tavda

tavda
@iileto
anlaşılmayı her zaman reddettim.anlaşılmak kendini satmaktır.aşık olmak yalnızlıktan usanmaktır;bu yüzden bir korkaklıktır,kendimize ihanettir.geçmişim olamadığım her şeydir.hep uyanmanın sınırındaymışım gibi hissediyorum.japon çay fincanlarımdan birisi kırıldığında,gerçek nedenin bir hizmetçinin özensiz ellerinin değil o porselenin kıvrımlarına yerleşen desenlerin kaygıları olduğunu düşünürüm.
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
ama dediğim gibi en büyük hatam insanlardan cümlelerimi bitirmelerini beklemekti... hayatımın belli bir dönemine kadar hep böyle yaptım zaten..gözlerinin içine baktım "beni bilsinler" "beni tamamlasınlar" diye.
hayat ne kadar yaşanmamışsa ölümden o kadar korkarsınız.
Her şey bana yabancı,her şey,bana ait bir insan yok,bu yarayı kapatacak bir yer yok.Burada ne yapıyorum,bu hareketler,bu gülüşler ne anlama geliyor?Buralı değilim başka bir yerden de değilim.Yüreğimin hiçbir destek bulamadığı bu yerde dünya bilinmeyen bir görüntüden başka bir şey değil.
geleceğe dair olasılıkları daraltan yollar ölümcül birer tuzağa dönüşebilirler.insanlar bir labirentin içindeyken yollarını bulup ilerleyemeyebilirler; onlar karşılarında uzanan eşsiz fırsatlarla dolu engin bir ufku tararlar.bir labirentin daraltılmış bakış açısı anca burunlarını kuma gömen yaratıklara uygundur. cinsel kökenli eşsizlikler ve farklılıklar, türlerin yaşamını koruyan şeylerdir.