MS 350 yılında İdil-Ural boylarına geldiler. Henüz buradayken Hun atlıları Kafkasları aşıp Urfa ve Kudüs'e kadar akın yaptılar. O kadar hızlı hareket ediyorlardı ki Urfalı Süryani Papaz Efraim (MS 306-373) sınırlarında ilk defa gördüğü bu atlı akıncıları "Yecüc-Mecüc'ün süvarileri. Bunlar atlarının üzerinde fırtına gibi uçarlar. Onlara kimse karşı koyamaz." diye tanımlamıştı.
Kürtlerin Seyyidlere Muhabbeti
Zira aziz Peygamber'e duyulan sevgi ve muhabbet o günden bugüne O'nun soyundan gelen insanlara da gösterilmektedir.
Siyaset&Toplum
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Fakat "hayızlı" olmayı aynı zamanda kadınların "pis" olmaları durumu ile eş tutmuştur. Bunun içindir ki hayızlı iken kadınları oruç tutmaktan ya da hac sırasında Kâbe etrafında dolaşmaktan, cami gibi yerlere ayak basmaktan, cenaze arkasına katılmaktan yasaklamıştır. Bunu yaparken aynı zamanda erkeklere de "hayızlı" olan kadınlara ya-naşmamalarını öngören şu âyeti bildirmiştir: "... Aybaşı halinde iken kadınlardan el çekin, temizlenmelerine kadar onlara yanaşmayın. Temizlendikten sonra, Allah'ın size buyurduğu yoldan yaklaşın..." (2 Bakara 222). Fakat bizzat kendi yaşamlarından verdiği örneklerden anlaşılmaktadır ki Kur'ân'ın bu yasağına rağmen hayızlı kadınlarla "koyun koyuna sarılı" olarak yatmak, onları okşamak, tenlerine dokunmak suretiyle bedenlerinden yararlanmak caizdir. Ümmü Seleme'nin rivâyetine dayalı hadis şöyledir: "Tanrı elçisi ile bir abaya bürünerek yatıyorduk. Derken âdetimi gör-düm. (Yavaşcacık) sıvışıp hayza mahsus elbisemi giydim. -'Adetin mi geldi? diye sordular. 'Evet', dedim. Bunun üzerine beni çağırdılar. Saçaklı kadifenin altında kendileriyle yattım. Bu konuda diğer bir eşinin (Ayşe'nin) bildirdiği şudur: "(Tanrı elçişi ile) birlikte her ikimiz de cünüp iken bir kaptan yıkanırdık. (Adet gördüğümde) onun emri üzerine futa bağlardım. Ben hayız iken... tenini tenine dokundururdu". Karıları âdetli iken sadece onların tenlerine dokunmakla kalmayıp onlarla kucaklaştığı ya da memelerini sıkıştırdığı haller bulunduğunu da Ayşe'den öğrenmekteyiz: "Eşleri olan bizlerden biri adet gördüğü zaman Allah'ın Resûlü (ådet gören eşine göbekle dizler arasını örten) genişçe bir örtü örtünmesini em-reder, sonra onun memelerine yönelirdi. Hatta Ebû Davûd'un, Abdullah b. Sa'idil-Ensârî'den naklen yer verdiği hadis'e göre kadınlardan bu şekilde yararlanmayı
Sayfa 227·Kitabı okudu
Rusya tarihini değerlendirirken, bir tarihçi öncelikle bu devasa ülkenin olağanüstü büyüklüğünü ve çeşitlili­ğini, coğrafi özelliklerini, kaynaklarını, halklarını ve sorunlarının çeşitliliğini göz önünde bulundurmalıdır. Epey önyargılı ve aşağılayıcı yorumlara maruz kalan Rusya kendi koşulları içinde anlaşılmalıdır. Bu önsöz, Rusya sakinlerini belli biçimlerde davranmaya iten birtakım anahtar temaları ve konuları irdelemeyi amaç­lıyor. Bir tarihçi, Benedict Humphrey Sumner, Rus yayılmacılığını Amerika'nın Batı'ya hücumuna benze­tir. Slavlar görünüşe göre ilk kez Vistula ve Pripet bataklıklarında, Bug ve Dinyeper [Özü] nehirlerinin yu­karı havzalarında tarih sahnesine çıkmıştır. Her yöne yayılan Ruslar 6. yüzyıl civarında Batı Slavları (Lehler, Çekler, Slovaklar, Moravyalılar); Güney Slavları (Bulgarlar, Sırplar, Hırvatlar, Slovenler); ve Doğu Slavları (Büyük Ruslar, Beyaz Ruslar, Ukraynalılar) olmak üzere bölünmüştür. Zaman içinde Ruslar nehirler bo­yunca ve nehirlerin geçiş noktalarında yerleşmiş ve avcılık ve hayvan satıcılığını tarım takip etmiştir. İlerle­yen Slav dalgası her zaman onların fethettiği ya da bozkır halkları örneğinde olduğu gibi, onları durduran yeni halklarla karşılaşmıştır. Sumner'ın benzetmesini izleyerek diyebiliriz ki, Rus ve Amerikan tarımcıları ormanlarda yaşayan avcı-toplayıcı halklarla ve bozkırların göçerleriyle savaşarak ovalara yayılmıştır. Ameri­kalılar otlakları fethedip çılgın bir hızla buraları sömürerek ekip biçmişler, sonuçta da Oklahoma'da görülen toz fırtınaları örneğinde olduğu gibi, şiddetli bir erozyona sebep olmuşlardı. Ruslar daha yavaş bir hızda yayılmış ve daha az tarım makinesi kullanmış ve toprağa daha az zarar vermişti. Çok daha sonraları, Sta­lin'in tarımda kolektivizasyonu ve Kruşçev'in Bakir Topraklar Kampanyası
Ey şehit oğlu şehit!!!!
.... Seyyid Hüseyin "Hep birlikte ellerinizi açarak âmin deyin! İnşallah bu mübarek Muhammedî dava uğrunda, benim bedenimi paramparça ederler de en büyük parçam kulağım kadar olur. Böylece Allah Teala'ya olan kulluk borcumu enaniyetten uzak bir şekilde Rabbim'e teslim etmiş olurum. Hangimiz önce şehit olursa geride kalanlarımıza, ve bedel ödemiş aziz dava erlerine şefaat edelim. Birbirimize geçmiş haklarımız da varsa -ki mutlaka olmuştur- helal edelim. Ben başta size ve tüm kardeşlerime haklarımı helal ediyorum sizler de helal edin." ...... Cizre'de Şehit Şeyh Zeki'nin ikamet ettiği mahallenin girişinde, asker kılığına girmiş düşmanlar tarafından arabası durduruldu. Kısa sürede tuzağa düştüklerini anladı ancak tüm direnişine rağmen kaçırılmaya engel olamadı. Ağır işkencelerden geçirildikten sonra ( bedenleri parçalanarak) şehit edildiler (ve cesetleri Dicle Nehri'ne atıldı). Arabaları Cizre çıkışında yakılarak terk edilmiş halde bulundu. (Naaşları bulunamayan şehidimizin bir mezarı bile yok. Şeyh Said Efendi, Üstad Bediüzzaman ve nice dava erleri gibi bir mezar taşına sahip olmadan Rablerine yürüdüler.)
Sayfa 145 - Dua Yayıncılık Ocak/2023 İstanbul
Kitap Alıntısı
İdil'deki arkadaşlarıyla birlikte sıkıntılı bir hayat başlamıştı Emin için. Ambargo yıllarının ardından şehadet haberleri gelmeye başladı. Faqî Sabri ve eşinin şehadetinin ardından oğulları Mehmet Şerif Şehitler kervanına katıldı. Ardından Muhammed Sait şehadet'e gördü. Artık İdil'de hayat imkanı kalmamıştı. Bundan sonra ufukta hicret görünüyordu.
Sayfa 83 - Dua Yayıncılık Ocak/2023 İstanbul
1000Kitap