Tanabay paslı bukağıları inceleyince yapan ustanın işçiliğine hayran kaldı. Eski Kırgız ustalarının işiydi bu. Fakat o güzelim ata mesleği ölmüş, işini bilen kimse kalmamıştı. Kimin işine yarardı şimdi zincirli köstek? Fakat unutulan bunca mesleğe üzülüyordu insan. Gümüşten, bakırdan, ağaçtan, deriden yapılan eşyalar, süsler ne güzel şeylerdi! Bunların değeri daha çok güzelliklerinden ileri geliyordu. Her birinin ayrı bir yapılış özelliği vardı bu atadan kalma eşyaların. Şimdi öyle miydi ya? Bardaklar, kaşıklar, küpeler, taslar, tabaklar bir kalıp üstüne alüminyumdan basılıp basılıp piyasaya sürülüyordu. Nereye gidersen git, her yerde aynı eşyalar. Aynı şeyleri göre göre insana bıkkınlık geliyordu.
Genel Başkan Necmettin Erbakan dahil, Refah Partisi'nin tüm yöneticileri, kendilerine oy getirdiği inancıyla hemen her konuşmalarında, okullarda ve hatta devlet dairelerinde başörtüsü ile öğrenim görme ve çalışmanın Anayasal bir hak olduğunu ısrarla iddia ederek halkı kışkırtmışlar, eylemler düzenlemişler, hatta Genel Başkan Erbakan "iktidar olduklarında rektörlerin başörtüsüne selam duracağını" bir seçim konuşmasında ileri sürebilmiştir.
"Başörtüsü" konusunda yapılan eylemlerin yaygınlığı, bu hususta parti üyelerince ve yöneticilerince binlerce konuşma yapıldığının dikkatli televizyon izleyicilerince dahi açıklıkla saptanması karşısında ; bu partinin yalnız bu konudaki eylemleri, söz ve davranışları bile , laikliğe aykırı eylemlerin odağı haline geldiğini kabule yeterlidir.
Fransız Yazar Elizabeth Badinter şöyle diyor: "Cumhuriyet okuluna giderken, insanlar farklılıklardan arınmalılar. Bunun sonu yok. Bugün türbana 'evet' derseniz, yarın, Teleban'ın tepeden tırnağa kapalı gözleri bile görünmeyen kızlarına ne diyeceksiniz? Unutmayın ki , bazı ülkelerde, kadınlar başlarını kapatmadıkları için öldürülüyorlar."
Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı, Cumhuriyet, 24 Ekim 1997.·Kitabı okuyor
En az eylem ilkesi -gerçekte durağan eylem ilkesi- fiziğin klasik yasalarının en derli toplu biçimidir. Bu basit kural (bir tek satıra yazılabilir) her şeyi özetler!
"Hayatta hiçbir şey, uğrunda ölmek için istenmez. Her şey yaşamamız için olmalıdır. Hatta biraz ileri gideyim, kendi yaşamamız için... Sen kafanın içindeki yokluğa o kadar saplanmışsın ki, derhal uğrunda can feda edecek bir şey arayarak ikinci bir yokluğa dalmak istiyorsun! Yaşamak, herkesten daha iyi, herkesten daha üstün yaşamak, insanlara hâkim olarak, kuvvetli, belki de biraz zalim olarak yaşamak... Dünyada bundan başka istenecek ne vardır? Hayatını bu gayeye vakfet, görürsün, nasıl birdenbire canlanacaksın!"
"Hepimiz insan yaradılışında bu kadar çok kötülüğün bulunabilnesinin şaşkınlığına düşmüştük. Zaman içinde onların yerine daha ileri gidebilenler gelince ve bu yeniler daha beter çıkınca, herkes eskiden kötü sayılanların şimdi nasıl olup da işlemlerinde tam efendice davranmışlar gibi göründüklerini birbirine sormaya başladı. Yenilerin ardından gelen üçüncü topluluk ise, adaletsizlikte ikincileri geride bıraktı."