Bir prensip adamı, bir idealist cihangir olan yedinci Osmanlı padişahının sevgi üstüne kurulmuş hayat felsefesi ve netice olarak siyaset ve askerlik ahlakı o devirde yeryüzünün meçhulü olan şeylerdi. Zira aynı tarihlerde Avrupa'da, Eflak Voyvodası Vlad ve Jean Hunyad gibi kötü yaratılışı devlet reisleri hesapsızdı. Vlad,Türk elçilerinin kavuklarını başlarından çıkartmadıklarına kızarak ,sarıklarını başlarına mıhlatacak kadar vahşet ve sadizm örnekleri gösterirken, Osmanlı topraklarına gelen elçilere edilen çelebice muamele, o devrin anlayışına göre dünyanın hiçbir tarafında eşi olmayan bir medeniyet eseridir.
Sayfa 180 - Kubbealtı neşriyat 2000
Tarıh edebiyat
Vatan Sever ve Turancı
Enver Paşa'yı yakından tanıyan Carl Mühlmann'a göre: ''...O ( Enver Paşa) kimilerine göre hırsızlı bir maceraperest, kimilerine göre ise idealist bir devlet adamı ve komutan....'' idi.
Sayfa 1111 - Türk Tarih Kurumu·Kitabı okudu
Alıntı
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Ben bir çok devlet adamı, kumandan, siyasi tanıdım. Bunların arasında hiç birisi Enver Paşa kadar kanaatkâr ve idealist değildi. Ahlâkının bu tarafı ile Talât ve Enver Paşalar birbirlerine çok benzerler...
Sayfa 197
Halktan geldiler fakat kısa zamanda halktan koptular. Birer halk adamı hatta birer efsane kahramanı gibi çıktılar fakat hemen birer sorumsuz klik adamı oldular. İstibdada karşı ayaklandılar fakat getirdikleri de bir nevi istibdat oldu. İçlerinden bazıları, șahsen milletin malına el uzatmamayı, dünya maIına sırt çevirmeyi, partilerini bir itibar bayrağı gibi kullanmak istediler. Halbuki asıl yağmaya verilen değerler, milletin onlara bağlanan iman ve ümidiydi. Milletin iman ve ümidini suistimal ettiler. Bir defa elden çıktı mı bir daha kazanılamaz olan bu hazineyi israf ettiler. Milletin varlığını koruyamadılar. Devleti toptan havaya savurdular. Kaba bir Alman militarizminin arzusu, milletin kaderine onların eliyle damgasını vurdu. Bunun neticesinde, tarihimizin en idealist bir nesli olarak gelişen bir altın gençliği bir kumarda kurban ettiler. Bir el onları itti ve onlar sürüklendiler. Hadiselerin, gelişmelerin daima arkasında kaldılar. Hadiseler onların daima seziş, anlayış ve müdahaleleri dışında gelişti. Büyük dönüm noktalarında daima pasif ve şahsiyetsizdiler. Hiçbir zaman ileriyi gören, akıllı, basiretli kurucular ve devlet adamları olamadılar. Değerli insanlardan kaçındılar. Ellerinin altında daha ziyade komiteci ruhlu demagoglar tutunabildi. Demagogun itibar gördüğü yerde ise idealizm biter ve diktatör, silahlarını kuşanır.
Sayfa 239·Kitabı okudu
Clarence Streit
İstihbarat raporundan çok "hayranlık" ifadeleriydi. "Diğer devlet başkanlarında gördüğümüz şaşaa ve merasimin hiçbiri Mustafa Kemal Paşa'da yoktu. Çok az insan beni bu kadar etkilemiştir. İnsanların, uğrunda ölmek isteyeceği tipte bir adam. Her yönüyle tam bir centilmen. Nazik, kültürlü ve çok şık giyimliydi. Profesyonel asker ve samimi demokrat, anında karar alan eylem adamı, organizatör, pratik ve idealist. Mustafa Kemal Paşa'yı nitelendiren bu özellikler elbette nadiren bir araya gelir. Batı ona diktatör gözüyle baktı. Bu adamla karşılaşmak ve onu Ankara'daki gündelik hayatın içinde görmek, diktatör iddiasının ne kadar büyük saçmalık olduğunu fark etmek için yeterlidir. Meclis'in yasalarına bağlı. ABD Başkanı'nın veto hakkına bile sahip değil. Bütün gücünü demokratik temeller için kullanıyor. Nasıl diktatör? Ankara sokaklarında yalnız şekilde yürüyebiliyor. Halkın arasında, rastlaştığıyla konuşuyor, şakalaşırken. Sakin bir özgüvene sahip. Gücünün farkında ama kibirli değil nokta onunla görüştükten sonra yurttaşlarının ona neden bu kadar inandığını, sözlerini neden bu kadar itibar gördüğünü Anladım. Türkiye'ye Türklere karşı yargıyla gelmiştim. Türklerin dostu ve hayranı olarak Terk Ediyorum. "
Demokrasi yine yıllarca geriye götürülecekti. Bu millet neden Atatürk gibi bir liderin fikirlerine sahip çıkamıyordu? Neden Atatürk ve İsmet İnönü'den sonra her şeyi ile tam olan, demokrasiye tam inanan bir devlet adamı, bir lider çıkmıyordu. Oy kaygısı, siyasilerin nabza göre şerbet vermesine sebep oluyor, onlar da zaman içinde idealist olmaktan, inandıkları şeyleri yapmaktan vazgeçiyorlardı. Tabii ki hiçbiri bilerek veya isteyerek vatanına ve milletine zararlı olmak, ihanet etmek istemezdi. Ama bu yeterli değildi.
Sayfa 236·Kitabı okudu
Alıntı