Man or ecinniler
Puan vermedi·144 syf.··
2026 8. kitabı
Spoilerlı olabilir gulyabaniden spoiler yemediyseniz tabii. . . . . . . . Gerçekten cinlerle muhatab olduğumuzu düşündüğüm ilk 70 sayfa filan bayya iyiydi. Yani bence belli düzeyde korkutucuydu da. Cinlerin uzun bir şeyleri taşırken Muhlise’nin üst camdan onları anlık görmesi, ilk baştaki ritüeller filan korkutucuydu bence. Bir noktadan sonra e taam bunlar insan da nasıl ve neden böyle büyük bir oyun çeviriliyoru merak etmeye başladım. Sonra realite cinlerden daha korkunç geldi. Kızlara tecavüz etmişler, o zavallı kadının aklıyla oynamışlar. Hasan da kendince iffet testi yapmışmış. Valla o kalfanın, Arap’ın ve evin hanımefendisinin yıllarca çektikleri çileyi düşününce içimi sıkıntı kapladı. Bir not olarak bu kitabın çok iyi fanfici yazılır. Aklımın bir köşesinde dursun ekfksldlsldşdşşs Ayrıca bu kitaba yazarın kendisinin de hurafelere karşı bir hiciv olarak görmesi de potansiyelini bayağı bir azaltıyor gibi. Çok daha sarsıcı bir korku hikayesi olabilirmiş. Emin alper bu işe el atar mı acaba ya?¿
GulyabaniHüseyin Rahmi Gürpınar · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202517,9bin okunma
Yusuflara selam olsun
9/10
·224 syf.··
2026 11. kitabı
"Yusuf anladı ki yitirmek gibi bulmanın da zamanı vardır. Ve zaman yakındır..." Ahsenül kasas, kıssaların en güzeli; Hz Yusuf'un kıssası. Kuranı kerimde sayfalarca anlatılmış. Gördüğü rüya, babasının onu uyarması, kardeşleri tarafindan kuyuya atılması, kuyudan bulunup cok az bir fiyata köle olarak satılması, Züleyha 'nın yanına gidişi ve orada bir iffet abidesi olarak/kalarak zindana atılması ve zindanı bir Medreseye çevirmesi ve taaa günümüze Medrese-i Yusufiye tabirini kazandırması. Zindandan çıkıp Mısır'a Aziz olması ve rüyanın gerçeğe dönüşmesi... Bunların hepsini edebi ve şiirsel bir dille anlatmış Nazan Bekiroglu. Yıllar once okudugum kitabı bir kez daha okudum. Kissayi anlamanın en keyifli yollarından birisi. Mutlaka okuyun... "Kim ki dar zamanında el uzatır muhtaç olanlara, el uzatmış demek olur kendi yarınına." "Beni Müslüman olarak öldür ve beni salihlerin arasına kat" (Yusuf suresi 101)
Yûsuf ile ZüleyhaNazan Bekiroğlu · Timaş Yayınları · 202517,6bin okunma
Reklam
İffet, Emek ve Dingin Bir Hasret
9/10
·128 syf.··
2026 8. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 26 Mayıs 2026 17:37
İlk kadın romancımız olan Fatma Aliye Hanım’ın Türk edebiyatındaki feminizm kimliği, Ûdî romanındaki Bedia karakteri üzerinden şekillenen vakar sahibi kadın portresiyle belirginleşir. Bedia; kaderin cilvesiyle başına ne gelirse gelsin bunu kabul eden, sorumluluk üstlenmekten çekinmeyen, izzetinefis sahibi ve asla söylenmeyen bir irade timsalidir. Günümüzdeki feminizm algısı ekseriyetle kadını metalaştıran, namus kavramını reddeden veya vicdanlarını teskin için tanımını değiştiren, her fırsatta erkeği aşağılayan; aileye, erkeğe ve çocuğa mesafeli bir tutum sergileyip ebedî hürriyet ve adem-i mesuliyet peşinde harap ederken, Bedia bu anlayışın tam karşısında bir kutup yıldızı gibi durur. O, ne bir erkek düşmanıdır ne de sürekli "ataerkil zihniyet" diyerek serzenişte bulunan bir kimsedir; aksine çok daha kolay ve çok daha fazla kazanabileceği yollar varken namusundan feragat etmeyen, izzetinefsini her şeyin üzerinde tutan bir kadındır. Hayal, uğraş ve emek sahibi olan Bedia; saygılı bir evlat, minnettar bir kız kardeş, sadık ve âşık bir zevce olarak toplumsal rollerini erdemle harmanlar. Zaten Ahmet Cevdet Paşa gibi müthiş bir şahsiyetin kızından da elbette bunu beklerdik. Keşke okurlar batıdaki feminizmi kopyalamak yerine İsmail Gaspıralı’ya, kızı Şefika Gaspıralı’ya, Fatma Aliye hanıma bir baksalar ve bugünkü feminizmin toplumumuzu nasıl zehirlediğini görseler. Elimden gelde Nisvan-ı İslam’ı okumayı, Şefika Gaspıralı’yı tanımayı tüm femist düşünürlere dayatırdım… Kaçımız,Dünya'da ilk kadın Hakları savunucusunun, Büyük Türk-İslam birliği savunucusu, “usul-ü cedit” mekteplerinin ve şiarının kurucusu İsmail Gaspıralı’nın kızı ve Yusuf Akçura'nın yeğeni olan “Şefika Gaspıralı” olduğundan haberdarız? Biz onları tanımıyor, onların batı feminizmi hakkındaki olumsuz
Feminizm
UdiFatma Aliye Hanım · Kırmızı Kedi · 20222,191 okunma
6/10
·140 syf.··
2026 7. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 21 Mayıs 2026 13:32
Lev Tolstoy’un 1889 yılında yayımlanan Kreutzer Sonat adlı novellası, yazarın geç dönem eserleri arasında en sarsıcı, en çok tartışılan ve yayımlandığı dönemde sansüre uğrayan en radikal yapıtlarından biridir. Adını Ludwig van Beethoven’ın aynı isimli başyapıtı 9. Keman ve Piyano Sonatı (Kreutzer)’ından alan bu eser; evlilik, cinsellik, kıskançlık ve ahlak kavramlarını acımasız bir dürüstlükle masaya yatırır. Roman, bir tren yolculuğunda yabancıların kadın-erkek ilişkileri ve evlilik üzerine yaptığı bir tartışmayla başlar. Yolculardan biri olan Pozdnişev, tartışmaya dahil olur ve kendi trajik hikayesini anlatmaya başlar. ​Pozdnişev, karısını öldürmüş ve mahkeme tarafından beraat ettirilmiş bir adamdır. Tren kompartımanındaki anlatıcıya (ve dolayısıyla okuyucuya), kendisini cinayete götüren süreci, evliliğinin nasıl bir cehenneme dönüştüğünü ve karısını bir müzisyenle (Truhaçevski) kıskanma krizlerini en ince ayrıntısına kadar itiraf eder. Tolstoy, Pozdnişev aracılığıyla toplumun cinselliğe bakışını sertçe eleştirir. Ona göre romantik aşk ve evlilik, aslında hayvani bir dürtü olan şehvetin süslenmiş ve yasallaştırılmış bir kılıfından ibarettir. Kitapta, evlilik öncesi erkeklerin yozlaşmış hayatı ve evlilikten sonra bu şehvetin nasıl bir esarete dönüştüğü anlatılır.Tolstoy, ideal Hristiyan ahlakının mutlak iffet (bekaret) olduğunu savunacak kadar ileri gider. Kitaba adını veren Beethoven'ın Kreutzer Sonat'ı, romanda sadece bir fon müziği değil, olayların seyrini değiştiren dinamik bir karakter gibidir. Pozdnişev’e göre müzik, ruhu yücelten bir şey değil; insanı iradesizleştiren, hipnotize eden ve bastırılmış duyguları (özellikle şehvet ve tutkuyu) tehlikeli bir şekilde açığa çıkaran bir güçtür. Karısı ile kemancı Truhaçevski’nin bu sonatı birlikte çaldığı an,
Kreutzer SonatLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201913,6bin okunma
7/10
·189 syf.··
2026 4. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 20 Mayıs 2026 16:32
Kitabın son cümlesi kitabı özetliyor aslında; “Hayatımı bir vehme kurban etmişim.” Gereksiz kuruntular bir ömür fena bir hayat yaşamaya sebep olabiliyor. Ah İffet ne üzüldüm sana, ne çok kızdım saf çocuk. Reşat Nuri’nin kalemi her zamanki gibi ha ri ka!!! Aşırı akıcı bir çırpıda okunan bir kitap. Dili bu kitapta çok sade, anlaşılır bir şekilde fazla osmanlıca vs kelime kullanılmamış. Büyük bir merak ve keyifle okudum. Aşk için her fedakarlığı yapmaya -damgalanmaya- değer miydi? Hiç sanmıyorum, kitabın sonu da bize bunun ne kadar gereksiz bir davranış olduğunu gösteriyor. Ana karakterimiz İffet o kadar çok bunalıma giriyor bu sondan sonra neler yaşamıştır acaba düşünmek bile istemiyorum. Çok hassas bir karakter. Okunmasa da olur muydu? Olurdu, ama ben Reşat Nuri’nin kalemi çok seviyorum.
Edebiyat
DamgaReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 20174,177 okunma
Alıntı yapılması
Fetullah Gülenin kitaplarından alıntı yapıldığı için devam etmedim evet güzel yerleri var . Ama Fetullah Gülene ait yerler çıkarılırsa okunabilir ....
İffet Ya HuAli Demirel · İşık Yayınları · 2012350 okunma
Reklam
Reklam