... kimse, belli bir zamanın mekânsızlıkta, zamansızlık içerisinde ne kadar sürdüğünü anlatamaz, ölçemez,somutlaştıramaz, ne bir başkası için ne de kendi kendisi için...
Bengal dilinde soylu kişi anlamına gelen Tagore Hindistan'da doğmuş daha sonra eğitim görmek üzere İngiltere'ye gitmiştir. Hukuk okumak üzereyken hukuk sisteminin dünya siyasetine adalet değil, güçlünün gücüne güç kattığını görünce edebiyata yönelmiş, özellikle İngiltere'de kaldığı yıllarda İngiliz edebiyatından oldukça etkilenmiştir. O yıllarda Hindistan'ın İngiltere sömürgesi olmasına rağmen Tagore, İngilizlere pek karşı tavır sergilememiş hatta yakınlık dahi duymuştur. Ta ki İngilizlerin Jallianwallabagh şehrinde korumasız sivil Hintlileri vahşice öldürmeleri üzere. Bu olay Tagore'nin hayatında dönüm noktası olmuştur. Aynı dönemlerde Gandhi'nin kendini göstermesi, Tagore'de ulusal bilincin gelişmesine sebeb olmuş birkaç fiili siyasatte bulunmuş ve Japonya' da savaşı ve faşizmi eleştiren söylevi önemli etki yaratmış olsada siyasal bağnazlıktan dolayı siyasetten çekilmiştir.
Hindistan'da Gandhi'den sonra kurtuluş ve özgürlüğün en önemli temsilcisi olan Tagore, siyasal anlamda Gandhi ne ise manevi alanda Tagore oydu. Onbir kez dünya seyahatine çıkmış olan Tagore, eserlerinde barış, huzur, umut, aşk önemli işlediği temalar olmuştur. Tagore eserlerinden bu temaları işlerken aynı zamanda da Hindistan'ı da ele almıştır.
Tagore'nin Aşka Dair isimli şiir kitabı bana göre "Nefretin hüküm sürdüğü çağda, savaşın kol gezdiği çoğrafyada sevmek başlı başına bir devrimdir" sözünün ete kemiğe bürünmüş şeklidir. Herkesi sevgi ve aşka çağırdığı kitaptır. Sözlerimi Tagore'nin sözleriyle sonlandırıyorum.
İyilikse muradın
Kapıya vur.
Aşksa
Zaten açık.
Aşka ÇağrıRabindranath Tagore