4/10
·243 syf.··
2026 18. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 03 Mayıs 2026 02:49
Kralın aynı zamanda çiftçilik yaptığı, kraliçenin fırın işlettiği ilginç bir distopya. İnsanlara doğdukları gibi bir meslek veriliyor ve hayatlarını buna "aşırı bir şekilde" adıyorlar. Mesleğinizde hatalar yaparsanız adaya sürülüyorsunuz vs. Ancak meslekler şu şekilde: İftiracı var, işi insanlara iftira atmak, öykücü sadece öykü anlatıyor gibisinden. Konu her ne kadar ilginç dursa da karakterler de bir o kadar sönüktü. İsimlerinin olmayışı, hızlı timeskipler de bu karakterleri daha, nasıl desem, yapaylaştırmış gibi. Evet bu masalsı bir hava katıyor, ancak hikayenin ruhunu da öldürüyor. Bazı kısımlar gereksiz uzun, bazı kısımlarda geçişler çok hızlı. Yazar bölüm bölüm yazmadığı için soluklanamıyorsunuz. İlginç bir kitaptı.
1000k
İşsiz KralGamze Furat · Mythos Kitap · 20247 okunma
1/10
·460 syf.··
2026 35. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 23 Nisan 2026 17:13
Zaman kaybı. Okumaya gerek yok. İdeolojik olarak gerçeklerin pençesinden kaçıp yalanların ardını sürdürmeye çalışan ve iftiracı, yanlış ideolojinin basamaklarını kullanarak bir yere varan bu yazarı bi' tekrardan okuyayım (derste okumamız gerekiyordu) dedim. Neyse bi daha hür irademle okumam herhalde. Faydalı, size bir şeyler katacak; insanlığın terakki etmesini amaçlayan yazarları okumanız dileğiyle...
Alıntı
Kara KitapOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202511,6bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kan döktün sen!!
10/10
·660 syf.·
2026 56. kitabı
"Kan mı dedin? Dünyanın her köşesinde çağlayanlar gibi akmış, günümüzde de akan kandan mı söz ediyorsun sen? Şampanya gibi akıtılan, insanların döktükleri karşılığında Capitol'de taçla ödüllendirildikleri, sonra da insanlığın kurtarıcısı diye yücelttikleri kandan mı söz ediyorsun?.. Biraz daha yakından, biraz daha dikkatli bak sen olaya Dunya! İnsanlara iyilik etmek istedim ben. Bu aptallığıma karşılık (aslında aptallık falan da değildi bu, düpedüz küçük bir yanlışlıktı; bu düşünce şimdi, başarısızlığa uğradıktan sonra, göründüğü gibi hiç de aptalca bir şey değildi... Aslında başarısızlığa uğrayan her iş aptalca görünür ya...) evet, bu aptallığıma karşılık binlerce iyi şey yapacaktım. Bu aptallığımla önce ilk adımımı atacak, bağımsızlığımı kazanacak, birtakım olanaklar edinecek, sonra bu aptallığımı bağışlatmak için sayısız yararlı işler yapacaktım... Gelgelelim daha ilk adımda, ilk adımda yelkenleri suya indirdim... Bir alçaktım ben çünkü! Bütün sorun bu işte! Ama ne olursa olsun, sizin bakış açınızdan gene de bakmayacağım olaya. Başarsaydım taçla ödüllendireceklerdi beni, oysa şimdi içeri atacaklar..." ​ Evet bu dizelerin bulunduğu romanın serüven yolculuğuna çıkıp, Dostoyevski’nin hangi duraklarda, hangi karakterleri, hangi ruh halleriyle, ördüğünü görebilmek için şimdi biraz geriye, o ilk adımların atıldığı zamana gidelim... Takvimler 1866 yılının Ocak ayını gösterdiğinde, Petersburg sokaklarında henüz kimsenin tanımadığı bir karakterin, Raskolnikov’un ilk ayak sesleri Ruski Vestnik dergisinin sayfalarında duyulmaya başladı. Ancak edebiyat tarihinin en tekinsiz tesadüfü tam da o tefrika günlerinde yaşandı; Dostoyevski, bu tefrikaları kaleme aldığı dönemde borç batağındaydı; kaldığı otelde yemek bile verilmeyecek kadar zor durumdaydı ama
İnceleme
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · İletişim Yayıncılık · 2019194,4bin okunma
10/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2026 51. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 07 Mart 2026 00:00
"PHAEDRA" "Herhangi bir yerde güvende miyiz ki?" diye sordum usulca. "Nihayetinde biz sadece bir kadınız." Ve böylece kadın yine suçlu bulundu. İnsanlık tarihi boyunca anlatılan her hikâyede, her efsanede, her destanda değişmeyen bir kural vardır: Suçlu hep aynıdır. Binlerce yıldır yazılan metinlerde, çizilen resimlerde, sahnelenen oyunlarda kadınlar ya kötüdür ya da kötü yola düşendir. Peki ya gerçek? Ya o hikâyelerin bir de öteki yüzü varsa? Eser, bizi bu soruyla yüzleştiriyor. Ve cevabı, mitolojinin en trajik kadın karakterlerinden Phaedra'nın hikâyesini okuyarak öğreniyoruz. Minotor efsanesini biliriz... Girit Kralı Minos'un karısı Pasiphae'nin bir boğayla birleşmesinden doğan canavar. Theseus'un labirente girip canavarı öldürmesi. Ariadne'nin ipliği. Kahramanlık, zafer, şan, şöhret... Peki bu hikâyede Phaedra nerede? Hiçbir yerde. Ya da sadece dipnotlarda. Girit Kralı Minos'un kızı Phaedra, politik zorunluluklar nedeniyle Atina Kralı Theseus ile evlenmek üzere Girit'ten ayrılır. Memleketinden, ailesinden, bildiği her şeyden koparılarak yabancı bir diyara gelin gider. Ama Atina sarayı onu hiç beklemediği bir gerçeklikle karşılar. Burası, kadınların erkeklerden köşe bucak saklandığı, aşağılandığı, hor görüldüğü bir yerdir. Kadınlar vahşice tecavüze uğrar, sesleri çıkmaz, çıkamaz. Theseus ise Phaedra'yı yok sayan, yanına yaklaşmayan kaba, bencil bir kraldır. Ona bir eş olarak değil, siyasi bir anlaşmanın parçası olarak bakar. Ve Hippolytus... Theseus'un oğlu. Kendini tanrıça Artemis'e adamış, kadınlardan nefret eden, onlara tepeden bakan bir genç. Onun gözünde kadınlar ya iffetsizdir ya da yoldan çıkarıcı. Temiz olan tek şey erkek dünyasıdır, erkek tanrılardır, erkek kahramanlıklarıdır.Phaedra, daha labirentten çıkmış Minotor'dan beter bir labirentin içinde bulur
Edebiyat
PhaedraLaura Shepperson · Eksik Parça Yayınları · 202618 okunma
1/10
·144 syf.··
2026 8. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 13 Şubat 2026 16:57
Kitabı bitirdim. Bu ne Allah aşkına? Yani inançsız bir insan laikliği savunup kötülük peşinde de bir tek iman sahipleri mi dünya iyisi? Sırlar dünyasından hiçbir farkı olmayan bu kitap asla benim fikirlerimle örtüşmüyor. Allah inancı olmayanları çok kötü gösterip iftiracı ve çirkinliklerle ifade edip inanç sahiplerini mağdur ve çok daha iyi niyetli göstermiş. Herkesin düşüncesi inancı kendinedir. Ve inançsız bir insanı özellikle laikliği savunduğunu belirterek direkt olarak kötü, pis düşünceli bir birey gibi tasvir etmek hiç hoş bir şey değil. Hiç ama hiç beğenmedim. Bir daha da kitaplarını okumayı düşünmüyorum. Laiklik üzerine bu kadar açıkça bir saldırı olacağını hiç düşünmemiştim. Vaktime yazık...
Kapına GeldimHalit Ertuğrul · Nesil Yayınları · 2020350 okunma
BU İNCELEME ZWEİG ELEŞTİRİSİDİR! / Modern Klasikler Dizisi -22-
5/10
·288 syf.··
2026 11. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 29 Ocak 2026 01:44
Bu kitap, hayatımda hem sevdiğim hem de nefret ettiğim ilk kitap oldu. Sebebini size izah edeyim. Bu eserle birlikte Zweig’ın 22 kitabını okumuş bulunmaktayım. Artık yazarımızın hastalıklı ve ucube zihniyetli tipik batı yazarlarından bir farkı olmadığını görüyorum. Zweig’ın eserlerini severim ama kendisinden her kitabında biraz daha soğuyorum. Özellikle bu kitaptaki Türk düşmanlığı beni son derece kızdırdı. Bunun yanında Zweig okuyanlar çok iyi bilir ki yazarımızda kadın aşağılama bağımlılığı var, bunu hemen hemen her eserinde tekrar tekrar betimler. Bu özelliğini Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu kitabında çok net görmekteyiz. Bunun sebebinin yetiştirilme biçimi olduğunu düşünüyorum, neden mi? Açıklayayım; Yahudilik tarihini uzun yıllar detaylı bir şekilde araştırdım ve bizzat yerinde gözlemledim. Bu karmakarışık saplantılı ırkı İsrail’de ki Ağlama Duvarın’da, sokaklarda ve kitaplarda inceledim. Yahudilik’te kadının söz hakkı yoktur. Kadının tek görevi soyun devamlılığı için üretmektir. Bu yüzden sürekli kuzenleriyle evlendirilir. Zweig’da bir Yahudi’dir. Aydın, sanatçı kişiliğine! rağmen kadınları bu denli aşağılaması bana hep itici gelmiştir. Eserlerinde, olay örgüsünde erkek karakterlerimizden birisinin başına bir aksilik gelirse bunu hemen hikayedeki kadınlardan bilir. Ve cümle içinde -Yine bir kadın yüzünden- şeklinde bir kalıp ekler. Bu kadar sığ ve bağnaz düşünceli bir adam, Avrupa’nın Güneşi veya Edebiyatın Aydınlık Yüzü ifadeleriyle göklere çıkarılıyor. Cengiz Aytmatov’da gördüğüm ana ve kadın sevgisi ile kadına duyduğu saygıyı, Zweig ile karşılaştırdığımda biri “Hakikatin Kalemi” diğeri ise sıradan bir novellacı olarak kalıyor benim nezdimde. Evet dili ve kalemi güçlü o noktada hakkını yemiyorum. Ancak süslü cümlelerle değil, gönülden gelen safi duygularla yazarlar
1000Kitap
İnsanlığın Yıldızının Yükseldiği AnlarStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20196,8bin okunma