💬 Bence insan kaderine hükmedebilir. İstediğimiz her şeye ulaşmanın mutlaka bir yolu vardır. Yeter ki denemekten vazgeçmeyelim.
💬 İnsanların kalplerini birbirine bağlayan en güzel köprülerden biridir sanat. Kalpleri birbirine kavuşturur.
💬 Bazen insan yaşarken mutluluğun içinde olduğunu fark etmez. Ama yıllar sonra dönüp baktığında anlar.
💬 Mutluluğumuzu mümkün olduğunca uzatmaya çalışırız. Ama ne kadar uzatırsak uzatalım, bir gün sona erecek ve o acıyı yaşayacağız. O acıdan kaçış yoktur. Hatta bence mutluluğu mutluluk yapan da tam olarak o acılardır.
💬 Bazı şeyler bir daha geri dönmez. Bunu bile bile içinde umut beslemek, kalbe yapılabilecek en büyük işkencedir.
💬 Unutmanın en ilginç yanı ise, unuttuğunda unuttuğunu fark etmemen. Unuttuğun şeyler, hiç yaşanmamış olanlarla birbirine karışır. Sanki hiç olmamış gibi...
🖋️ Hikayemi profilimdeki hikayeler bölümünden okuyabilirsiniz. Keyifli okumalar☺️
Bilinç Problemi Üzerine Beş Kitabın Ardından: Bir Okur Olarak Vardığım Kanaat
Adam Zeman'ın Bilinç Kullanım Kılavuzu, Sultan Tarlacı'nın Bilinç, Saffet Murat Tura'nın Histerik Bilinç, Türker Kılıç'ın Yeni Bilim: Bağlantısallık - Yeni Kültür: Yaşamdaşlık ve İsmail Hakkı Aydın'ın Frekansa Büründüm Beyin Diye Göründüm adlı eserlerini okuyup incelemelerini yazdıktan sonra..
#306074760#305868796#304908089#304509986#303378558
..zihnimde giderek netleşen bir kanaat oluştu: Bilinç problemi, bugün hâlâ çözülmüş değildir.
Fakat daha önemlisi, bilinç probleminin çözülememiş olması onun yok olduğu anlamına da gelmemektedir.
Bu yazarların hiçbiri bilinci açıklamış değildir; fakat hiçbirisi de bilinci yok saymamaktadır.
Çağdaş bilinç tartışmalarında asıl ayrım burada ortaya çıkmakta sanırım.
Aslında bu beş kitabın ortaklaştığı temel nokta tam olarak budur.
Uzun yıllar boyunca modern bilim, özellikle de nörobilim, insan zihnini açıklama konusunda büyük başarılar elde etti.
Beynin hangi bölgesinin hangi işleve karşılık geldiği, hafızanın nasıl oluştuğu, duyuların nasıl işlendiği, nöronların nasıl iletişim kurduğu ve düşünmenin hangi biyolojik süreçlerle ilişkili olduğu konusunda muazzam bir bilgi birikimi ortaya çıktı.
Ancak bütün bu başarıların ortasında hâlâ cevaplanamayan bir soru durmaktadır: Beyin faaliyetleri neden öznel deneyim üretmektedir?
Bu hafta ilginç bir deneyim yaşıyorum . Toplum ve insana ait çoğu uyaranın minimum seviyede olduğu bir ortamda. Biraz ürkütücü , ama merak ve heyecan da içeriyor .
İki benlik arasında ilk defa bu kadar net bir çizgi üzerinde durmaya çalıştım :
>İlişkisel benlik: Başkalarıyla etkileşim içinde ortaya çıkan ben.
>Varoluşsal benlik: Hiçbir rolüm, görevim ve tanıklık eden kimse olmasa da var olmaya devam eden ben.
Ben, bana bakan gözler olmadan kimim?
Bunların hangisi gerçekten benim seçtiğim değerler?
Bunları sorabileceğim Nietzsche ve psikoloji okumaları imdada yetişiyor.
Quasimodo
@Ysryrdsvn
·
Kendim hakkında belirlenmiş bir şeye inanmaya karşı bir tür isteksizlik olmalı bende...
GÜNEŞ DOĞUDAN DOĞAR
Orta Asya’dan Nizam-ı Âlem’e
SELİM GÜRBÜZER
Uzun yıllar uğraşı sonucu oluşan Güneş Doğudan Doğar adlı eserim 2022 yılının son aylarında Kitap Yurdu Doğrudan Yayıncılıktan (KDY) okuyucuyla buluşup, yayımlanan eserim 9 ayrı bölümden oluşmakta. Ve bu eser 454 sayfa hacimlidir.
Kitabın önsözünde şu ifadelere yer verdim:
“Allah-ü Teâlâ ve Tekaddes Hazretlerine sonsuz hamdu senalar, Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v)’e salat ve selam olsun.
Eser incelendiğinde Orta Asya’dan başlayan bu kutlu yolun Balkanlar’a uzandığını, oradan da Viyana kapılarına kadar uzandığını görürüz. Orta Asya’dan başlayan bu koşunun hem maddi hem de manevi cephesini okuyucuya ilginç geleceğini umduğum bir üslup çerçevesinde dikkatinize sunmaya çalıştığım görülecektir. Tabii ki, bu uzun soluklu koşuyu bir solukta anlatmanın mümkün olmadığının idrakiyle ortaya karınca kararınca ne koyabilirsek buna da şükretmemiz gerekecektir. Hem nasıl şükretmeyelim ki, hele bilhassa tarihi süreç içerisinde Başbuğu Hakanlara ışık saçan Gönül Sultanlarının manevi tasarruf ve sohbet iklimi altında bu eseri kaleme almanın hazzını almak bile başlı başına bizim için büyük bir nimet olsa gerektir.. Bu nedenledir ki eserin hazırlanmasında yaklaşık 10 yıllık bir süre içerisinde büyük bir titizlikle defalarca gözden geçirip olgunlaştığına kanaat getirdiğim noktada 2022 yılın son ayı itibariyle vira bismillah deyip siz değerli okuyucularımın beğenisine sunmuş durumdayım. Oldu ya, şayet anlatılması gereken gözden kaçan hususlara değinmeyip ya da anlatımlarımızda sürçülisan babından hatalarımız olduysa da şimdiden okuyuculardan bizleri mazur görmelerini dilerim.
Her ne kadar Orta Asya’dan Nizam-ı âleme giden yolun tarihi akış çerçevesini tam