8/10
·284 syf.··
Beğendi
·
2026 189. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 19:28
Zaman bir ilerleyiş degil ,aynı karakterlerin aynı rolleri oynadığı, kendi kuyruğunu yiyen bir canavardı... Ilk kez okuduğum bir yazardan bilim kurgu ve psikolojik bir romanla geldim . Serdar savunma sanayi için İha,Siha üreten bir firma sahibi .Akıllıca davranarak bu şirketi kuruyor ve 28 mühendis çalışanı var .Son derece kibirli ,mükemmeliyetçi bir adam.Her şey onun planladığı gibi olmalı . Bir gün pastanede sıra beklerken ,yanına paspal bir dilenci adam yaklaşıyor ve yanında bayılıyor. Serdar onu hastaneye götürüyor. Adam onun dinlediği şarkıyı biliyor ve Yunanca bir şeyler sayıklıyor. Bu Serdar ın dikkatini çekiyor ve adamı yalnız bırakmıyor. Hastanede Doktor Ezgi bakıyor Bekir Amca ya .Adamın felsefi konuşmaları onun da dikkatini çekiyor . Ayruk sa bir avukat .Plazanın birinde, büyük şirketlerin suçlu oldukları halde aklanmaya çalışıldiği davalar alınınca çalıştığı burodan ayrılıyor. Para ile satın alınamayan davaların peşine düşüyor. Deniz se fakir bir evde büyümüş ama gözü hep yükseklerde . Yollar kesişiyor evet ama nasıl? Serdar in dedesi ona eski püskü bir tüfek bırakmış. Yanında da değişik semboller olan bir defter .Bekir Amca da kazıda buldugu parşomenlerden bahsediyor. Serdar onları buluyor ve araştırmaya başlıyor. Luvice yazılmış semboller bunlar .. Araştırdıkca fizik kurallarına çıkıyor yollar .Bakalım sonra neler oluyor? Teknoloji nereye gidiyor? Nereye kadar gidecek bu gelişmeler?Zaman düz bir çizgi degil de acımasız bir sarmalsa? Pek bu tarz okumuyordum ana bu kitabı sevdim .. Kitapla kalın dostlar... Çıban Furkan Emre Aynur
ÇıbanFurkan Emre Aynur · Tilki Kitap · 202688 okunma
9/10
·284 syf.··
Beğendi
·
2026 43. kitabı
Teknoloji hayatımıza o kadar hızlı, o kadar agresif bir geçiş yaptı ki... Peki, bu kusursuz sistemlerin, insansız hava araçlarının ve plazaların soğuk duvarları arasında "insan" nerede kalıyor? Son zamanlarda beni hem en çok cezbeden hem de içten içe en çok ürküten kitaplardan biri oldu Çıban. Bilimkurgu ve distopya türünü seven biri olarak, özellikle IHA-1 ve IHA-2 ehliyet sahibi biri olan ben, İHA (Vortex) projesini geliştiren Serdar’ın dünyasına adım attığım an hikayenin içine çekildim. Ama bu sadece teknik bir bilimkurgu değil; insan ruhunun mekanikleşmeyle savaşı. Okurken yer yer öyle anlar oldu ki, kendimi Serdar ile bütünleşmiş, onun hissettiği o çaresiz kaybolmuşluk hissini kendi içimde duyar gibi buldum. Bir yanda teknolojinin büyüleyiciliğini sevip onu kucaklamak isterken, diğer yanda "Acaba ne olacak?" sorusunun getirdiği o git-geller... Sistemin kusursuzluğu arttıkça, insan zihninin ne kadar kırılganlaştığını görmek beni gerçekten ürpertti. Hem çekindiğim hem de elimden bırakamadığım, modern dünyanın getirdiği o tekinsiz yalnızlığı iliklerine kadar hissettiren bir ilk roman olmuş. Peki Siz teknolojinin bu kadar hızlı ilerlemesinden korkuyor musunuz, yoksa heyecan duyanlardan mısınız? Yorumlarda buluşalım!
ÇıbanFurkan Emre Aynur · Tilki Kitap · 202688 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
10/10
·
Beğendi
Bir zamanlar sadece barut kokusunun ve belirsizliğin sindiği Gabar’ın eteklerinde, bugün bam-başka bir destan yazılıyor. Henüz bir çocukken, gökyüzünde süzülen o ilk yerli İHA denemelerine tanıklık ettiğimde, bunun sadece bir uçuş değil, bir şehrin özgürlük ve huzur ilanı olduğunu bilmiyordum. Bugün Şırnak, gökyüzünde İHA/SİHA’ların kurduğu çelikten huzur kubbesiyle korunurken; yeryüzünde, vatan sevdalısı TPAO ve TPIC mühendislerinin alın teriyle petrolün bereketine kavuşuyor. Bu kitap; Gabar’ın tozlu yollarından gökyüzünün sonsuzluğuna uzanan bir dirilişin, terörden arınan toprakların “Petrol Başkenti”ne dönüşmesinin ve yerli millî imkânlarla yazılan gerçek bir başarı öyküsünün belgesidir. “Şırnak artık uzaklarda bir şehir değil; Türkiye;nin enerjisi ile gurur duyduğu, umudun parladığı bir fenerdir.”
Gökyüzünden Yeryüzüne ŞırnakHakan Vural · İkinci Adam Yayınları · 20260 okunma
Taşşâk-u Talat ve Fitnat çık zihnimden..
3/10
·136 syf.·
2026 2. kitabı
Eseri ilk kez okudum. Çeşitli sınavlara çalışırken içeriğine ve özetine hakim olmuştum. İlk yorumum Sami Efendi keşke hep ve sadece kâmus yazsa imiş. Edebi tür olarak bir ilk olması hasebiyle bu yönünü değerlendirmek haddim olmayacağı için es geçiyorum. Ele alınan konu çeşitli versiyonlarıyla hala taptaze önümüzde duruyor. Neler mi? Baskıcı bir baba, incir çekirdeğini doldurmayan sebeple karı boşama, kaynanalık nasıl yapılır örneği, kız kısmı çıkıp gezemez anlayışı, erkeklerin adam gibi sevdiğine açılamayışı, türlü dedikodular... En dikkatimi çeken kısım, kızın babası olduğunu bilmeden ona sırılsıklam aşık olan adam nasıl oluyor da birden babası olduğunu öğrendiğinde bu aşk dönüşüp baba sevgisine evriliyor.? Benim mantığım almadı. Bir diğer ilgimi çeken husus -o dönem yazılan diğer romanlarda da bunu gördüm- habire dur durak bilmeksizin bir hıçkırıklarla, yastığa gömülerek ağlama seansları. Mesela Araba Sevdası eserinde ağlamayı bile kelimelere dökmüştü yazar "hığ hığ hığ" diye, gülmekten ölmüştüm okurken. Ne diye bu kadar gözyaşı öne çıkarılıyor, dramatize ediliyor bilen varsa desin. Kanaatimce o ağır kederli, hüzünlü, acılı hali betimlemenin en kolay yolu, karakterlerin salya sümük ağladıklarını yazmak olsa gerek. Tuhaf. Sırf bir edebi eseri okumamış olmak için okudum. Hiç bir tesiri olmadı bende. Belki de kendi bencil bakış açımla baktığım için böyle oldu. Keyifli okumalar dilerim değerli okurdaşlar... Saygılarımla.... Bişnev...
Edebiyat
Taaşşuk-ı Talat ve FitnatŞemseddin Sami · Araf Yayınları · 201738,1bin okunma
Puan vermedi·360 syf.·
2026 8. kitabı
Felsefeyi merak edenler, gözünde büyütenler ya da “ya hu bu filozoflar ne diyor böyle?” diye düşünenler için güzel bir tanışma kitabıyla geldim. Bu kitapta filozofların zihnine şöyle bi bakıp çıkıyoruz :) Absürt bir benzetme olacak ama date uygulaması gibi düşünebilirsiniz: Her bölümde başka bir filozofla tanışıyor, onun hangi soruların peşine düştüğünü ve onu o yapan düşüncenin ne olduğunu öğreniyoruz. Artık hangisi ilginizi çekerse kahve eşliğinde onun kitaplarıyla devam edersiniz :D (Ihm biraz ciddiyet.) Kitap teknik bir kitap değil, yazarın dili de oldukça sade ve anlaşılır. Filozofların düşüncelerini akıcı ve keyifli hikâyelerle anlatıyor. Bu yüzden kitap felsefeye giriş için oldukça uygun. Eğer felsefe kitapları size biraz göz korkutucu geliyorsa ya da daha önce birkaç kitabı elinize alıp yarım bıraktıysanız, bu kitap o önyargıyı kırabilecek güzel bir başlangıç olabilir. Küçük bir not: Kitap Türkiye’de 60’tan fazla baskıya ulaşmış. Kitabın yazarı Nigel Warburton da Türkiye’de kitabının bu kadar çok okunmasına şaşırdığını bir tweetinde paylaşmıştı. (Bunu niye bu kadar okudunuz, diye de şaşırmazsın bee neyse :D) Velhasıl; kitap tavsiyedir efendim :)
Felsefenin Kısa TarihiNigel Warburton · Alfa Yayıncılık · 20208,3bin okunma
ESİR - Adem Özköse (İnceleme)
Puan vermedi·224 syf.··
2026 2. kitabı
Kitap, Adem Özköse'nin Suriye'deki son durumu gerçekliğiyle ortaya koyabilmek için bir belgesel çekme isteği üzerine 2012 9 Martta Suriye'ye kameramanı Hamit Coşkun ile beraber gitmesi ve orada Esed yanlısı Şii milislerce alıkonularak ardı ardına gelen esaret sürecini anlatıyor. Burada yaşananlar Adem Özköse'nin ve Hamit Coşkun'un yaşadıklarının anlatısı olsa da onların üzerinden bir halkın 10 yılı aşkın bir süreçte yaşadığı şiddet, tecavüz ve esaretin küçük yansımalarıdır. Kitapta işlenenlerden yaptığım çıkarımları yazıya dökmeden önce eseri özetlemek istiyorum. Zira ülkemizde var olan önyargılar, cahilane kabuller ve yönlendirilmiş öfke bu yapacağım çıkarımları düşmanca görecek ve geliştirilen refleksle vicdandan ve insanlıktan uzak bir tepkiyle değerlendirecektir. Yapacağım özet olayların kopuk kopuk derlenmesinden oluşacak olaylar örgüsünün anlaşılmasında aciz kalacaktır muhtemelen. ÖZET: Muhammed Şaban'ın Esareti; Muhammed Şaban Hama katliamından sonra oradaki müslümanlara yardım etmek amacıyla arkadaşlarıyla beraber Suriye'ye gitmiş. İhvan üyesi olmakla suçlanarak cezaevine girmiş. Ailesi 20 yıl sonra hayatta olduğunu öğrenmiş. Muhammed Şaban'ın Suriyeli Mahkumlarla İlgili Anlattıkları; Suriyeli mahkumlardan biri, evli ve iki çocuk babasıymış. 14 yıl ailesinden haber alamayınca eşi öldüğünü düşünerek başkasıyla evlenmiş. Bir süre sonra bu adamda cezaevine girmiş. Eski eş ve yeni eş bir müddet sonra tanışmışlar ve adam eşinin başkasıyla evlendiğini öğrenince göz yaşlarına boğulmuş. Muhammed Şaban, dönemin cumhur başkanı Abdullah Gül'ün girişimleriyle 23 yıl sonra kurtarılmış. Adem Öz Köse ve Hamit Coşkun'un Şii Milislerce Alıkonulması; Suriye geldiklerinin ertesi günü şii milislerce alıkonulup 11 gün esir edilmişler. Namluların sürekli üzerlerinde olduğu
1000Kitap
EsirAdem Özköse · Pınar Yayınları · 2019821 okunma