Erkeğin gözü açılmaya görsün bir kez... Kadın kısmı dedin mi, taşrada hem bir hacet kapısıdır hem de malın mülkün bereketi. Ama iş hırsa döküldü mü, ne namus kalır akılda ne de dirlik.
Nasıl meyyite bir karıya nefsanî nazarla bakmak nefsin dehşetle alçaklığını gösterir. Öyle de, rahmete muhtaç bir bîçare meyyitenin güzel tasvirine müştehiyane bir nazarla bakmak, ruhun hissiyat-ı ulviyesini söndürür.
Çünkü erkek zaman geçtikçe vermesini değil, sadece almasını bilir; kendini sevgilisinde sever; daha sonraları, belki de bizi seven kadına beğenilerimizi, kötücül eğilimlerimizi aşılarız; oysa hayatın baharında, sevdiğimiz kadın bize erdemlerini, inceliklerini benimsetir; bir gülümsemeyle bizi güzel olanı davet eder ve bize kendi örneği üzerinden fedakârlığı öğretir.
-Teyzeciğim, hepsi birbirine kaynaklık eder ama iffeti besleyen hayâdır. Hayâsızlık insanı küfre götürür. Hayâ da iffet ile beslenir. Şeytanın özelliği hayâsız olmasıdır. Gerçek hayâ kullardan değil, Allah’tan utanmaktır. Meleklerin varlığını hissedip onlardan hayâ etmektir.
Bağımlılıkları tedavi etmek zordur, hem de birçok psikiyatrik hastalıktan daha zordur.Başka hastalıklarda, mesela depresyon gibi, hastalar daha iyi olmak isterler.Ortada hiçbir soru işareti yoktur.Ancak kişi bir uyuşturucuya bağımlıysa, o kadar emin olmaz.Aziz Augustinus'un genç bir kadınla ilişki yaşarken ifade ettiği duygusallığı o da yansıtıyor olabilir.Tanrım, bana iffet ver ama sonra ver, şimdi değil.
Oğlu, Hazret-i Lokman’a tekrar sormuş: “En iyi haslet nedir?” “Dindar olmaktır.” “Peki babacığım, bu haslet iki olursa?” “Dindarlık ve mal sahibi olmak.” “Üç olursa?” “Dindarlık, mal ve hayâ.” “Dört olursa?” “Dindarlık, mal, hayâ ve güzel ahlak.” “Beş olursa?” “Dindarlık, mal, hayâ, güzel ahlak ve cömertliktir.” “Altı olursa?” Lokman Hekim, oğlunun sorusunun devamını bitirecek kelamla cevap vermiş: “Oğlum, bu beş haslet kimde olursa, o kimse takva ehli, temiz bir kimsedir, Allah’ın dostudur, şeytandan uzaktır.”