Bunca insanın neden öldürüldüğü, bunca alçaklığın, iğrençliğin neden yapıldığı sorusunu da coşkulu, heyecanlı bir dille ve biraz da telaşla "Toplumun temellerini ve bu temeller üzerinde yükselen ana yapıyı sistemli bir şekilde sarsmak, toplumda bir çözülmeye ve ayrışmaya neden olmak, herkesin cesaretini kırarak insanlarda toplu bir umutsuzluk yaratmak, böylece de bu hastalıklı, çürümüş, ahlaksız ve dinsiz... -ama aynı zamanda da kendini koruyacak ve yönlendirecek yüce bir düşünceye aç- toplumu bütünüyle silkeleyerek bir anda açılacak isyan bayrağıyla iktidarı ele geçirmek," diye yanıtladı.
"Gıybetin sınırlarını anlamak için şu soruyu sormak gerekir: 'Bu söz, o kişinin yanında söylenseydi hoşuna gider miydi?' Eğer cevap hayır ise bu büyük ihtimalle gıybettir. İnsan bazen 'Ama doğru söylüyorum' diyerek kendini savunur. Oysa doğruluk, gıybeti meşru kılmaz. Yalan olan söz iftira olur, doğru olan ama arkasından söylenen söz ise gıybet olur. İkisi de zarar verir fakat yöntemleri farklıdır."
Şiddet
Kendi karşıtlarını hapsedip
onlara,
şiddeti körükleyenler olarak
iftira ettiği yerde egemendir
Şöyle yazar şiddetin anayasasında:
"Bizim yaptığımız haklı,
şiddettir diğerlerinin
yaptığı"
Belki şiddet,
şiddetle yenilemez
ama
şiddetsiz de belki...