Alex adını vereceğim kırk yaşındaki bir adamın hikâyesini ele alalım. Alex’in eşi Julia, onun cinsel tercihlerinde bir değişimin varlığını fark etmişti. Onu tanıdığı yirmi yıl boyunca ilk kez çocuk pornografisine ilgi duymaya başlamıştı. Üstelik öyle böyle bir ilgi de değildi bu. Bütün zamanını çocuk pornografisi sitelerine girip dergi toplayarak geçirmeye başlamış, bir masaj sa­lonundaki genç bir kadından ilişki talebinde bulunacak kadar da ileriye götürmüştü işleri. Bu, daha önce kesinlikle yapmadığı bir şeydi. Evlendiği adamı artık tanıyamaz hale gelen Julia, ondaki bu davranış değişikliği karşısında korkmaya başlamıştı. Tüm bunlar­la eşzamanlı olarak, artan baş ağrılarından şikâyet ediyordu Alex. Julia bunun üzerine onu bir aile hekimine götürdü, o da Alex i bir nöroloğa yönlendirdi. Uygulanan beyin taramasında beynin "orbitofrontal korteks”adı verilen bölgesinde büyük bir tümörün varlığı saptandı. Beyin cerrahları tümörü aldıktan sonra, Alex’in cinsel davranışları da normale döndü.Alex’in öyküsü, derin ve merkezi bir noktaya ışık tutmaktadır: Biyolojiniz değişince kararlarınız, istekleriniz ve tutkularınız da değişebilir. Doğal farz ettiğiniz güdüler (“Ben bir hetero/homosek- süelim,” “Çocuklar/yetişkinler beni çeker,” “Saldırgan/uysal bir yapım var,” vs.), aslında nöral mekanizmanın incelikli ayrıntıla­rıyla belirlenir. Bu tür güdüler merkezinde davranmanın genelde bir özgür seçim meselesi olduğu düşünülse de, kanıtlarla ilgili en üstünkörü inceleme bile bu varsayımın sınırlarını gözler önüne se­rer.
Çocukların dünyayı keşfetmesine ilgi duyan ve onlara bu fırsatı veren bir ortam, çocuklar için em sağlıklı gelişim ortamıdır.
Sayfa 18
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Kitaplardaki eros daha ilgi çekici, okurken sessizlik lezzetli
Roman'ın her tarafında Eros'la karşılaşmak da biz okurların payına düşüyor. 'Kitap okuyanlar gizlenen insanlardır. Kim olduklarını gizlerler.
Sayfa 36
Kitap Alıntısı
Tuhaf ama İlgi Çekici
Ama Kabil yaşadı, çocukları oldu, Habil ise sadece öyküde yaşıyor. Biz Kabil’in evlatlarıyız. Binlerce yıl sonraki bir asırda, bizim üç yetişkin adam olarak oturup bu cinayeti sanki dün King City’de işlenmiş ve henüz mahkemesi görülmemiş gibi tartışmamız tuhaf değil mi?
Sayfa 292·Kitabı okuyor
Kinyas ve Kayra - Hakan Günday - Syf189
"... yüzde yüz aşk..." Tabii bütün bunlar eski günlerde kaldı. Uzun zamandır böyle bir ilgi hissetmiyorum kimseye karşı ve artık denge ile dengesizlik de bir şey ifade etmiyor. Çünkü ikisi de ayakta duranlar için ve ben uzun zamandır yatıyorum, bedenim yürüse de. Benim düşme kaygısı taşımama imkan yok ve kendimi, zihnimi ilgilendiğim konulara eşit şekilde bölmem için daha da az nedenim var. Çünkü zihnim o kadar kalabalık ki; uzaktan siyah ve boş gözüküyor."
Sayfa 189·Kitabı okudu
Alıntı
"Yine o müminler, emanetlere ihanet etmezler, verdikleri sözlerin gereğini yerine getirirler ve ahde vefa gösterirler." Ahde vefa, insanın sözünde durması, vaadini yerine getirmesidir. Yine vefa insanın borcunu zamanında ödemesi; arkadaş ve dostlarıyla sevgi ve dostluk bağını devam ettirmesi, kendisine yapılan iyilikleri unutmaması demektir. Bu güzel özellikleri taşıyan kimselere vefakår ya da vefalı kişi denilir. Vefakarlığın zıddı ise nankörlüktür. Nankörlük, İyiliğin değerini bilmemek veya kendisine yapılan İyiliği unutmak, görmezden gelmektir. Peygamberimiz (sas) kendisine yapılan iyilikleri hiçbir zaman unutmamış, yıllar geçse de bu iyilikleri en güzel şekilde takdir etmiştir. O, iyiliste ve iyilere elinden geldiği kadar, hem sözleriyle hem de davranışlarıyla en güzel şekilde Marşılık vermiştir. Hatta iyilik kendisine yapılmasa bile, onu yapan kişileri takdirle karşılamış ve ödüllendirmiştir. Peygamberimizin (sas) vefakârlığının bir örneği olarak eşi Hz. Hatice'nin ölümünden sonra onun hatırasını yaşatmasını ve onu daima güzelliklerle anmasını zikredebiliriz. O (sas), eşi Hz. Hatice'nin ölümünden yıllar sonra ellerine geçen bir et için, "Hatice olsaydı mutlaka bu etten falan arkadaşına da verirdi." diyerek o etten bir parçayı Hz. Hatice'nin eski bir arkadaşına göndermiştir. Yine hayatında hiç karşılaşmadığı, hiçbir iyiliğini de görmediği, cömertliği ile meşhur olmuş Hatim et-Täî'nin kızı Seffäne Müslümanların eline esir düştüğünde o kıza, belki de babasının insanlara yaptığı iyilikler dolayısıyla daha çok ilgi göstermiştir.