gerçi hayat belki, kendiminki bile sanki bir tahminden, vehimden ibaret. şöyle böyle biri olduğumu tahmin ettim, değilmiş, yatkın olduğumu tahmin ettim, değilmiş, dayanıklı olduğumu tahmin ettim, değilmiş, anlayabildiklerimi kaldırabilirim zannettim, hiç değilmiş, başkalarını idare edebileceğimi kendime bakınca tahmin ettim, bu da değilmiş. istememek zordur dedim, istemek de değilmiş, durmak da, kalmak da, hareket etmek de tahminlerim gibi değilmiş.
kendimi nereye saklayacağımı şaşırıyorum. kalbin saklı olduğu yer iyi ki böyle derinde. acaba beni görüyorlar mı? acaba bu insanların hiç kalpleriyle işleri oldu mu, kalbin her an soyulmuş hissinde olması nasıl biliyorlar mı, herkesin kalbi bu kadar oynak mı, bu kadar hevesli ve bu kadar dar ve alıngan mı, bu kadar kendini bilmez mi, kalp şımarmak mı istiyor, yatışmak mı, bunu nasıl öğrenebilirim?
“ben hayatta yaptığım her şeyi babam beni görsün diye yapmış olabilir miyim?” dedim. anlamaya çalışarak yüzüme baktı. “yani,” dedim, “belki de bütün yaşam kavgam ona sesimi duyurmak, ‘bana bak, baba baksana neler yapabiliyorum ben’ demek olabilir mi?”