1/24
Bir tek saat, beş vakit namaza abdestle kâfi gelir. Acaba yirmiüç saatini şu kısacık hayat-ı dünyeviyeye sarfeden ve o uzun hayat-ı ebediyeye bir tek saatini sarfetmeyen; ne kadar zarar eder, ne kadar nefsine zulmeder, ne kadar hilaf-ı akıl hareket eder. Zira bin adamın iştirak ettiği bir piyango kumarına yarı malını vermek, akıl kabul ederse; halbuki kazanç ihtimali binde birdir. Sonra yirmidörtten bir malını, yüzde doksandokuz ihtimal ile kazancı musaddak bir hazine-i ebediyeye vermemek; ne kadar hilaf-ı akıl ve hikmet hareket ettiğini, ne kadar akıldan uzak düştüğünü, kendini âkıl zanneden adam anlamaz mı?
Az gelişmiş aşklar ülkesi :))
Az gelişmiş aşklar ülkesi olarak dünya milletleri arasında ön sıraları işgal ediyoruz. Birleşmiş Milletler istatistiklerine göre ancak Nijerya ve Gana bizden daha az gelişmiş. Aşık olma oranı yüz binde 42. Beş yıllık plan %100 gerçekleştiği takdirde bu oran 1980’de yüz binde 86 olacak. Gene yeterli değil. Planlama örgütünde herkes evli olduğu için, meselenin üzerinde çok durmuyorlar. 5 yıllık planın uygulanmasına geçeli bizim sınıftan yalnız Güner aşık oldu; o da bir bar artistine. Cinsi aşk olduğu için sayılmadı. Aşkta geriyiz de başka şeylerde ileri miyiz sanki? Yalnız trafik kazalarında birinciyiz. Buyrun bakalım. Binde dört onda iki. Gururumuza dokunuyor. Selim kadar olamıyoruz. Ayrıca, büyük şehirlerde bir bakıma yüksek görünen bu oran, köylere doğru gittikçe azalıyor. Milli gelirin dağılımı gibi. Aşk sağlığı enstitüsünün bültenine göre, 1 yıl içinde sadece 12,716 muhallebicide buluşma, 7008 durakta buluşma (bunun 1825’i gerçekleşmemiş), 1462 çeşitli açık yer gezintisi (parklar, kırlar, adalar vs.) ve yalnız 612 sinema locası olayı tespit edilmiş. Buna gizli aşkları da ekleyin. Gizli aşk sayısının da, ihtimal hesaplarına göre 4,600 kadar olduğu tahmin ediliyor. Emniyet genel müdürlüğünün tespit ettiğine göre de (yuvarlak olarak) 126,800 bakıp da iç geçirme, 44,000 otobüs ya da dolmuşta hafifçe temas, 4,200 peşinden gidip de vazgeçme, 850 eve kadar izleme ve 15,700 uzaktan aşık olma ve sadece (bu sayı kesin) 814 ümitsiz aşk olayı kaydedilmiş. Bu arada, park bekçileri, 82,000 kadar çifti düdük çalarak, tabanca çekerek ve benzeri tehditlerle korkutmuş. Parklar, bahçeler ve kırlar genel müdürlüğüne göre de, 60,000 papatya sevgi falı için koparılmış ve aşıkların üzerinde uzandığı 28,000 metrekarelik bir sahanın çimleri ezilmiş. Tahmini zarar, yarım milyon lira
Sayfa 450·Kitabı okuyor
Kitap Alıntısı
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
"Az gelişmiş aşklar ülkesi olarak dünya milletleri arasında ön sıraları işgal ediyoruz.  Birleşmiş Milletler istatistiklerine göre ancak Nijerya ve Gana bizden daha az gelişmiş. Aşık olma oranı yüz binde 42. Beş yıllık plan %100 gerçekleştiği takdirde bu oran 1980’de yüz binde 86 olacak. Gene yeterli değil. Planlama örgütünde herkes evli olduğu için, meselenin üzerinde çok durmuyorlar. 5 yıllık planın uygulanmasına geçeli bizim sınıftan yalnız Güner aşık oldu; o da bir bar artistine. Cinsi aşk olduğu için sayılmadı. Aşkta geriyiz de başka şeylerde ileri miyiz sanki? Yalnız trafik kazalarında birinciyiz. Buyrun bakalım. Binde dört onda iki. Gururumuza dokunuyor. Selim kadar olamıyoruz. Ayrıca, büyük şehirlerde bir bakıma yüksek görünen bu oran, köylere doğru gittikçe azalıyor. Milli gelirin dağılımı gibi. Aşk sağlığı enstitüsünün bültenine göre, 1 yıl içinde sadece 12,716 muhallebicide buluşma, 7008 durakta buluşma (bunun 1825’i gerçekleşmemiş), 1462 çeşitli açık yer gezintisi (parklar, kırlar, adalar vs.) ve yalnız 612 sinema locası olayı tespit edilmiş. Buna gizli aşkları da ekleyin. Gizli aşk sayısının da, ihtimal hesaplarına göre 4,600 kadar olduğu tahmin ediliyor. Emniyet genel müdürlüğünün tespit ettiğine göre de (yuvarlak olarak) 126,800 bakıp da iç geçirme, 44,000 otobüs ya da dolmuşta hafifçe temas, 4,200 peşinden gidip de vazgeçme, 850 eve kadar izleme ve 15,700 uzaktan aşık olma ve sadece (bu sayı kesin) 814 ümitsiz aşk olayı kaydedilmiş. Bu arada, park bekçileri, 82,000 kadar çifti düdük çalarak, tabanca çekerek ve benzeri tehditlerle korkutmuş. Parklar, bahçeler ve kırlar genel müdürlüğüne göre de, 60,000 papatya sevgi falı için koparılmış ve aşıkların üzerinde uzandığı 28,000 metrekarelik bir sahanın çimleri ezilmiş. Tahmini zarar, yarım milyon lira
Sayfa 450 - Olric·Kitabı okudu
Az gelişmiş aşklar ülkesi olarak dünya milletleri arasında ön sıraları işgal ediyoruz. Birleşmiş Milletler istatistiklerine göre ancak Nijerya ve Gana bizden daha az gelişmiş. Aşık olma oranı yüz binde 42. Beş yıllık plan %100 gerçekleştiği takdirde bu oran 1980’de yüz binde 86 olacak. Gene yeterli değil. Planlama örgütünde herkes evli olduğu için, meselenin üzerinde çok durmuyorlar. 5 yıllık planın uygulanmasına geçeli bizim sınıftan yalnız Güner aşık oldu; o da bir bar artistine. Cinsi aşk olduğu için sayılmadı. Aşkta geriyiz de başka şeylerde ileri miyiz sanki? Yalnız trafik kazalarında birinciyiz. Buyrun bakalım. Binde dört onda iki. Gururumuza dokunuyor. Selim kadar olamıyoruz. Ayrıca, büyük şehirlerde bir bakıma yüksek görünen bu oran, köylere doğru gittikçe azalıyor. Milli gelirin dağılımı gibi. Aşk sağlığı enstitüsünün bültenine göre, 1 yıl içinde sadece 12,716 muhallebicide buluşma, 7008 durakta buluşma (bunun 1825’i gerçekleşmemiş), 1462 çeşitli açık yer gezintisi (parklar, kırlar, adalar vs.) ve yalnız 612 sinema locası olayı tespit edilmiş. Buna gizli aşkları da ekleyin. Gizli aşk sayısının da, ihtimal hesaplarına göre 4,600 kadar olduğu tahmin ediliyor. Emniyet genel müdürlüğünün tespit ettiğine göre de (yuvarlak olarak) 126,800 bakıp da iç geçirme, 44,000 otobüs ya da dolmuşta hafifçe temas, 4,200 peşinden gidip de vazgeçme, 850 eve kadar izleme ve 15,700 uzaktan aşık olma ve sadece (bu sayı kesin) 814 ümitsiz aşk olayı kaydedilmiş. Bu arada, park bekçileri, 82,000 kadar çifti düdük çalarak, tabanca çekerek ve benzeri tehditlerle korkutmuş. Parklar, bahçeler ve kırlar genel müdürlüğüne göre de, 60,000 papatya sevgi falı için koparılmış ve aşıkların üzerinde uzandığı 28,000 metrekarelik bir sahanın çimleri ezilmiş. Tahmini zarar, yarım milyon lira
Sayfa 450·Kitabı okudu
Edebiyat
Bir kere daha tekrar edelim ki, islâmî idârede hiyerarşinin teessüsü için emredilmiş usûlî bir kaide mevcud değildir. Bunun mânâsı, bu mes'elenin maslahata göre hareket edilmek üzere içtihada havâle edilmiş olmasıdır. Ashâb-ı Kiram Hazerâtı'nın ise, hepsi de müctehiddir. Bu itibarla onların tatbikatında tebellür etmiş bulunan her şekil, bir ictihadî rey demektir. Böyle olduğu hâlde, alevî bulaşığı bir kısım adamlar, Sahabe'nin tatbikatındaki şu gerçekleri nasıl da bilmemezlikten gelebiliyorlar: Evvelce zikretmiş olduğumuz üzere Hz. Ömer'e ölüm döşeğinde soruldu: "-Yerine oğlun Abdullah'ı seçelim mi?!." Cevap: "-Hayır, bir evden bir kurban yeter!.." Peki, Hz. Ömer, bu teklif karşısında acaba niçin: “-Hayır, bu iş, babadan oğula geçmek sûretiyle olmaz!.." demiyor!.. Eğer bu usûl, iddia edildiği gibi İslâm’ın ruhuna taban tabana zıd olsa idi, Hz. Ömer'in adem-i kabulü, evveliyetle bu sebebe istinad etmesi gerekmez miydi?!. Yoksa O'nun, yükün ağırlığı sebebine dayadığı îtirazı karşısında oğlunu vikâye gayretini, islâmî prensibi korumaya tercih ettiği mi söylenecek!.. Olabilir, Acemler, Hz. Ömer'i -ihtimal İran'a İslâm'ı ulaştırdığı için- sevmezler ve böyle söyleyebilirler!.. Peki, şuna ne buyururlar: Hz. Ali'ye de ölümü yaklaştığı anda sordular: "-Senden sonra oğlun Hasan'a bîat edelim mi?!." Cevap: "-Bunu size ne tavsiye ederim, ne de yapmayınız derim!.." Yine iddia edildiği gibi "Saltanat belâsı" onbeş asırlık İslâm tarihinin en büyük yarası ise, Hz. Ali, bunu niçin şiddet ve nefretle reddetmemiştir. Şu gerçekler hangi kaynağa bakılsa açıkça görüleceği hâlde, bu nâdânlar ne cesâretle müslüman mahallesinde salyangoz satabilmektedirler?!. Usûl-i verâseti ihdas eden Hz. Muâviye de bir sahâbe değil mi?!. Hz. Ali ile vâki ihtilâflarda Hz.Muâviye'nin yalnız olduğunu
Sayfa 515·Kitabı okudu
"Az gelişmiş aşklar ülkesi olarak dünya milletleri arasında ön sıraları işgal ediyoruz. Birleşmiş Milletler istatistiklerine göre ancak Nijerya ve Gana bizden daha az gelişmiş. Aşık olma oranı yüz binde 42. Beş yıllık plan %100 gerçekleştiği takdirde bu oran 1980'de yüz binde 86 olacak. Gene yeterli değil. Planlama örgütünde herkes evli olduğu için, meselenin üzerinde çok durmuyorlar. 5 yıllık planın uygulanmasına geçeli bizim sınıftan yalnız Güner aşık oldu; o da bir bar artistine. Cinsi aşk olduğu için sayılmadı. Aşkta geriyiz de başka şeylerde ileri miyiz sanki? Yalnız trafik kazalarında birinciyiz. Buyrun bakalım. Binde dört onda iki. Gururumuza dokunuyor. Selim kadar olamıyoruz. Ayrıca, büyük şehirlerde bir bakıma yüksek görünen bu oran, köylere doğru gittikçe azalıyor. Milli gelirin dağılımı gibi. Aşk sağlığı enstitüsünün bültenine göre, 1 yıl içinde sadece 12,716 muhallebicide buluşma, 7008 durakta buluşma (bunun 1825'i gerçekleşmemiş), 1462 çeşitli açık yer gezintisi (parklar, kırlar, adalar vs.) ve yalnız 612 sinema locası olayı tespit edilmiş. Buna gizli aşkları da ekleyin. Gizli aşk sayısının da, ihtimal hesaplarına göre 4,600 kadar olduğu tahmin ediliyor. Emniyet genel müdürlüğünün tespit ettiğine göre de (yuvarlak olarak) 126,800 bakıp da iç geçirme, 44,000 otobüs ya da dolmuşta hafifçe temas, 4,200 peşinden gidip de vazgeçme, 850 eve kadar izleme ve 15,700 uzaktan aşık olma ve sadece (bu sayı kesin) 814 ümitsiz aşk olayı kaydedilmiş."
1000Kitap