İstikbal Göklerdedir!
9/10
·256 syf.··
2026 2. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 23:28
Sinirlenmeden, hayal kırıklığına uğramadan, üzülmeden okuyamayacağınız bir kitap. Tam da bu yüzden, bugünkü değerlerimize sahip çıkabilmek için herkesin okuması gereken bir kitap. Bugün TUSAŞ, hepimizin gurur duyduğu KAAN savaş uçağını geliştiriyor ancak biz zaten 70 yıl önce tam olarak bu noktadaydık. THK-16 1952 yılında tasarlanmış bir jet eğitim uçağıydı. Ne varki devlet kendi evlatlarının yaptığı uçaklara güvenmeyip siparişleri amerikadan geçti ve fabrikalar iflas ettirildi.
Mustafa Kemal'in Uçaklarıİsmail Yavuz · Türkiye İş Bankası Yayınları · 2018254 okunma
8/10
·236 syf.··
2026 68. kitabı
·
31 saatte okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 20:38
Stanislaw Lem'in meşhur bilim kurgu romanı. Solaris'in içeriği din, psikoloji, felsefe gibi birçok alanla ilişkili. Bu ilişkinin nedeni de romanın merkezinde bulunan, insanın anlama arayışı. Uzak galaksilerden iç dünyaya kadar her yeri anlama arzusu insana hükmediyor ve solaris bu arzunun üzerine kurulu. Prometheus isimli uzay gemisinden solaris isimli çift yıldızlı bir sisteme ait gezegene gelen Kelvin'in yaşadıklarını merkeze alıyor roman. Burada prometheus adı boşuna seçilmemiş. İnsanlar için ateş metaforuyla bilgi çalan bir titan olan prometheus ile solaris'teki gizemli ve tüm gezegenin yüzeyini kapsayan plazmik varlığı öğrenme arzusundaki bilim insanları arasında benzerlik var. Üstelik prometheus kelimesinin etimolojik anlamının 'önceden öğrenmek' olması, bu kanaati güçlendiriyor. Romanın merkezinde anlama çabası olduğunu söylemiştim. Aydınlanmacı kültürde dış dünya akla uygundur ve anlaşılır. Hegel'in dediği gibi: "Gerçek olan akla uygundur; akla uygun olan gerçektir." Lakin solaris romanı, gerçeğin bu kadar kolay bir şekilde anlaşılamayacağını, bir yerden sonra anlama yetisinin kifayetsiz kalabileceğini anlatıyor. Anlamaya çalıştığımız bir başka bilinçli varlığı kendi zihinsel kategorilerimizde anlamaya çalışıyoruz ama bu bir yerden sonra iflas ediyor. Bunun da ötesinde, romanda, galaksileri ele geçiren insanın iç dünyasıyla yaşadığı sorunlardan bahsediliyor. Anlama etkinliğinin sınırları olacağını döne döne anlatıyor solaris. Tarkovsky bir kez daha; insanlık durumunu, onun özünü (eğer varsa) ve sınırlarını, insanın belirli eşikleri (bilim ya da bilinç eşiklerini) geçmesi gerekip gerekmediğini sorgulamak için karakterlerin, kişiliklerin ve psikolojilerin büyüleyici ve karmaşık bir incelemesini sunuyor. Zira insan, bir dirençsizlik, dikbaşlılık ve hatta
SolarisStanislaw Lem · İletişim Yayınevi · 20181,592 okunma
Reklam
Puan vermedi·72 syf.··
2023 51. kitabı
Sistem İçinde Bir Hiçlik İradı ‎ ‎Herman Melville’in Kâtip Bartleby’si, sadece bir katibin hikayesi değil, aslında modernitenin, çalışma hayatının ve insanın "işlevsellik" üzerinden tanımlandığı bir düzenin iflas belgesidir. Bartleby, "yapmamayı tercih ederim" cümlesiyle, dünyadaki tüm zorunluluklara karşı en radikal direnişi başlatır. İnsan, içinde bulunduğu toplumun beklentileri altında ezilirken, karakterinin de yavaş yavaş aşındığına tanık olur. “Ama öyledir, bağnaz kafaların sürekli baskısı, sonunda daha cömert olanların tüm kararlılığını yer bitirir” tespiti, Bartleby’nin pasif direnişinin aslında neden kaçınılmaz olduğunu açıklar. Toplum, herkesin aynı ritimle yürüdüğü bir orkestra gibi işlerken; bu ritme uymayı reddeden Bartleby, sadece "cömert" olanın (yani ruhunu korumaya çalışan bireyin) sistem tarafından nasıl tüketilip öğütüldüğünü gösterir. ‎ ‎Melville, karakterlerini birer prototip gibi işlerken aslında insan doğasının en temel iki zaafını ustalıkla eleştirir: “Her zaman iki şeytani gücün kurbanı olduğunu düşünmüşümdür: hırs ve hazımsızlık.” Bu iki güç; hem fiziksel hem de zihinsel dünyamızı yöneten, bizi sürekli "bir şeyler üretmeye" veya "bir şeyler tüketmeye" zorlayan modern yaşamın iki ucu gibidir. Bartleby ise bu iki gücün de ötesinde, tam bir hiçlikte durur; ne hırsı vardır ne de dünyevi bir açlığı. O, sistemin ihtiyaç duyduğu hiçbir şeye sahip değildir. Bartleby'nin "anormalliği", sistemin mantıksal sınırlarını zorlar. Çünkü mantık, "neden" sorusunu sorar; ancak Bartleby'nin dünyasında bir "neden" yoktur, sadece bir "tercih" vardır. “O zaman da, tabiatımızın olağan kusurlarına sahip bir insan böyle bir anormallik, böyle bir mantıksızlık karşısında acı acı bağırmadan nasıl durabilir?” Bu çaresiz haykırış, aslında statükonun, karşısındaki
Edebiyat
Katip BartlebyHerman Melville · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202215,5bin okunma
9/10
·212 syf.··
Beğendi
·
2026 26. kitabı
Vermeyince Mabut rivayet olunur ki , sultan ikinci Mahmut, tebdil gezdiği bir ramazan gününde Üsküdar’da mücerret bir kunduracının boş örse çekiş vurarak her hamlede “Tıkandı da tıkandı” dediğine şahit olmuş. merak saikiyle içeri girip bunun sebebini sormuş. Adamcık anlatmış: - Bir gece rüyamda gördüm.Çeşmeler vardı bazılarından şarıl şarıl sular akıyor bazılarından sızıyor bir tanesi de şıp şıp damlıyordu. O sırada bir pir-i nurani belirdi. Ona bu çeşmeleri sordum. “Şu şarıl şarıl akanlar padişahımızın talihidir. Sızanlar devlet erkanından filanca paşaların ve falanca zenginlerin talihleridir. Şu damlayan da senin talihindir deyip kayboldu. Yerden bir çöp aldım ve benim talihim olan çeşmeye yaklaştım. Çöple biraz kurcalayıp lüleyi açmaya çalıştım. Ah, ellerim kırılsaydı! filvaki çöp kırıldı ve artık o eski damlalarda damlamaz oldu. O günden sonra müşterim kesildi kazancım bitti. İflas ettim bu hale geldim. Şimdi de talihimden şikayet ile “tıkandı da tıkandı” zikri ile boş örsü dövüyorum. Padişah kendini aşikar etmez ve saraya dönünce adamın söylediklerini tahkiki memur gönderir. Meğer adamcağız herkes tarafından “Tıkandı baba” diye tanınmakta ve nasipsizliği ile bilinmekteymiş. O kadar ki çeşmeden su doldurmaya gitse çekmeyi bir kurbağa tıkar bir mal almak için pazara uğrasa ona sıra gelmeden mal bitermiş. Sultan mübarek ramazan ayında garibi sevindirmek ister ve bir tepsi baklava yapılmasını her dilimin altına da bir sarı altın konulmasını emreder. Sonra, tepsiyi bir zengin konağından iftarlık geliyormuş gibi gönderir. Nasipsizlik bu ya; tıkandı baba bir tepsi baklavayı bir iftarda yiyip bitirmek yerine satıp parasıyla birkaç gün iftar etmeyi düşünerek tepsiyi pazara çıkarmış. Padişah durumu öğrenip üzülmüşse de niyetine sadakat ile aynı minval üzere ertesi gün nar
İki Dirhem Bir Çekirdekİskender Pala · Kapı Yayınları · 202017,7bin okunma
Puan vermedi·125 syf.··
2026 31. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 15:57
Tersine Dünya – Orhan Kemal Mahallenin namlı bitirimlerinden Bitirim Leyla, her gece içip içip sokaklarda bağırmakta, mahalleyi ayağa kaldırmaktadır. Önüne geleni lafla taciz eden, pavyonlarda takılan ve gördüğü genç erkeklere sarkıntılık eden bu kadın, evdeki erkeğini de üzmektedir. Evet, böylesine çağdışı bir düzende hüküm kadınların elindedir. Çalışan kadınlar evin reisidir. Erkekler ise evde durmakta, çocuklara bakmakta ve karılarının yolunu gözlemektedir. Eşini ve çocuklarını ihmal eden Leyla, karıştığı olaylar sonrasında mahpus düşer. Dışarıda ise kocası ve oğlu, acımasız dünyanın ve kadınların arasında yapayalnız kalır. Leyla hapisten çıkar; fakat bıraktığı hiçbir şeyi yerinde bulamaz. Edebiyatımızın en güçlü kalemlerinden Orhan Kemal, *Tersine Dünya* adlı romanında toplumsal cinsiyet kalıplarını tersine çeviren çarpıcı bir kurgu yaratmıştır. Bu romanda erkek egemen dünya adeta iflas etmiş gibidir. Gerçek hayatta kadınların maruz kaldığı pek çok zulüm, romanda kadınlar tarafından erkeklere uygulanmaktadır. Ülkenin arka mahallelerinde yaşanan karanlık hayatlara ışık tutan bu eser, yoksulluğun perdesinin ardındaki ötekilerin sesini de duyurmaktadır. Romanda erkekler ev işi yapmakta; kadınlar tarafından dövülmekte, tacize uğramakta ve hatta öldürülmektedir. Böylece yazar, erkeklerin yüzyıllardır kadınlara uyguladığı her türlü kötülüğü okurun karşısına farklı bir bakış açısıyla çıkarmıştır. Bu ironik roman, erkek egemen düzenin tüm çarpıklıklarını acımasızca gözler önüne sererken okuyucuda güçlü bir empati duygusu da uyandırmaktadır. Orhan Kemal, toplumsal eşitsizlikleri ters yüz ederek okuru düşünmeye sevk etmiş; kadınların yaşadığı sorunları daha görünür hâle getirmiştir. Bu yönüyle *Tersine Dünya*, yalnızca bir roman değil, aynı zamanda toplumsal
Edebiyat
Tersine DünyaOrhan Kemal · Everest Yayınları · 20214,089 okunma
Kan, Ter ve Pikseller /İnceleme/
Puan vermedi·280 syf.·
2026 162. kitabı
Oyun dünyasının o pırıltılı, devasa ve kusursuz görünen vitrinini bir kenara fırlatan Jason Schreier, milyarlarca dolarlık bu devasa sanayinin aslında ne kadar acımasız, kaotik ve insanüstü bir emek dalgasıyla ayakta durduğunu Kan, Ter ve Pikseller adlı bu sarsıcı sektör belgeselinde adeta bir cerrah titizliğiyle gözler önüne seriyor. Kitabın içine adım attığınız an, o hayranlıkla oynadığımız oyunların renkli dünyasından çok uzakta; bitmek bilmeyen gece mesailerinin, son dakika iptal edilen milyon dolarlık projelerin, iflas eden stüdyoların ve insanı ruhsal olarak tüketen o meşhur "crunch" krizlerinin tam ortasında buluyorsunuz kendinizi. Schreier’ın metindeki asıl edebi mahareti, oyun geliştirme sürecini sıkıcı teknik detaylara boğmak yerine; The Witcher 3, Uncharted 4 ya da tek bir kişinin ellerinde devleşen Stardew Valley gibi yapımların doğum sancılarına odaklanarak, her bir kod satırını ve tasarımı etten kemikten insan hikayeleri üzerinden anlatmasıdır. Yaşanmış krizlere ve birinci ağızdan röportajlara dayanan bu eser, herhangi bir kurgusal son barındırmadığı için okura spoiler korkusu yaşatmadan, tamamen yaratım sürecinin o çiğ ve filtresiz gerçekliğini solutuyor. Yazar; kapitalizmin o ezici teslim tarihlerini ve geliştiricilerin her şeye rağmen içlerindeki o durdurulamaz sanatsal tutkuyu öyle eyvallahsız, öyle sürükleyici bir dille işliyor ki, sayfaları çevirirken her bir pikselin arkasında feda edilmiş hayatlara şahitlik ediyorsunuz. Bu kitap; sabahlara kadar ekran başında oturan sıkı oyun tutkunlarından ziyade; plazalarda proje yönetmeye çalışan liderlere, teknoloji ve yazılım dünyasının mutfağını merak edenlere, bir hayalin peşinden tek başına giden girişimcilere ve modern çağda "üretmek" denilen o sancılı eylemin sosyolojisini anlamak isteyen her rafine
Edebiyat
Kan, Ter ve PiksellerJason Schreier · İthaki Yayınları · 2021619 okunma
Reklam
Reklam