Fırkanın erkânıharp zabiti beni çalışma odasına kabul etti. Gayet sinirliydi ve maalesef anladım ki teşebbüsün neticesinden beni mesul tutma gayreti içindeydi. Mesela, parmağını haritaya koyup şöyle sualler soruyordu: "Niçin sola sapıp şu irtibat hendeğine girmediniz?" Bu sorulardan fark ettim ki içinde artık sağ ve sol gibi mevsimlerin olmadığı bir karışıklık onun tasavvur kudretinin dışında kalıyordu. Onun için bütün teşebbüs bir plan idi, bizim için ise ihtirasla yaşanmış bir hakikat.
İçinde bulunduğum ölüme benzer bitkinliğin içine şimdi bir saadet şuuru karışıyordu; bu his gittikçe kuvvetlendi ve haftalarca içimde kaldı. Ölümü düşündüm, fakat bu beni tedirgin ermedi. İçinde bulunduğum bütün şartlar gözüme hayret edilecek derecede basit görünüyordu; “Tamamsın, her şey yolunda," şuuru içinde uykuya dalmışım.