmeseydi ve senin için mazeret oluşturmuş olmasaydı şu görülen davranışın beni gazaba getirebilirdi. Ama, bunu da gafilliğine ve cahilliğine bağışladım. Fakat İslam dini tarafından da haram kılınmış olan ve haram kılınışındaki hikmet apaçık bulunan şarabın ne yaman bir "kötülükler anası" olduğunu bilmiyor musun ki, onu iştahla ve özel bir iştiyakla karşımda içip duruyorsun? Şarabı bir kere de atına ver bakalım içecek mi? At değil, köpek bile içmez! Köpeğin veya başka hiçbir hayvanın tenezzül etmediği bir müskiri (sarhoşluk veren şeyi) içerek kendini dört ayaklılar derekesinden de aşağıya düşürmekte olduğuna aklın ermiyor mu?
Sayfa 23 - Ötüken Neşriyat 2020 Baskısı·Kitabı okuyor
Odadaki önemli bir gelişme, minibar. İçecek herşey var. Bir de resepsiyon kaç numara, oda servis kim, kaça basınca telefon infilak ediyor, bu kez belirlenmiş, telefonun yanına arkadaş edilmiş bir dosya kağıdı marifetiyle. Lavaboya gittim, ellerimi yıkadım, musluğun tıkacı kapalı, su akıp gidemiyor, leğen gibi birikiyor lavaboda. Tıkacı açması gereken kol, tıkaca karşı iktidarsız, açamıyor. Bu tatsız bir durum. Birkaç el yıkama sonunda dolacak leğen-vabo. - Ne lan bu? diyecek durumum yok, kendi dairemdeyim, musluğu söküp halletmem gerek. Bu tamamen benim kişisel bir sorunum, fakat üstümde ingiliz anahtarı yok.
Reklam
Reklam